<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903</id><updated>2012-02-17T04:23:12.255+02:00</updated><category term='alıntıladıklarım'/><category term='tomris uyar'/><category term='Calvin ve Hobbes'/><category term='2009'/><category term='Nisan filmlerim'/><category term='kitap'/><category term='mim'/><category term='sidikli kontesim fotoğraf'/><category term='sevgili günlük'/><category term='yanıbaşımdaki tarla'/><category term='Ekim filmleri'/><category term='sam toft'/><category term='puzzle'/><category term='pencerem'/><category term='sinema keyfi'/><category term='Eylül filmleri'/><category term='aralık filmlerim'/><category term='müzik'/><category term='pirinç'/><category term='serbest salınım'/><category term='2010 filmlerim'/><category term='10'/><category term='çingene'/><category term='akın amca'/><category term='Sandığımdaki sandık içi'/><category term='Theo Angelopoulos'/><category term='&#xA;kısa film'/><category term='2011 filmlerim'/><category term='bilge karasu'/><category term='Kasım filmlerim'/><category term='Ağustosfilmleri'/><category term='unutulmazlar'/><category term='hüseyin amca'/><title type='text'>çello çalan kedi</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>429</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-7580298811015734949</id><published>2012-01-09T22:40:00.001+02:00</published><updated>2012-01-09T22:40:25.684+02:00</updated><title type='text'>Çenesi tutulan Çello çalan Kedi</title><content type='html'>Kimi sayfalarda&amp;nbsp;"yazmaya ara veriyorum" ya da "buraya kadarmış" içerikli postlara denk geliyordum. Sessizliğe karışıp kaybolmuş nice günlük var halihazırda. Amacım onlardan birine dönüşmek değildi. Planlı, programlı bir sessizlik hedeflememiştim. Öyle olsaydı giderken en azından bir beşlik çakar öyle giderdim. Sonuçta sürekli yazarak her güne bir post döşemek zorunda değildim, burası benimdi. İster yazar ister susardım. Nasılsa canım isteyince yeniden yazmaya başlardım. Bunun için kendime zaman tanıdım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelen maillerden sonra en azından buraya bir iz koymanın zamanı geldiğinin iyiden iyiye farkına vardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O uzun sessizliklerden sonra başlamak da ne zor. En azından şunu söyleyeyim, sağlıklıyız. Pirinç gittikçe gençleşiyor misal. Yaşını başını almış bir kedi gibi köşesine çekilip etrafı süzen bir prensesten çok zıpır gencecik bir çıtır kıvamında.&amp;nbsp;Keyfi yerinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuzum kimi zaman çok çalışmaktan kimi zaman benle uğraşmaktan eh evet yorgun ama bezgin değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, akşam olup üçlü kanepemizde battaniyemiz, solumda Oğuz, sağımda Pirinç, kimi zaman My name is Earl, House, Fringe, Californication filan&amp;nbsp;izlerken&amp;nbsp;evet kesinlikle dinleniyorum. Neredeyse hiç okumuyorum. Ne kitap, ne gazete, ne blog... Haberlere ara sıra bakıyorum, Başbuğ'un tutuklandığını, Uludere olayını, İran ve Usa arasında Hürmüz krizi yaşandığını filan biliyorum, o&amp;nbsp;kadar da değil:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle günlük. Pek çok şey yaşanmıştır mutlaka, kah çok sevinmişimdir, kah pek üzülmüş endişe denizlerinde derinlere dalıp gitmişimdir, kah günü sıradan kapatmışımdır, öyle ya da böyledir. Ama ben buralardayımdır, bilesin. Çenesi tutuk da olsa neticede bir kediyim. Öyleyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-7580298811015734949?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/7580298811015734949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=7580298811015734949&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7580298811015734949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7580298811015734949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2012/01/cenesi-tutulan-cello-calan-kedi.html' title='Çenesi tutulan Çello çalan Kedi'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-1518682191538244206</id><published>2011-11-04T17:44:00.001+02:00</published><updated>2011-11-04T17:44:56.338+02:00</updated><title type='text'>Ah panik yapma lütfen... Buradayım.</title><content type='html'>Sevgili Gks meraklanmış, Ali Bey desen o da öyle. Neredeyim merak içindeler. Şöyle söyleyeyim, iyiyim. Tam bir kış keyfi içindeyim. Aksayan şeyler de var elbet, mesela merkezi ısınma sistemimizdeki köklü değişiklikler hayatımızı bir odaya endeksledi.&amp;nbsp;Elektrikli bir sobamız var, doğalgaz bağlanana kadar onun gözünün içine bakıyoruz. Pirinç yavrum battaniyelerin arasında sürekli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada abim iyi. Bir başka nöbeti olmadı. İlaca devam. Ben psikolog ile görüşmelere devam ediyorum. Sanki pek bir şey değişmedi henüz. Farkında değilim. Ama görüşmelerden keyifli ayrılıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada sigara ile aramıza koymak istediğimiz mesafeyi nihayet bugünlerde başarabildik. Ben çok kararlıyım. Tüm yoksunluk nöbetlerini şimdiye kadar başarı ile kışkışladım. Ben bile bu kadar uzun zamandır nikotinsiz kaldığıma şaşırıyorum. Kendisi ile 95 yılından bu yana olan birlikteliğimize ilk ciddi darbe oldu bu. Önceleri denemeler var ama bu kadar başarılı olanı yoktu. Keyifliyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle tatsız şeyler yok hayatımızda. Akşamları sığındığımız çalışma odamız, kitaplarımız (ben Karamazov Kardeşler'e devam ediyorum, Oğuz Adalet Ağaoğlu'nun Ölmeye Yatmak kitabına başladı bayıldı) elbette sobanın yanında Pirinç, ah o küçük odada kurutmaya çalıştığımız çamaşırlarımız, çalışma masasında kendisine yer bulmuş elektrikli çaydanlığımız,&amp;nbsp;kendi elceğizlerimle yaptığım kurabiyelerimiz, camda buhar,&amp;nbsp;içimizde sevinç...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-1518682191538244206?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/1518682191538244206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=1518682191538244206&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1518682191538244206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1518682191538244206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/11/ah-panik-yapma-lutfen-buradaym.html' title='Ah panik yapma lütfen... Buradayım.'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-4193423331846778029</id><published>2011-10-03T17:00:00.000+03:00</published><updated>2011-10-03T17:00:53.097+03:00</updated><title type='text'>Ne oldu?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;*Pek bir keyifsiz eylüldük, ekim olduk. &lt;br /&gt;* Eylül ayında "sağlık" ana temamız oldu, malum. &lt;br /&gt;* İznimin son günü dedim ki, ben bari işe başlamadan önce şu doktor işimi halledeyim. Gitmek istediğim doktorun tüm randevuları dolu olunca, önüme çıkan ilk doktora gitme gafletinde bulundum. Doktor seçimi gerçekten önemli, bir kez daha anladım. Adam gerçekten saçmaladı, panik bozukluğumun altını çizdiğim halde beni yeterince korkutmak için elinden geleni yaptı, dört gün boyunca kendime gelemedim, MR cihazına girip yaklaşık 1 dk sonra kendimi aşağıya zor attım, neyse sonuca gelince, 3.5 cmlik sağ over kistimin ameliyatsız, ilaçlarla çözülebileceğine inanan çok şahane bir doktorum var. Vücuduma şu günlerde hormon takviyesi alıyorum, bir gün Oğuz'a dönüp "şu kisti çözelim, galiba anne olmak istiyorum, çocuk düşünsek mi?" gibi benden duyulması neredeyse imkansız cümleler kuruyorum, hemen ertesi günü o fikir bana o kadar uzak, o kadar yabancı geliyor ki, kendime inanamıyorum, sonra yine Oğuz'a dönüp "hani dün konuştuğumuz konu vardı ya, onu unut" diyorum. Oğuz görüp görebileceğim en anlayışlı erkek imajını gözümde bir kez daha perçinliyor, ben kendimi anlayamazken sanki beni benden daha iyi anlıyor... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;* İyi şeyler de oldu elbet. Psikolog ile görüşmelerimize başladık, ilk görüşmemiz tanışma görüşmesi gibiydi, bir sonraki randevum 14 ekim'de. Umutluyum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;* Karamazov Kardeşler'i yarıladım. Kesinlikle muhteşem. Dostoyevski seviyorum seni. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;* Renk renk ipliklerle battaniye örmeye başladım, bu demektir ki, kafamı biraz boşaltmak, bakışımı kendimden uzaklaştırmak, düşünme yetimden ayrı kalmak niyetindeyim. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;* Ben şimdilik bu kadar yazayım, daha bir sürü şey olmuştur olmasına şimdilik bunlarla uzun zaman sonraki sessizliği bozmuş olayım. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-4193423331846778029?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/4193423331846778029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=4193423331846778029&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4193423331846778029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4193423331846778029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/10/ne-oldu.html' title='Ne oldu?'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-8465718677713644908</id><published>2011-09-15T12:23:00.001+03:00</published><updated>2011-09-15T12:26:49.625+03:00</updated><title type='text'>Sabah Uyandım</title><content type='html'>Sabah uyandım. Şu son 4 günü yok saymaya meyilliyim. Bu iyi. Çok iyi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazartesiden bu yana izinliyim. Pazartesiden bu yana yok gibiydim, şimdi şimdi var'a dönüşme çabası içindeyim. Dün doktorumdaydım. Anafranile tekrar başladım. Hayatın içindeki kötülükleri süzen bir güç yok, yok olduğunu kabullenemiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En büyük abim, pazar sabahı nerolojik bir nöbet geçirmiş, ilk kez. İlk teşhis dilim varmıyor ya, epilepsi gibi görünüyor. Şimdi tüm tetkikleri yapıldı, dün gece yarısı bir teste daha girdi, tüm sonuçları toparlanıp buradaki profösrlerden birine gösterilecek. Kesin tanı konulana kadar ilaç alıyor. Ailemizde, etrafımda bu hastalığı yaşayan tanıdığım kimse yok. Şaşkınım. Kabullenmeye çalışmakla geçen bir dört gün yaşadım. Ailedeki herkes çok korktu korkmasına ama ben onlardan biraz daha farklı olarak anksiyete halleriyle geçirdim günlerimi. Annem mesela turşu kurdu iki gün önce, ben yatak odasına yerleşip büzüştüm, tek bir noktaya asılı, binlerce soru, ya ilaçlarla birlikte nöbet geçirmeye devam ederse. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen olaylara iyi yanından bakmayı denemek şart, ambulans 3 dakika içinde kapıdaymış, başka bir şehirde olsak şu üç&amp;nbsp;günde yapılan testleri belki 1 ayda yapılabilecekti, doktorlara ulaşmak bu kadar kolay olmayabilecekti vesaire... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili doktorum&amp;nbsp;Mehtap Hanım, artık benim durumuma da hakim, her şey yolundayken iyi olduğumun, raydan çıkan en ufak bir durum karşısında çok ama çok bocaladığımın farkında. Kendisine dedim ki, "tüm dünyamın ışıklarını kapatıp bir odaya giriyorum ve o odadan çıkamıyorum." Mehtap Hanım, odadan çıkma noktasına kadar herşeyin normal olduğunu söyledi, Anafranil bu sabah anlıyorum ki iyi geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer gelişme şu, ilaçlarla birlikte terapiye başlamamı önerdi. Kabul ettim. 28 Eylül'de ilk görüşmem olacak&amp;nbsp;psikologla. Bugüne kadar terapiye başlamamış olmam&amp;nbsp;bile hata, tek başına&amp;nbsp;ilaçlar sadece bir şeyleri örtüyor. İlaçsız yaşadıklarım işkence. Çıkmaz sokak. Sanırım&amp;nbsp;böyle olmayı kabullenip ilaçlarla bir süre daha devam edeceğim, şimdilik öyle görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah uyandım, cumartesi akşamından bu yana iştahsız geçen yemek sürecimi, krem peynir ve grissini ile iştaha çevirmeye çabaladım, Pirinç önüne yuvarladığım kayısı çekirdeği ile pıtır pıtır koşup oynarken tatil planım olan kitabımı elime aldım.&amp;nbsp;Yazın bu son&amp;nbsp;günlerinde, balkon kapısı ardına kadar açık, etraftaki&amp;nbsp;inşaat seslerini, yaşamın devam ettiğine işaret olarak algılayıp Karamazov Kardeşler'in sayfalarını&amp;nbsp;usulca çevirmeye&amp;nbsp;başladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben klasikleri okuma konusunda çok geç kaldım oysa, ilk gençliğim onları okuyarak geçmedi. İnsanoğlu böyle, hep bir şeyler ıskalanıyor, ister istemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu on günlük tatil planımız böyle değildi, Oğuz da tatile çıkabilecek gibi duruyorken, şartlar izin vermedi, bu yıl&amp;nbsp;işte böyle, evin içinde, kimi zaman dışında, okuyarak, izleyerek geçsin, bir çok gün işe giderken şimdi evde kalsam şunu yapardım dediğim şeyleri yaparak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-8465718677713644908?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/8465718677713644908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=8465718677713644908&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8465718677713644908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8465718677713644908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/09/sabah-uyandm.html' title='Sabah Uyandım'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-2758545608176095336</id><published>2011-09-01T17:35:00.001+03:00</published><updated>2011-09-01T17:35:54.638+03:00</updated><title type='text'>Jan Svankmayer üzerine</title><content type='html'>Tesadüfler sonucu tanıştım kendisiyle, yani Svankmayer ile. Anladım ki, kısa filmleri ile tanınıyor. Henüz uzun metrajlı filmleri olup olmadığını bilmiyorum. Ben bugün Jidlo diğer adıyla Food isimli kısa filmini izledim. Film toplam üç&amp;nbsp;bölümden oluşuyor. Breakfast, Lunch ve son bölüm Dinner. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24. İstanbul Film Festivalinde yönetmenin&amp;nbsp;filmlerine yer verilmiş. Kendisi Edgar Allan Poe öykülerinden yola çıkıp filmler çekmiş, stop motion tekniğini en iyi kullananlardan, sanırım ilk kullananlardan, benim de çok sevdiğim Poe öyküsü "Usher Evinin Çöküşü"&amp;nbsp;kendisinin elinden geçmiş. Ekşi sözlük yazarları, Poe öykülerini bozup yeniden yapmamakla, sadece bozmakla tanımlıyorlar&amp;nbsp;kendisini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben buraya seyirlik olarak Jidlo - Food filmini yerleştiriyorum. Svankmayer ile ilişkimizin gelişimini ayrıca bildireceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="345" src="http://www.youtube.com/embed/3oOLuBxgYHc" width="420"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-2758545608176095336?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/2758545608176095336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=2758545608176095336&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2758545608176095336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2758545608176095336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/09/jan-svankmayer-uzerine.html' title='Jan Svankmayer üzerine'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/3oOLuBxgYHc/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-172995086919233127</id><published>2011-08-23T23:20:00.000+03:00</published><updated>2011-08-23T23:20:03.256+03:00</updated><title type='text'>Diken diken ya da tel tel</title><content type='html'>Ayıptır söylemesi pms dönemimin eli kulağında. Bunca yıllık pms üyesiyim, hiç belim ağrımamıştı, sanırsın ilk kez yaşayacağım bir deneyim. Sinirlerim tel tel. Bel ağrısı insanın yaşamında olmasa da olurmuş, bacak kaslarım da öyle ağrıyor ki, bacaklarımı koyacak yer bulamıyorum, sanki ben uyurken birileri bacaklarımı ödünç alıp Edirne'nin çevresinde tur attırıp sabah olunca geri bırakmışlar. O derece sefilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bişeyler okumaya çalışıyorum. Her okuduğum şeye bir kulp buluyorum. Kimi okuduğum çok küstah, kimi okuduğum çok cafcaflı, çok düzenli, çok temiz, hmm, kimisi didaktik, çok bilmiş.. Hıh diyor geçiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezinlediğim bir şey var, kendimde de bulunan, eleştirdiğim bir yan. Mesela bir önceki posta izlediğim filmi yazmışım. Truffaut hakkında ne doğru dürüst bir yazı okudum, ne başka bir filmini izledim, kendisini özümsemedim de, bana nüfuz etmedi, zeytinyağında dinlenmiş Ayvalık peyniri gibi olsun istiyorum okuduklarım, izlediklerim, yaşadıklarım, olmuyor. Sonra kalkıp bir öğleden sonrası filmi olur gibi ukala cümleler kuruyorum. Ayrıca -malısınız ile biten cümleleri de hiç sevmiyorum. 400 Darbe'yi izlediğimi söylemeyi değil de hissetirebilmeyi istiyorum. Sonrasında ne diyorum biliyor musun? Bunun için zamanım yok. Bahanem de hazır, geçelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Simon'u ziyerete gittim, annem ve babam çıktıkları tatilden yarın dönmeyi planlıyorlar, geldiklerinde en azından Simon'un kumunu temiz bulsunlar istedim, onlar yokken bizim turuncu kafaya çocuklar bakmışlar, Simon tosun gibi, çok sağlıklı göründü gözüme, hoşuma gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki söylemişimdir, anafranili bıraktıktan sonra rüya görmeye başladım, her akşam hiç susmadan anlatması yarım saat sürecek rüyalar görüyordum ama bu sabah kabus ile uyandım, Oğuz evi terketmiş, Beyoğlu'ndaki Cambaz barda yatıp kalkıyormuş. Uyandığımda ağlıyordum, balkonun kapısı aralık uyumuşuz, ürpermişim, Oğuz kalkıp kapıyı kapadı, kollarının arasına aldı, "buradayım ama seni rüya tamircisine götüreceğim en kısa zamanda" dedi, sonra huzurla başka bir rüyaya uyudum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-172995086919233127?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/172995086919233127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=172995086919233127&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/172995086919233127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/172995086919233127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/08/diken-diken-ya-da-tel-tel.html' title='Diken diken ya da tel tel'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3845351117767080229</id><published>2011-08-20T22:58:00.001+03:00</published><updated>2011-08-20T22:59:49.207+03:00</updated><title type='text'>Antoine ve Truffaut</title><content type='html'>&lt;div class="post_content" id="post_content_9114995825"&gt;&lt;a href="http://iwdrm.tumblr.com/post/9088204713"&gt;&lt;img alt="" class="image" height="250" src="http://30.media.tumblr.com/tumblr_lq4y6n3guV1qe0eclo1_r5_500.gif" width="500" /&gt;&lt;/a&gt;                                    &lt;br /&gt;&lt;span class="source_url" id="source_url_9114995825"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;li class="            post            photo            same_user_as_last            is_reblog            is_mine                                            " id="post_9114551968"&gt;&lt;div class="post_controls"&gt;Türkçemize 400 Darbe olarak çevirilmiş olan François Truffaut filmini dün gece izledik.&amp;nbsp;Truffaut bu filmi 1959 yılında 27 yaşındayken yönetmiş, bu filmle kendisi Yeni Dalga akımının öncüsü kabul edilmiş, son sahneler bir çok filme emsal olarak gösterilmiş,&amp;nbsp;başroldeki Antoine'ı&amp;nbsp;Jean Pierre Leaud oynamış, ama ne oynamak, sonra Truffaut'nun dört filminde daha böy gösterip&amp;nbsp;yönetmenin alter egosu oluvermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin orijinal ismi fransızca "okulu kırmak" gibi bir anlama denk düşüyormuş.&amp;nbsp;Çok çok etkileyici sahneler var, finali olağanüstü, Truffaut filmi nasıl bitireceğini bilemediği için böyle bitirmiş olduğuna dair söylentiler var, o zaman "iyi ki de bilememiş" diye düşünüyorum ister istemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu 13 yaşındaki Antoine'nın okul ve ailesi ile geçirdiği sorunlu ilişkinin üzerine şekilleniyor,&amp;nbsp; baskıcı okul zihniyetinden kaçıp evden uzaklaşıyor, başının çaresine bakmaya çalışıyor, daktilo çalıp sonra o daktilo ile ne yapacağını bilemeyip geri getirirken yakalanıyor ve karakolda bir yetişkin gibi muamele görüyor, nakil aracındaki gözyaşı çok şeye&amp;nbsp;işaret..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence, eğer izlemediysen, güzel bir yaz günü öğleden sonrası filmi olabilir. &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3845351117767080229?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3845351117767080229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3845351117767080229&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3845351117767080229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3845351117767080229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/08/antoine-ve-truffaut.html' title='Antoine ve Truffaut'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3105530717439893063</id><published>2011-08-16T22:53:00.001+03:00</published><updated>2011-08-16T22:55:16.204+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Yaşlı bir nehrin yamacında...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-wljCqk0RxDQ/TkrI-pd6vII/AAAAAAAACq0/54yTyPRLk0Q/s1600/sessiz+nehir.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480" src="http://4.bp.blogspot.com/-wljCqk0RxDQ/TkrI-pd6vII/AAAAAAAACq0/54yTyPRLk0Q/s640/sessiz+nehir.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Bilenler bilir, sessiz sedasız iki&amp;nbsp;nehir akar Edirne'nin içinden. Biri&amp;nbsp;işte bu,&amp;nbsp;Meriç. Akmakla akmamak, durmakla kalmak arasında kararsız bir suyu, coşkun değil, bakanı dinlendiren bir hali var. Yaşlı bir nehir gibidir Meriç, gezmiş dolaşmış da artık bu kentte kalmaya karar kılmış gibidir, arkasından gelen yine kendisi, kendi kendisinin sözünü dinler, gözü arkada alıp başını gider...&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Pazartesi akşam üzeri, bizim Süslü ile akşamüzeri pikniği yaptık burada, hoş bir sohbetin eşiğinden girdik içeri, oradan buradan derken karanlık çökerken hem nehri hem ormanı terkettik... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3105530717439893063?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3105530717439893063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3105530717439893063&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3105530717439893063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3105530717439893063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/08/bilenler-bilir-sessiz-sedasz-iki-akar.html' title='Yaşlı bir nehrin yamacında...'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-wljCqk0RxDQ/TkrI-pd6vII/AAAAAAAACq0/54yTyPRLk0Q/s72-c/sessiz+nehir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-5692437595037698145</id><published>2011-08-16T13:59:00.002+03:00</published><updated>2011-08-16T14:04:30.233+03:00</updated><title type='text'>Sıdıka ...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-v3pfX2wmpys/TkpIWDZGKGI/AAAAAAAACqg/ssl_5PEymyU/s1600/ev000023+%25285%2529.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="432px" naa="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-v3pfX2wmpys/TkpIWDZGKGI/AAAAAAAACqg/ssl_5PEymyU/s640/ev000023+%25285%2529.JPG" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Heidi ile dün iletişim içindeydik. Bu güzel kedi ile birlikte süren yaşamları bozulmak zorunda. Heidi ve oğlu Mahir alerjik astım.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Hemen kısa bir bilgiyi araya ekleyeyim, Mahir, Sıdıka'dan sonra dünyaya geldi, böyle olacağı bilinmiyordu, Sonya, Sıdıka, Mahir, Heidi ve Kuzu birlikte mutlu ve geniş bir yuva olmayı diliyorlardı, olmadı, Mahir'in astım nöbetleri nedeniyle geçici de olsa bir çözüm bulundu, bir süre hem Sonya hem Sıdıka başka bir evde misafir olarak kaldılar, Sonya talihsiz bir kaza yaşadı, o kazanın sabahı&amp;nbsp;Heidi'nin arkadaşı yurtdışına çıktı,&amp;nbsp;Sıdıka hem Sonya'dan hem de alıştığı ortamından yeniden ayrıldı, Heidi'lerin evine, eski yuvasına geri döndü. Heidi'nin arkadaşı dönüşte Sıdıka'yı Heidi'den alacaktı,&amp;nbsp;ama kazadan çok etkilendiği için Sıdıka ile de birlikte yaşayamayacağını belirtmiş. Kötü haber. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an Heidi gerçekten çok çaresiz. Gerçekten yardıma ihtiyacı var. Çevrenizde böyle bir talebi olan varsa, yaşamını bir kedi ile birlikte geçirmek isteyen&amp;nbsp;varsa, lütfen, bence Sıdıka harika bir ev arkadaşı olabilir. Heidi, şöyle tanımlıyor Sıdıka'yı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #351c75; font-family: Tahoma;"&gt;"Sıdıkamın özelliklerini vereyim kısaca: 07.05.2009 doğumludur. 2 ay anne sütü ile beslendikten sonra ailemize katıldı. Sorunsuz bir kedidir. Maması suyu bitince söyler, kumu kirliyse haber verir. Tuvalet sorunu asla yoktur.Henüz kısırlaştırılmadı. Bir bacağında platini var ama yürümesine ya da ona bir zararı yok. Platinin alınması için ameliyat yapılırken kısırlaştırmaktı niyetimiz ama aksilikler vs. olmadı bir türlü...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #351c75; font-family: Tahoma;"&gt;Her şeyi anlatır ve her halden anlar. Sevdiği kişinin ağlamasına asla müsade istemez. -Sürekli gözyaşlarını yalamak suretiyle... - Biraz konteslik vardır ruhunda. Hep ilgi ve şımartılmak ister. Buna rağmen çok mıncıklanmaktan hoşlanmaz. Çocuk sevmez. Asla zarar vermez ama çocukların gelip ona dokunmasına kolay kolay müsade etmez...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #351c75; font-family: Tahoma;"&gt;Mamasını kumunu her şeyini temin edebilirim. Kısırlaştırmak istenirse ameliyat masraflarını karşılarım. Yeter ki ona evini açacak sevgi gösterebilecek birileri çıksın. "&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Böyleyken böyle işte... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Daha detaylı bilgi için Heidi &lt;a href="http://heididaglarda.blogspot.com/"&gt;burada&lt;/a&gt;.. Ben buradayım. Bir yorumcuk bırakın, iletişeme geçelim. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-5692437595037698145?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/5692437595037698145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=5692437595037698145&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5692437595037698145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5692437595037698145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/08/sdka.html' title='Sıdıka ...'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-v3pfX2wmpys/TkpIWDZGKGI/AAAAAAAACqg/ssl_5PEymyU/s72-c/ev000023+%25285%2529.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-8752457138073295784</id><published>2011-08-13T00:29:00.000+03:00</published><updated>2011-08-13T00:29:31.281+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Buradayım</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://meowmeowmaru.tumblr.com/post/8769962856" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="rispostesenzadomanda:;)" border="0" src="http://28.media.tumblr.com/tumblr_lpr3v0bbOS1qg20muo1_500.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gif&amp;nbsp;kaynağı &lt;a href="http://meowmeowmaru.tumblr.com/"&gt;şurası &lt;/a&gt;...&amp;nbsp; Ayrıca Maru'ya ve günlüğüne bayılıyorum. Buralardayım, kapının arkasına saklanmış ve sessimi çıkarmıyor olabilirim. Bekliyor olabilirim. Kapının arkasındaki oyunu yaşıyor olabilirim, yahut oyun filan yoktur. House vicodinsiz nasıl çekilmez birine dönüştüyse,&amp;nbsp;işte ben de&amp;nbsp;tıpkı onun gibi, anafranilsiz katlanılması güç birine dönüşürsem korkusu yaşıyorum, şaka tabi, abartıyorum, ama hafiften&amp;nbsp;başağrıları başladı. Kafam sersem. Sanki düşünemiyor gibiyim. Günlerin geçmesini bekliyorum.&amp;nbsp;İlacımdan bir tam dolu&amp;nbsp;blisterim var, başucumda duruyor, House gibi banyo aynasının arkasına saklamıyorum elbette, sonra ayna kırmakla uğraşmak istemiyorum, yok yok bu da şaka, nasıl abartıyorum görüyorsun, huyum kurusun... &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-8752457138073295784?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/8752457138073295784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=8752457138073295784&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8752457138073295784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8752457138073295784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/08/buradaym.html' title='Buradayım'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-9119587914015456839</id><published>2011-08-11T00:12:00.000+03:00</published><updated>2011-08-11T00:12:39.638+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Vesaire</title><content type='html'>&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;strong&gt;Cumartesi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İşten çıkıp eve geldim, motoru eve bıraktım, hiç yukarı çıkmadan Oğuz'la çarşıya çıktık, ne zaman çarşıya çıksak, ilk işimiz Can Abi'lere uğramak oluyor, Necibe Abla ile ayak üstü sohbet etmek gibisi yok. Çarşıya en son sanırım inmeyeli 2 aya yakın olmuş. İnsanın çarşıya her zaman çıkma zorunluluğunun olmaması güzel bir şey, evimizin kırtasiyecisi Ersin Abi'ye uğradık, spiralletmem gereken şeyler var, Ersin Abi aldı elimdeki a4 leri, sadece 3 liraya matbaada spiralleterek geri getirdi. Fazladan verdiğim 1 lirayı almadı. Sonra kapalıçarşıdaki abime uğradık, çarşı bomboş, çok kalmadık, çıktık, arabaya atlayıp annemlere geldik, çocukları alıp dışarıda yemek yedik, eve döndük, ben hem bizim hem de çocukların yataklarındaki nevresimleri değiştirdim, eşofman altımdaki söküğü diktim, dikiş kutusunu hazır bulmuşken Oğuz'un sevdiği tişörtün etiketini çıkarmasıyla açılan dikişi de tazeledim, sonrası hep oyun çocuklarla, önce Monopoly, sonra Tabu. Saat 2 sularında nihayet yataktaydım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Pazar&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çocukları uyandırıp evden hızla çıktık, Batı, Sezen, Annem, çocuklar çiftliğe doğru yola çıktık. Zeynep'in yola çıkma fobisi var, midesi bulanıyor, bizimle gelemedi, dilerim bu sorun kalıcı olmaz, zira bazen yolda olmak gibisi gerçekten yok. Çıktığımız yolun sonunda, 35 Km lik mesafenin yamacında bizi bekleyen dev bir boşluk, yokluğun boşluğu. Hiçlik değil ama. Püfür püfür esen rüzgarda kahvaltı yaptık, Bulgaristan sınırındaki tepelere baktık, gözümüzü yokluğa alıştırmaya çalıştık, benim hep ertelediğim bir ziyaretti bu. Zordu. Geçti, gitti. Çocuklar ne şanslı. Ortama nasıl da uyum sağlayıveriyorlar di mi? Akülü araba ne güzel. Oğuz arabanın kontak anahtardaki problemi ile bile ilgilendi, Himalaya kedisi Angel köy havasında daha güzel, daha sağlıklı, Fatma Hanım Teyze'nin söylediğine göre, Angel Oğmaç çorbasına bayılıyormuş, sanki ben o çorbadan hiç içmedim, tadını anımsamıyorum, hazır olanından önce bir denemek gerek, aslında evde neredeyse hiç hazır çorba pişirmiyorum, belki Oğmaç, denenebilir, Angel sevdiğine göre... &lt;br /&gt;Akşam abimlerde yemek. Sonrası duş ve koltukta uyku. Sabah uyandığımda ne zaman yatağa geçirildiğimi anımsamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;strong&gt;Pazartesi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Nihayet iş yerimde dinleniyorum. İş çok yoğun. Eve geldiğimde tek düşündüğüm mutfak tezgahım. Cillit Bang ile tüm tezgahı ve duvardaki taşları ovuyorum, ocağı da temizliyorum. İşte şimdi güzel. Leyla ile Mecnun'un 10. bölümünü izlemeye başlıyoruz yemekten sonra. Bitiremeden uyuyakalıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Salı, Öğleden önce&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sabah erken saatlerde yola çıkıyorum, doktorumla görüşeceğim, ne zaman onun karşısına dikilsem taze atak geçirmiş oluyordum, bu kez böylesine iyiyken görüşelim istedim. Akşam ilacımla vedalaşabileceğimi söylediğinde&amp;nbsp;çok sevindim. Bu çok&amp;nbsp;güzel haber,&amp;nbsp;beni havalara uçuracak&amp;nbsp;cinsten.&lt;br /&gt;Annemi aradım, ilacı söyleyecektim, yoldalarmış, Tekirdağ'a gidiyorlar motorla. Bunu neredeyse her yaz yapıyorlar. Onların bu hallerine bayılıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;strong&gt;Salı, Öğleden sonra&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Güney yarımkürede yaşayan bir kuzenim var, 9 aydır Tanzanya'da. Onunla msn'de sohbet ediyoruz. Pazar günkü köy ziyaretimizi anlatıyorum ona, O yaşadığı değişimden söz etmiyor ama, ben yazdıklarından bunu farkediyorum. Laf dönüp dolaşıp geçmişe geldiğinde, "ben geçmişe dair tüm öfkemi, kızgınlıklarımı geride bıraktım" cümlesi çıkıyor ağzından. Acıya karşı yatkınlığa dair bir yan da seziyorum söylediklerinden. Nasıl anlatabilirim sana bu değişimi emin değilim. Kilimanjaro Dağı'na bakarak geçirdiği aylar kendisine bir bakıma yaramış. Özlem duygusundan aldığı hazzı bana anlatırken yakalıyorum mesela onu, mesela paraya olan bakışının değişmesinden sezinliyorum bu durumu, bir geniş hal var, yaşı benden küçük olan kuzenimin yaşadıklarından sonra benden yaşlı olduğunu farkediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Salı, Akşamüzeri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Gün içerisinde Zeyno ile Ayşenur aradı. Simon hastaymış, iş çıkışı gidip bakayım, abartıyorlardır diye düşünmüştüm, ben gittiğimde kusuyordu, elbette soluğu&amp;nbsp;Emre'de aldık, ateşi olmadığı için sadece mide koruyucu ve anemisi olduğu için B12 iğneleri yapılıldı, Simon'u tekrar Kerem'le birlikte eve bıraktım, yorgunum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;strong&gt;Salı, Gece&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Uzun uzun annemle konuştuk, enteresan bir tanışma yaşamışlar Tekirdağ'da, ilginç bir hikaye, tesadüf eseri tanıştıkları kişi sayesinde hiç hesapta yokken Polis Evinde konaklayacaklar, hoş anıları&amp;nbsp;olmuş bizimkilerin. Annem telefonda bir oğlum daha oldu artık dediğinde ben şaşırmıyorum da, bunu duyanlar hali ile nasıl yani diye soruyorlar. Yahu evden adımını atıp oğul sahibi olan bir annem var, ben hala tek kızıyım:P &lt;br /&gt;Anafranilsiz ilk gece. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;strong&gt;Çarşamba&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Rüyalardan kendimi çekip çıkaramadım. İşe giderken sinyallerimle anlaşamadım. Çok yoğun bir telefon trafiği. Annemler nihayet yazlığa ulaşmışlar. Zeyno, Simon'dan iyi haberler verdi,&amp;nbsp;kusması kesilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek konuşasım yok, bugün şuna kesinlikle inandım, sonu -cim ile biten seslenişlerden hiç hazetmiyorum. O "cim" benim şahsen kulağımı tırmalıyor, normalde adıma "cim" eklenmezken nedense bir ünlem cümlesi varsa cim eklendiğini farkediyorum, bu bahsettiğim ünlem cümlesi,&amp;nbsp;içten içe sinir içeriyor ama "alttan alıyorum ve seni usturuplu uyarıyorum" imajı da veriyor, neticede cim ile biten seslenişleri samimi bulmuyor ve hiç sevmiyorum. Pıh...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-9119587914015456839?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/9119587914015456839/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=9119587914015456839&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/9119587914015456839'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/9119587914015456839'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/08/vesaire.html' title='Vesaire'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-8101830606589441580</id><published>2011-08-03T17:32:00.000+03:00</published><updated>2011-08-03T17:32:09.180+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Yaşam Halleri</title><content type='html'>Uyanıyorum. O kadar acıkmışım, o kadar acıkmışım ki, yataktan dolaba gözlerim kapalı resmen koşuyorum, soğuk süt ve bisküvi ile olan birlikteliği çok seviyorum. Etraf sessiz, çıt yok, kapkaranlık bir gökyüzü, Pirinç yanımda bitiyor, evi teftiş memuresi kendisi, "gurrkk" gibi bir ses çıkıyor boğazından. Tam&amp;nbsp;böyle de değil aslında, ama&amp;nbsp;harflere de dökemiyorum o sesi. Garip. Güvercinlerin çıkardığı gibi bir ses. Nasıl beceriyor, hiç anlamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün Simon'u Emre'ye götürdüm, içparazit aşılarının üçüncüsünü olmamıştı, götürememiştim, Oğuz işten erken saatlerde ayrılamayınca, Emre kliniği kapatmadan en iyisi ben götüreyim dedim, turuncu bir çantam var, dev bir çanta, sırtıma ne istersem alabileceğim cinsten, koydum çantanın içine, bebeklerini kanguruda taşıyan anneler gibi, aldım önüme de&amp;nbsp;çantayı, atladım motora, hooop Emre'nin yanına. Simon yolda hiç susmadı, mauv da mauv. Kliniğin önünde iki genç kız, Emre'nin sokaktan toplayıp sahiplendiği kedileri seviyorlar, çantanın fermuarını açtığımda Simon kafasını çıkarınca kızlar şaşırdılar, beklemedikleri bir şeydi turuncu çantadan çıkan turuncu kafa.&amp;nbsp;Hasta muayene odasında, tatlı bir köpek yatıyordu sedyenin üzerinde. Kulağını temizleyeceklermiş, Simon kucağımdayken, "sedyenin boşalmasını beklemeyelim, kucağındayken yapayım şunu" dedi Emre, aşı yapılırken bizimki bastı yaygarayı, düşündüm de, Onun da bir canı var yahu, bit kadar filan ama acıyı biliyor ve şimdiden Emre'yi sevmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leş'i okumaya devam ediyorum. Kitap Edgü'nün öykü kitaplarını günümüzden geçmişe olarak derlemiş. Yani Edgü kronolojik olarak okunmak istense, sondan başlanması salık verilmiş, ben baştan başlamıştım, şu an 1960'lı yılları okuyorum ve günümüz öykülerini nasıl desem, daha bir sevdim, daha etkilendim, Edgü kesinlikle okunası öykücülerden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuz tam da Foucault Sarkacı'na&amp;nbsp;yeniden başlamıştı geçen cumartesi, akşamları başına Leyla ile Mecnun'u&amp;nbsp;çıkardım.&amp;nbsp;Akşamlarımız genelde şöyle oluyor, yemek faslımız var, sonra evin içinde şöyle bir dolanma kısmı var, dünün&amp;nbsp;yaşananlarını toplama adına, sonra işte bir şeyler izleyelim&amp;nbsp;durumu var, tüm bunları yaparken konuşuyoruz, Oğuz'la en çok konuşmayı başarıyoruz, seviyoruz, hiç bitmeyen bir anlatma hali, telefonda ise bir o kadar az iletişim kuruyoruz, Evde yoğurt var mı? Bir şey lazım mı? gibi kısa ve net cümleler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babam ben küçükken anneme sormadan eve nerdeyse hiçbir şey almazdı. Eve alışveriş yapmayı çok sever üstelik, aile kasabımıza uğramışsa mesela, mutlaka&amp;nbsp;oradaki telefonu kullanır, anneme "hanım kasaptan ne lazım?" diye sorardı. Cep telefonu olmayınca, uğradığı tüm dükkanlardan annem ısrarla aranırdı, annem "bana sormadan iş yapamıyor bu adam" diye söylenirdi telefonu kapatınca ama ben içten içe bu durumdan hoşlandığını da bilirdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir erkeğin "eve bir şey lazım mı?" sorusu çok duygusal bir soru gibi gelir bana, aile kavramını o sorunun altına yazarım, Oğuz'un buzdolabındaki süt stoklarını kontrol edip bana sormadan almasına da hayran olurum, böyle söyleyince, hem soru sorulsun ama bazı şeyler de sorulmadan alınsın durumu çıkıyor ya, "kadın olmak böyle işte" diyerek sıyrılırım ben bu işin içinden, olur biter :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-8101830606589441580?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/8101830606589441580/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=8101830606589441580&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8101830606589441580'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8101830606589441580'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/08/yasam-halleri.html' title='Yaşam Halleri'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-5160302841824387913</id><published>2011-08-01T01:38:00.001+03:00</published><updated>2011-08-01T12:31:10.691+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Yarın yine martıları dinlemeye gelecek misin?</title><content type='html'>Önce Oğuz bu dizinin seveni oldu evimizde. Ben pek yüz vermemiştim, Oğuz'un kahkahaları evi doldurunca göz ucuyla izlemeye başlamıştım, baktım böyle yarım izlemelerle olmayacak, internetten izlemeye başladık birlikte. Leyla ile Mecnun'dan bahsediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-CMhrmqZotaU/TjXS6V8F0SI/AAAAAAAACqM/K3zLybjOxZg/s1600/leyla-ile-mecnun_133070.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150px" src="http://2.bp.blogspot.com/-CMhrmqZotaU/TjXS6V8F0SI/AAAAAAAACqM/K3zLybjOxZg/s200/leyla-ile-mecnun_133070.jpg" width="200px" /&gt;&lt;/a&gt;Bugün 6. bölümü tekrar izledik. Bence dizinin kendini bulmaya başladığı bölüm. Yavuz Hırsız'a bu bölümde vuruldum, İsmail Abi bu bölümden sonra kendisini bulmaya başladı.&amp;nbsp;6. Bölüm bence Leyla ile Mecnun'un koptuğu bölüm.&amp;nbsp;İzleyenlerini reklamlar yoluyla değil de daha çok kulaktan kulağa toplamış,&amp;nbsp;ben bu kadar seveni olduğunu bilmiyordum,&amp;nbsp;İsmail Abi'nin fanları&amp;nbsp;var, ah İsmail Abi de fanları olmayacak gibi de değil ki. &lt;br /&gt;&lt;div style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-fZ2YachqV7I/TjXXacUgiAI/AAAAAAAACqQ/Yke78MnaD4s/s1600/226232_162680543793858_139115119483734_382426_7325284_n.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320px" src="http://3.bp.blogspot.com/-fZ2YachqV7I/TjXXacUgiAI/AAAAAAAACqQ/Yke78MnaD4s/s320/226232_162680543793858_139115119483734_382426_7325284_n.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;Şimdi ben böyle konuşuyorum, izlemeyen biri için söylediklerim çok havada kalıyor farkındayım, çok da anlatmak istemiyorum, konu kavuşamama&amp;nbsp;üzerine dermiş çatmış&amp;nbsp;yuvasını, modernize bir&amp;nbsp;"Leyla ile Mecnun" hikayesi gibi&amp;nbsp;ama değil.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu 6. bölümde Zeynep'in diziye girmesiyle&amp;nbsp;Hırsız&amp;nbsp;Yavuz'un nasıl bir adam olduğunu&amp;nbsp;görmeye başladım,&amp;nbsp;ah nasıl da&amp;nbsp;içten, Zeynep'e&amp;nbsp;bakışı nasıl da güzel. Zeynep'in&amp;nbsp;denizin kenarında&amp;nbsp;Yavuz'a bahsettiği Sait Faik'in "Ermeni&amp;nbsp;Balıkçı ve Topal Martı" öyküsünü bilmiyorum. En kısa zamanda okumayı istiyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Söylemeden geçemeyeceğim, dizi feci şekilde edebiyattan besleniyor, Attila İlhan'ın "Aysel Git Başımdan" şiirinin bir iki dizesini duyunca, ah diyorum, ne güzel! &lt;br /&gt;&lt;div style="clear: both; text-align: left;"&gt;Sonra anlatım harika bak, Zeynep Yavuz'la kaşar ekmek yiyerek eve dönerken "seni yarın yine görebilecek miyim?" diye sormaz da, "yarın yine martıları dinlemeye gelecek misin?" cümlesini tercih eder, sonra öper yanağından Yavuz'un, sonra o an Yavuz olur seyirci, bir zil sesi ortalığı kaplar.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-jP9qSU27kYs/TjXYEK0xU5I/AAAAAAAACqU/xtTb_1vEQWA/s1600/216549_162605740468005_139115119483734_381818_839626_n.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150px" src="http://1.bp.blogspot.com/-jP9qSU27kYs/TjXYEK0xU5I/AAAAAAAACqU/xtTb_1vEQWA/s200/216549_162605740468005_139115119483734_381818_839626_n.jpg" width="200px" /&gt;&lt;/a&gt;Ayrıca&amp;nbsp;Zeynep çok&amp;nbsp;hoş, elinde şemsiyesi, martıları dinler, Yavuz Zeynep'in evine girip tokasını çalacak kadar duygusal, Zeynep'in gözleri görmediği için yürürken önüne çıkabilecek engelleri o farkında olmadan bertaraf edecek kadar düşünceli, neyse, diyeceğim o ki, şu sıcak yaz günlerinde, ne izlesem dediğin olursa şayet, bak kolay kolay "izle" gibi önerilerde bulunan bir kimse değilim, bilirsin, ama bu diziyi bence izle, gerçekten vakit kaybı değil, sahiden sahi... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-5160302841824387913?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/5160302841824387913/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=5160302841824387913&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5160302841824387913'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5160302841824387913'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/08/yarn-yine-martlar-dinlemeye-gelecek.html' title='Yarın yine martıları dinlemeye gelecek misin?'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-CMhrmqZotaU/TjXS6V8F0SI/AAAAAAAACqM/K3zLybjOxZg/s72-c/leyla-ile-mecnun_133070.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-4332991289352279462</id><published>2011-07-29T15:18:00.000+03:00</published><updated>2011-07-29T15:18:36.605+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>İsim Kargaşası</title><content type='html'>Dün akşam anneme gittim, Sonya kıvrılmış koltuğun köşesine, sırtı rahat ettirme amaçlı yastıklardan birinin altına doğru sokmuş başını, gölge- karanlıkta derin bir uykuda. Bıyıklarının çıktığı yerlerde siyahlıklar var, sanki sürtünmüş de, azıcık kanayıp kabuk bağlamış gibi.&amp;nbsp;Hem bunu gösteririm, hem de parazit tedavisine başlanır düşüncesiyle Emre'yi aradım, "Klinikte misin?" 15 dakika sonra orada olacağını söyledi. Kapattım. Baktım annem kaybolmuş ortalıktan, yatakodasından çıktı geldi, elinde beyaz örtü gibi bişey. "Şimdi sepeti yok ya, kutunun içine koyarız ama kutunun içine koymadan önce de bu bezi yayarız" dedi. Bembeyaz sakız gibi, pembe şeritleri var kumaşın, annem benim altımı onun üzerinde açar bezimi onun üzerinde değiştirirmiş, bebekliğimden bugüne kadar saklaması garip, odaya girip 3-5 dakika içinde bulabilmesi daha da garip. Ben zaten annemin dolabının gizli bir paralel evrene açıldığına inanıyorum. Utanmadan bizden de saklıyor bu durumu, sanki ona dönüp "hani ben 5 yaşındayken bir mont giyerdim, şapkası ponponluydu" desem, "dur getirip göstereyim" diyecek, o derece! Bu kuyu dolap sanki içine aldıkça alıyor annemin, babamın&amp;nbsp;ve benim geçmişimizi. Geçmişteki Giysilerimizi. Öyle olduğuna inanıyorum. Hele bezlerimin değiştirildiği altaç örtüsü de çıktıysa oradan, kimbilir daha neler çıkabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konumuza dönelim. Kliniğe girdik.&amp;nbsp;Muayene odasındaki masanın üzerine bıraktık Sonya'yı, tartıldı ve tam&amp;nbsp;920 gram. 1,5 aylık ya var ya yok. Ve asıl bomba! Erkek! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E&amp;nbsp;ben bu durumda erkek bir kediye Sonya adını vermiş durumdayım. Bir önceki postun yazışmalarında dün akşam Justine'e dert yandım, ondan çok şahane bir öneri geldi, isim için şartları çok da zorlamamaktan yana bir tavır sergileyip "Sony" olabilir dedi. Bence iyi fikir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün çok zor adapte oldum hayata, bedenim yat, kalkma komutları veriyor sürekli. Yatamadım tabi, beynimin içi, terkedilmiş, kimsesiz kalmış arı kovanı gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-4332991289352279462?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/4332991289352279462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=4332991289352279462&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4332991289352279462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4332991289352279462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/isim-kargasas.html' title='İsim Kargaşası'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-2858807720513810588</id><published>2011-07-28T15:53:00.000+03:00</published><updated>2011-07-28T15:53:51.132+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Sıradışı Bir Gece</title><content type='html'>Toplam olarak tam altı kişiydik. Sezen dahil herkes Sezen'in ağzından çıkacak olan kelimelere bakıyorduk. Ortalık koli yığınları ile doluydu. Adım atmakta zorlanıyorduk. Ömrü hayatımda görmediğim ilaç isimleri ile karşılaşıyordum, Oğuz tüm muzırlığı üzerinde, herşeye espri ile yaklaşıp Sezen'in üzerindeki "bunca ilaç nasıl dizilecek bu raflara bir gecede" gerginliğini almaya çalışıyor, başarıyordu. Ben durup durup, "tamam, olmadığı yeri söyle raflar arası kaydırma yaparız, gerekirse bir daha dizeriz" diyordum, arada bir kapı önüne çıkıp köy kahvesine oturmuş yaşlı amcalara göz atıyordum. Klima takılmadığı için her yanımızdan şakır şakır terliyorduk, ama orada bulunan herkes o ilaçların o raflara yerleşmesi için çok istekliydik, yeter ki her şey Sezen'in istediği gibi olsundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben tabii&amp;nbsp;işin başına geçmeden bu rafları yerleştirme işini çok hafife aldığımdan habersizdim, zannediyorum ki alıp konulacak ilaçlar hoop bitecek, öyle kafaya göre dizilmiyormuş, etken maddelerine göre ayrılmaları gerekliymiş,&amp;nbsp;e hadi vitaminler, ağrı kesiciler, antibiyotikler tamam da,&amp;nbsp;ilaç dünyası bunlarla da sınırlı değilmiş, çıldırdık.&amp;nbsp;Oğuz, ben ve Mutlu&amp;nbsp;kutunun&amp;nbsp;içinden aynı isimli ilaçlar&amp;nbsp;çıkınca puzzle yapar gibi, mutlu olduk, Sezen'in ağzının içine bakıp komut bekledik, durduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köy ile Edirne arası&amp;nbsp;tam 20 kilometre.&amp;nbsp;Köye gitmek için çeltik tarlalarından aralarından geçmek gerek.&amp;nbsp;Yol çok&amp;nbsp;düzgün. Bir yere kadar anayol, sonra ara yola sapılıyor ama, ara yol da beklediğimden düzgün çıktı, motoru kullanırken hiç zorlanmadım.&amp;nbsp;Köy, bildiğimiz köylerden. Biz gece boyunca çalışırken birileri gelip gidip köy kahvesinden çay ısmarladılar, sürekli lokum sandıkları geldi önümüze, uzattık elimizi lokumlara, nişan ve düğün haberleri olduğunda köy içinde âdettendir lokum dağıtılırmış, biliyordum da, karşılaşınca yeniden hatırladım. İkinci lokum sandığı geldiğinde, "biz aldık biraz önce" dedik hep bir ağızdan,&amp;nbsp;"bu başka, o nişandı bu&amp;nbsp;düğün" dedi&amp;nbsp;bize&amp;nbsp;lokumun tatlılığını sunan kişi.&amp;nbsp;Aradan biraz zaman geçmişti ki, kırmızı kurdele ile göbeğine davetiye bağlanmış bir havlu bırakıldı dağınık kolilerin arasına, işte yine bir köy âdeti. Bir gün içinde o köyden biri gibi olup çıkmıştık. Kahvenin önüne bir ara kırmızı bir araç geldi, dondurmacıymış, Derviş almadan durur mu? Gitti hepimize dondurma aldı, külahta. O dondurma hepimize öyle iyi geldi ki. Bir ara Oğuz'un telefonundan, ses sistemi bilgisayara bağlanınca bilgisayardan müzik dinledik. Derviş, Amy&amp;nbsp;çaldı durdu bilgisayardan, alt raflara eğilmiş&amp;nbsp;antihistaminiklerle haşır neşirdim ki,&amp;nbsp;o an "vay anasını be, bu kadın da gitti" dedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eczane köyün göbeğinde, biraz ilerisinde sağlık ocağı var, iki köy kahvesinin arasında kalmış durumda, eczanenin önünde bir ağaç var, önünde bir bank vardı, muhtarın âzalarından biri saat 23 sularında hem "kolay gelsin gençler" dedi hem de ilerideki bir depodan&amp;nbsp;ikinci bir bank daha getirdi, iki bankı karşılıklı koyduk, ha şöylee. Oturalım mı? Oturamadık tabii. Henüz köy meydanı sessizliğe kavuşmamışken, çocuklar top oynarken, atladık araçlara, Derviş önümdeki, Oğuz, Sezen, Mutlu, Murat ardımdaki arabada, ben ortada, uça kaça sessiz kentimize geldik,&amp;nbsp;evlere dağıldık, duşumuzu aldık. Uzun zaman sonra özlediğim beden yorgunluğu vardı&amp;nbsp;üzerimde uykuya dalmadan önce. Yaşamak güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuz&amp;nbsp;uykuya dalmadan önce&amp;nbsp;yolculukla ilgili aklına takılmış olmalı ki, hızınmın bir&amp;nbsp;ara 100'ü vurduğunu, bunu&amp;nbsp;farkettiğini, biraz tedirgin olduğunu,&amp;nbsp;hafif bir korku da duyduğunu söyledi, en kısa zamanda "sana dizlik, kolluk gibi diğer aparatlardan da alalım" dedi. Anlaşılan kaskımın olması yeterli gelmedi gözüne. Uyuduk.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-2858807720513810588?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/2858807720513810588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=2858807720513810588&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2858807720513810588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2858807720513810588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/srads-bir-gece.html' title='Sıradışı Bir Gece'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-299086625711151282</id><published>2011-07-27T16:13:00.000+03:00</published><updated>2011-07-27T16:13:10.274+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Umut</title><content type='html'>Her taşınmada umut dolu bir yan vardır. Öyle bilirim. Zihnim umuda yorar yeniliği. İçinde korkular barındırmayan yenilik de yok işte. Ama olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezen radikal bir kararla, eczanesini taşımaya niyetlendi. Hem de Edirne'nin bir köyüne. Onun köy macerası biraz da şartların getirmesiyle başlıyor, bizim istediğimiz gibi değil biraz onunkisi. Neyse, dün işyerime geldi, üst katımda oturmasına rağmen görüşemiyoruz günlerdir. Bir kahve içimlik kaldı, anlattı anlattı, gitti. Ben onu uğurlarken ve o arabaya binerken seslendim, "belki biz de o köye yerleşiriz, sen gece bize kalmaya gelirsin" dedim. "Hıı hıı tavuklar filan" dedi. Kafası artık nasıl doluysa, günlerdir koşturuyor. Bürokratik işler kolay değil. Telefon ve adsl bağlatmak sorun olmuş, telefoncudan klima servisine kadar çeşitli mırın kırın durumları ile karşılaşmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz önce aradı, "Valilik'teyim, akşam iş çıkışı eczaneye gelsene,&amp;nbsp;ilaç dizmek için yardıma ihtiyacım var" dedi. Gelmez miyim hiç? Elbette gelirim. Motor var nasılsa. Hem ben zaten çok şahane ilaç dizerim. Çocuk gibi seviniyorum ben böyle şeylere. Şapşalca bir sırıtma gelip yerleşiyor yüzüme.&amp;nbsp;Öyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-299086625711151282?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/299086625711151282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=299086625711151282&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/299086625711151282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/299086625711151282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/umut.html' title='Umut'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-5871590787633516084</id><published>2011-07-26T11:48:00.002+03:00</published><updated>2011-07-26T16:25:32.390+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sidikli kontesim fotoğraf'/><title type='text'>Tango'da Karşılaşma</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-fSa4hKJ4UiA/Ti5-wnPmJSI/AAAAAAAACp8/pnwpANHnMIM/s1600/ask.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="468px" src="http://3.bp.blogspot.com/-fSa4hKJ4UiA/Ti5-wnPmJSI/AAAAAAAACp8/pnwpANHnMIM/s640/ask.jpg" t$="true" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Bu fotoğrafı çekerken çok heyecanlandım, görür görmez "Aşk" dedim. Sonra kafamdaki ikinci ses konuştu, "ne yani,&amp;nbsp;herkes kendi yolunda yürüyerek aşkı yaşayamaz mı?" &amp;nbsp;Yaşanır belki, belki başkaları için "herkesin kendi yolunda yürümesidir aşk"&amp;nbsp;bilemedim.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-5871590787633516084?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/5871590787633516084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=5871590787633516084&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5871590787633516084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5871590787633516084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/ask.html' title='Tango&apos;da Karşılaşma'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-fSa4hKJ4UiA/Ti5-wnPmJSI/AAAAAAAACp8/pnwpANHnMIM/s72-c/ask.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-7833414057210971668</id><published>2011-07-24T13:21:00.001+03:00</published><updated>2011-07-24T13:22:59.066+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>Leş</title><content type='html'>En son kitap alışverişimde elim Ferit Edgü'ye gitti. Öyküsever&amp;nbsp;olduğumu söyleyebilirim ya pekala, bu adamı tanıyıp bilemediğimi de utanmadan söyleyebilirim. Hakkında neredeyse tek kelime bilmiyorum. İşte bir&amp;nbsp;cuma gününe denk geldi tanışmamız. Suç ve Ceza'ya başlamamın üzerinden tam üç hafta geçmişti. Raskolnikov ile aramızda başlayıp gelişen&amp;nbsp;o muazzam&amp;nbsp;üç haftalık ilişki, kitabın&amp;nbsp;son sayfasını da okuyup&amp;nbsp;kapattıktan sonra&amp;nbsp;elbette bitmedi.&lt;br /&gt;Zihnimde Rasko'yu taşımaya devam ettiğim o sabah hava günlük güneşlikti. Bilindik, tanıdık&amp;nbsp;sıcak bir temmuz günü. İş çıkışı soluğu Limon'da aldım. Ferit Edgü 1953 ile 2002 yılları arasındaki öykülerini elimde tuttuğum bu kitapta toplamış. Adını &lt;span style="color: purple;"&gt;&lt;strong&gt;Leş&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; koymuş. Ağustos böcekleri tepemdeki ağaçların dallarına saklanmış ortalığı yaygaraya veriyorlar, o an okumakta olduğum şiir gibi öykülerle arama girip neşe içinde Limon'un müziğini bastırıyorlar. İki ay&amp;nbsp;sonra bu sesleri duymak&amp;nbsp;istesem de duyamayacağımın bilincindeyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden&amp;nbsp;elimdeki kitabın adı Leş? Ferit Edgü şöyle açıklıyor,&amp;nbsp;paylaşmayı uygun görüyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: purple;"&gt;"Bugüne değin hiç kimseyle paylaşmadığım bir anıyı, sırasıdır burada okurla paylaşayım. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: purple;"&gt;Yıllarca önce, yanılmıyorsam, Sait Faik ödülünün Bir Gemide'ye verildiği sıralarda, bir akşam telefonum çaldı. Karşımda tanıdığım bir ses, bir kadın sesi, kendisiyle konuşacak birkaç dakikam olup olmadığını sordu. (Tanıdığım insanın sesi olamazdı bu, çünkü o çoktan ölmüştü.) Tabiî ki vardı. Adını sorduğumda, " Beni tanımazsınız, dedi. Önemi de yok." Sonra "Bir zamanlar Leş adlı bir öykünüzü okumuştum, diye sürdürdü konuşmasını. Merak ediyorum, hâlâ, arada bir de olsa, teknenize gelip yapıştığı oluyor mu?.."&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: purple;"&gt;Donup kalmıştım.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: purple;"&gt;Hemen yanıtlayamadım. Uzun bir süre sustuktan sonra, bilmem niçin yalan söyledim:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: purple;"&gt;"Hayır, kurtuldum ondan." &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: purple;"&gt;"İşte buna memnun oldum" dedi karşımdaki ses.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: purple;"&gt;Sonra bana mutluluklar dileyerek&amp;nbsp;kapadı telefonu.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: purple;"&gt;İşte bu nedenle, Baudelaire'in bir şiirinden ödünç aldığım başlığı seçtim bu kitaba : LEŞ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabı okumaya dalmıştık ki, gizli bir ses sanki düdüğünü öttürdü, bir fabrikada işçiler bir anda nasıl makineleri kapatırlarsa, fabrika binasına nasıl bir sessizlik yayılırsa, öyle. Hep bir ağızdan sustu Ağustos böcekleri. Vardiyaları bitmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitmeden&amp;nbsp;hemen önce elime fotoğraf makinemi alıp 34 saniyeyi&amp;nbsp;kayda&amp;nbsp;geçirdim. Bir im olsun istedim, Leş'in imi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/ydRpJHMjjxI" width="425"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün finali; daha önce yağmurlu bir cuma akşamı gittiğim Limon'dan, bu kez gittiğimde yağmursuz, kalktığımda dev yağmur damlaları eşliğinde ayrıldım. Üzerimde ince askılı bir şey, eve dönene kadar, yağmurun etrafa yaydığı ağaçların kokusu, haftalardır sıcaktan kavrulan otların suya doyamamaları, toprağın çatlakları,&amp;nbsp;ben motorun gazına bastıkça&amp;nbsp;göğsümü döven yağmur...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-7833414057210971668?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/7833414057210971668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=7833414057210971668&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7833414057210971668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7833414057210971668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/les.html' title='Leş'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/ydRpJHMjjxI/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3004128308892397653</id><published>2011-07-22T13:15:00.000+03:00</published><updated>2011-07-22T13:15:16.075+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sidikli kontesim fotoğraf'/><title type='text'>Yeterli</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-S_gQVXwyvLI/TilLDk8uJuI/AAAAAAAACp4/yS5WAxtcWi4/s1600/Yeter.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="388px" src="http://4.bp.blogspot.com/-S_gQVXwyvLI/TilLDk8uJuI/AAAAAAAACp4/yS5WAxtcWi4/s640/Yeter.jpg" t$="true" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;*&lt;/span&gt; &lt;em&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Fotoğrafın hikayesi&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;;&amp;nbsp;Çok sevdiğimiz birini, -köyde yaşayan, tavuk sesleriyle uyanan, yaşamının son bir yılını pencereden dışarı bakarak, hayaller kurarak geçiren- ziyarete giderken çekmiştik. Arabayı Halim&amp;nbsp;kullanıyordu, baklavalı kahvaltının yolcusuyduk. Şimdi ne Halim burada, ne de ziyaretine gittiğimiz kişi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3004128308892397653?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3004128308892397653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3004128308892397653&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3004128308892397653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3004128308892397653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/yeterli.html' title='Yeterli'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-S_gQVXwyvLI/TilLDk8uJuI/AAAAAAAACp4/yS5WAxtcWi4/s72-c/Yeter.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3490142774044506803</id><published>2011-07-20T23:09:00.000+03:00</published><updated>2011-07-20T23:09:57.200+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Bir akşam kahvaltısı</title><content type='html'>Akşam kahvaltısı yaptık bugün, sıcak yemekle uğraşmadık, bol bol domates tükettik, köy hayalimizi gerçekliğe bağlamaya çalıştık, köyde yaşarken geçimimizi neyle sağlayabiliriz sorusunun peşinden gittik. Köyde doğmuş büyümüş olmayı çok isterdim ben, küçükken istemezdim sanırım, şimdiki halimle istiyorum. Eğer köyde doğmuş olsaydık, şimdi hayvancılık üzerine araştırmalar yapmak zorunda kalmazdık. Gerçi bu plan çok kısa vadede gerçekleşebilecek gibi değil, bir süre daha bu sistemin yürümesi gerek. Farkındaysan ben gelecek üzerine de konuşmaktan hiç hoşlanmıyorum. "Ne planlıyorsun?" diye sorsa biri, "ömrüm işte böyle sürsün gitsin" derim.&amp;nbsp;Böyle iyi&amp;nbsp;çünkü.&amp;nbsp;Değişecekse de, hayat;&amp;nbsp;kente 15 km mesafedeki bir köye yerleşerek değişsin isterim.&amp;nbsp;Ben yine atlayayım motora, püfür püfür bir rüzgar, ardımda motorun tekerlek izleri... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu akşam yemek yerken Oğuz yaptı yine müzik seçimlerini. İşte aşağıdaki parçayı hiç bu kadar dikkatli dinlememiştim,&amp;nbsp;Atze'nin anlattıkları ile parçanın hem ritmi, hem sözleri örtüşüverdi zihnimde. Atze hoş kız. Alem kız. Ömürsün vallahi denilecek kız. Doğumgünüm olmadığı halde&amp;nbsp;bana iyi ki doğmuşsun diyebilecek kadar hisli, ince kız. El üstünde tutulası. Şaşılası kız. Ah evet bi de şimdi aşık kız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekşi sözlük'ten aşırdım şarkının sözlerini, gözümüzün önünde olsun şöyle. İyice bir ezberleyelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.s.: Dün akşam bebekler gibi uyudum, Unisom bir numerosun. &lt;br /&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/9ND3oghPL5M" width="425"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;magic, moments&lt;br /&gt;when two hearts are caring&lt;br /&gt;magic, moments&lt;br /&gt;memories we've been sharing &lt;br /&gt;i'll never forget the moment we kissed &lt;br /&gt;the night of the hayride&lt;br /&gt;the way that we hugged to try to keep warm&lt;br /&gt;while taking a sleigh ride&lt;br /&gt;magic, moments &lt;br /&gt;memories we've been sharing &lt;br /&gt;magic, moments&lt;br /&gt;when two hearts are caring&lt;br /&gt;time can't erase the memory of &lt;br /&gt;these magic, moments&lt;br /&gt;filled with love&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;the telephone call that tied up the line&lt;br /&gt;for hours and hours&lt;br /&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;strong&gt;the saturday dance,&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;i got up the nerve&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;to send you some flowers&lt;br /&gt;magic, moments&lt;br /&gt;memories we've been sharing&lt;br /&gt;magic, moments&lt;br /&gt;when two hearts are caring &lt;br /&gt;time can't erase the memory of&lt;br /&gt;these magic, moments&lt;br /&gt;filled with love&lt;br /&gt;the way that we cheered&lt;br /&gt;whenever our team&lt;br /&gt;was scoring a touchdown &lt;br /&gt;the time that the floor&lt;br /&gt;fell out of my car&lt;br /&gt;when i put the clutch down&lt;br /&gt;the penny arcade&lt;br /&gt;the games that we played &lt;br /&gt;the fun and the prizes&lt;br /&gt;the halloween hop&lt;br /&gt;when everyone came &lt;br /&gt;in funny disguises&lt;br /&gt;magic, moments&lt;br /&gt;filled with love&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3490142774044506803?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3490142774044506803/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3490142774044506803&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3490142774044506803'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3490142774044506803'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/bir-aksam-kahvalts.html' title='Bir akşam kahvaltısı'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/9ND3oghPL5M/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-1411293424674767746</id><published>2011-07-17T22:48:00.000+03:00</published><updated>2011-07-17T22:48:11.361+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Sonya'lı Günler ve Heidi'ye Mektup</title><content type='html'>Canım Heidi, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana bu mektubu aslında çok daha önce yazmalıydım, yazamadım. Zor günler geçiriyorsun, biliyorum. Seninle yazışmamızın ardından İstanbul'daki arkadaşıma evlerinde bir kediyi misafir edip edemeyeceklerini sordum, onlar onaltı yıllık arkadaşları Kanika'nın yokluğundan sonra yeni bir ev arkadaşına sıcak bakmıyorlar, başka da bu konuda yardım isteyeceğim kimse yok, bir arkadaşım yalnız yaşamaya başladı ki, hep bir kedili ev isterdi, onun da Sıdıka ile sorunsuz bir ilişki içinde bulunacağına&amp;nbsp;kanaat getiremedim, Pirinç biliyorsun, daha bugün masanın altından onun sandalyesine dinlensin diye uzattığım şeyin ayağım olduğunu algılayamayıp&amp;nbsp;tıslamaya başlamıştı ki, sonra o şeyin benim bir parçam olduğuna ikna oldu, ortalık sakinleşti, Sıdıka bu eve gelse bile rahat edemez biliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta üç gün üstüste kısa süreli de olsa anneme ziyarete gittim, evin yeni üyesiyle haşır neşir olma hevesindeydim, aşağıda gördüğün fotoğrafta uyuyan melek görünümlü şeytan, uyanıkken o kadar hareketli ki, bilirsin işte bebek kedileri. İlk gün isim konusu hiç açılmadı, mahallenin çocukları her zamanki alışkanlıkla elbette renginden tarçın ismini benimsemişlerdi,&amp;nbsp;ikinci gün bu haylazla epey oynaştık, ismini de o gün koydum, biraz olsun, hüznünün de hafifleteceğini umarak. Bu minik yavrunun gelip annemi bulmasını hayatın manidar oyunlarından biri varsayarak... Ayrıca işe bak ki,&amp;nbsp;bugünlerde elimden düşmeyen kitabın ana karakterlerinden biri de&amp;nbsp;evet Sonya,&amp;nbsp;hem daha da güzel bir&amp;nbsp;isim olamazdı düşüncesindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-SKxLoESut5k/TiMt-oyJToI/AAAAAAAACpk/yGfWl7qfrgc/s1600/P7150251-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480" src="http://2.bp.blogspot.com/-SKxLoESut5k/TiMt-oyJToI/AAAAAAAACpk/yGfWl7qfrgc/s640/P7150251-1.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Hemen belirteyim, annem bahçeli bir evde yaşıyor, gün içerisinde, işten başımı kaldırıp telefonu alıyorum elime, annem&amp;nbsp;"efendim" der demez&amp;nbsp;"Sonya ne alemde" diye soruyorum, kimi zaman "tek kişilik koltukta tam vantilatörün karşısında" yanıtı alıyorum, kimi zamansa yaz tatilini annemle geçiren Zeyno'nun&amp;nbsp;çıplak ayağına yaslanmış, ikisinin birlikte derin bir öğle uykusunda olduklarını öğreniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca&amp;nbsp;Babam iki haftadır sayısal oynuyormuş hem Sonya'nın hem de uzaklarda yaşayan kuzenimin şansına. Gördüğün üzere&amp;nbsp;bu kız iyiden iyiye bizim eve alışmış, ileride nasıl olur bilemiyorum, yarın öbür gün büyüyüp de özgür kız ayaklarıyla&amp;nbsp;bizimkilere sırtını döner mi, şimdiden kestiremiyorum. Demem o ki, karnı acıktığında kapısını çalacağı bir kapı, vantilatörlü bir koltuk, oyun arkadaşları mevcut, kendisi de bunun bence gayet farkında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-cPIiBFaGW6w/TiMu0_z6BZI/AAAAAAAACpo/nisSpSlNuck/s1600/P7140227-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://1.bp.blogspot.com/-cPIiBFaGW6w/TiMu0_z6BZI/AAAAAAAACpo/nisSpSlNuck/s400/P7140227-1.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar senin kederini hafifletmez belki, ama bu mektuptaki bilgi, hüznünün yanına küçücük de olsa bir tebessümü belki kondurabilir ümidindeyim. Kimi zaman&amp;nbsp;insanoğlu gündelik&amp;nbsp;koşturmacaların esiri olsa da, hani kimi zaman belli edemesem de, lütfen kalbimin seninle olduğunu hep bil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Kuzuya selam&amp;nbsp;eder, Mahir'in gözlerinden &amp;nbsp;öperim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dipnot : Sevgili okuyucu, Heidi'ye yazdığım bu mektupta konuyla ilgili aklında havada kalan soru işaretleri varsa işte &lt;a href="http://heididaglarda.blogspot.com/2011/07/kzma-veda.html"&gt;burası&lt;/a&gt; belki&amp;nbsp;birazını giderebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-1411293424674767746?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/1411293424674767746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=1411293424674767746&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1411293424674767746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1411293424674767746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/sonyal-gunler-ve-heidiye-mektup.html' title='Sonya&apos;lı Günler ve Heidi&apos;ye Mektup'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-SKxLoESut5k/TiMt-oyJToI/AAAAAAAACpk/yGfWl7qfrgc/s72-c/P7150251-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-6865192156593789410</id><published>2011-07-15T12:10:00.002+03:00</published><updated>2011-07-15T12:17:44.788+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pirinç'/><title type='text'>Pirinç'li bir akşamüstü</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-9ncM4MJDw6o/TiACXxMmy0I/AAAAAAAACow/c3XiMd-IaRU/s1600/Pirr+1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" m$="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-9ncM4MJDw6o/TiACXxMmy0I/AAAAAAAACow/c3XiMd-IaRU/s640/Pirr+1.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="http://sarikent.blogspot.com/"&gt;Justine&lt;/a&gt; haklı, bu gözlerdeki cin bakışlar sayesinde rahatlıkla Dosto'nun kahramanlarından biri olabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-dznJysDCDYU/TiAFfnNpbWI/AAAAAAAACo4/FxXGrMlZim0/s1600/Pirr+2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" m$="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-dznJysDCDYU/TiAFfnNpbWI/AAAAAAAACo4/FxXGrMlZim0/s640/Pirr+2.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Fotoğraf makinesinin askısıyla oynuyoruz aslında, arada bir&amp;nbsp;"ilgilenmiyorum" anlarından biri. Birazdan saldırıya geçecek gibi. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ZP_LGbCbC-Y/Th_94je4xtI/AAAAAAAACoo/FJe6X0X6X2E/s1600/Pirin%25C3%25A7+3.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" m$="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-ZP_LGbCbC-Y/Th_94je4xtI/AAAAAAAACoo/FJe6X0X6X2E/s640/Pirin%25C3%25A7+3.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Kediler nasıl yaşlanır bilmiyorum, bunu ilk Pirinç ile deneyimliyorum. Bu surat bana hiç 9 yaşında bir kedi suratı gibi gelmiyor. İnsanların sevdikleri hep genç kalıyor gibi... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-6865192156593789410?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/6865192156593789410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=6865192156593789410&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/6865192156593789410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/6865192156593789410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/pirincli-bir-aksamustu.html' title='Pirinç&apos;li bir akşamüstü'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-9ncM4MJDw6o/TiACXxMmy0I/AAAAAAAACow/c3XiMd-IaRU/s72-c/Pirr+1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-5348826936068602623</id><published>2011-07-14T13:59:00.000+03:00</published><updated>2011-07-14T13:59:18.822+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Organları yutan sokak</title><content type='html'>Gündelik ilişkilerin&amp;nbsp;en tehlikeli sokaklarından birindeyim. Sakin, sevecen ve anlamaya&amp;nbsp;çalışan yanımın boy göstermesini istiyorum bu sokaklarda. Hırçın, öfkeli birine dönüşmeye hiç niyetim yok. İstemiyorum ki&amp;nbsp;içinde karmaşası olan birine dönüşmeyi. Karmaşam varsa da benim kendimle olsun. Kendimle kavga ederken mesela, bir karga havalandıysa kuru bir dalın üzerinden, o kavgayı karga sayesinde gülümseyerek sevebilirim. Uzlaşmacı&amp;nbsp;yanımın karga ile işbirliği içinde olmasına ben pekala izin verebilirim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle hassas ki bu ilişkiler sokağı, sokakları da hiç tekin değil bazen. Yutkunup, sakin olmaya çalışarak yaşamalıyım burasını. Deneyeceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerginlik anında, ne olduğunu anlamaya çalışarak yazdığım bir mektup havada asılı kalınca,&amp;nbsp;cevaben bir "sus" bile denmediğinde, gerek görülmediğinde, "bekle" komutu verilmediğinde, karanlık ve sessiz bir kavga içine girildiğinde, çok yıpranıyorum. Bir çıt çıksa, dondurucuya konulmuş bir organ gibi olup sanki hasar görmeyeceğim. Şimdi iyiden iyiye yaralı bu organ desem ne değişecek? Hiç. Oysa ben sesli kavgaları severim. Sesli, gürül gürül, anlamaya ve anlaşılmaya yönelik olanlarına sempati duyarım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, sırtımı dönsem bir türlü, beklesem bir türlü... Ben en iyisi yine gökyüzüne bakadurayım. Ne varsa onda var nasılsa...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-5348826936068602623?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/5348826936068602623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=5348826936068602623&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5348826936068602623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5348826936068602623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/organlar-yutan-sokak.html' title='Organları yutan sokak'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-275310674030036309</id><published>2011-07-12T14:21:00.000+03:00</published><updated>2011-07-12T14:21:03.192+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Göttingen Edirne arası konuşmalar</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;95-96 yıllarında girdi benim hayatıma. Birlikte Çemberlitaş Kız Öğrenci yurdunun ıslak paspas&amp;nbsp;kokan merdivenlerinde oturup sohbetler ederdik, yurdun balkonundan en muazzam manzaraya bakakalırdık. Kitaplardan, insanlardan, hayallerimizden konuşurduk. O zamanlar, onu tek başına düşünemezdim, düşünürdüm de şöyle; başka bir insanın imgesi ille de onunla ilgili düşüncemin yakasına gelip, yapışırdı. Dostunu sırtında görünmez bir kambur olarak taşıdığını düşünürdüm.&amp;nbsp;En yakın dostu sonsuza dek ayrılmayacağı bir parça gibiydi.&amp;nbsp;O zamanlar öyle görünürdü gözüme.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;İşte yurt koridorlarında başlayan dostluğumuz aynı evi paylaşarak devam etti.&amp;nbsp;Nasıl çalkantılı, nasıl gürültülü yıllar anlatamam.&amp;nbsp;Taşra kasabalarında oluşan benliğimizi, İstanbul içindeki düzene karşı korumak için bıçaklarımızı bilediğimiz günler. Neyi neden yaptığımızı pek bilmeden, önsezilerimize fazlasıyla güvendiğimiz yıllar. Hayatı el yordamıyla tanımaya çalışıp, gözlerimizdeki perdeleri aralamaya çalıştığımız anlar. O günlerde dünya,&amp;nbsp;bir rock barından çok farksızdı yahu. Karmaşanın içinde ne gerçek bir ses duyabiliyor, ne de tam olarak birilerini görebiliyordum, zaman zaman birinin yüzü sanki aydınlanır gibi olur sonra yeniden karanlığın içinde yitip giderdi, önemser miydim? Sanmıyorum.&amp;nbsp; Ama müzik güzeldi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Onunla aynı evde aynı odayı ikimizin paylaştığı günler geride kalıp yollarımız çeşitli sebeplerle ayrıldıktan çok sonraları öğrendim ki, bir parçası haline gelmiş olan dostuyla araları açılmış, görünmez olan kamburunu sırtından atmış ve Hukuk Fakültesini bitirip yüksek lisans için Almanya'ya taşınmıştı. Biz tekrar görüşmeye&amp;nbsp;işte o Almanya'daki günlerine alışmışken başladık.&amp;nbsp;İstanbul'a geldiğinde kısıtlı zamanlarda da olsa bizim için önemli mekanlarda kahveler içmeyi başardık. Kopmayan bağlarımızı sağlam&amp;nbsp;kıyılara bağladık. O, bu kadar uzaktayken sevdiklerine yakın olmayı nasıl başarır hiç bilmem, sanki koruyup kollayan bir gözü vardır da, hiç kapamaz o gözü, o göz hiç uyumaz, belli de etmez üstelik, uzaktan bakar, korur, kollar gibidir. Doktora tezinden sıkıldığı anlarda, soluğu ya sokaklarda alır, Avrupa kentlerini dolaşır, elinde fotoğraf makinesi ile o diyarlardaki gözümüz olur, ya da internet başındadır da kısacık laflıyor oluruz, minik minik, adım adım... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Aslında tüm bunları anlatmamın sebebi güne başlar başlamaz kendisiyle yaptığımız msn sohbetini paylaşmak içindi. "Bir dostumla sabah konuşuyorduk" diyerek cümleye girmek pek tatsız geldi. Başardıklarıyla gurur duyduğum, üstelik beni dostu olarak gören bu güzel insanı ucundan da olsa buraya iliştirmeden geçemedim, hoş gör. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Onun elinde bugünlerde yeni bir fotoğraf makinesi var, akademisyen damarı burada da başgösterdi, gidip kısa süreli de olsa fotoğrafın eğitimini aldı, teknik öğrenmeyi şart koştu, şimdilerde ışığı öğrenme hevesi içinde. Fotoğraf işinin zor olduğundan yakınıyor. Bense fotoğrafta teknik bilgiyi çok önemser değilim,&amp;nbsp;kompozisyon ağırlıklı fotoğrafları severim, fotoğrafa bakarken; hangi makine kullanılmış,&amp;nbsp;objektifi neymiş&amp;nbsp;bakmam,&amp;nbsp;belki bakarım da, ön planda tutmam, gözüm duygunun peşindedir, bana nasıl nereden değip geçer o kare, bunu önemserim. Konumuz fotoğraf olunca dilimizin bağı çözüldü, konu döndü dolaştı bugünlerde kafamda netleşmiş "fotoğrafçı" kavramına geldi, ben fotoğraf&amp;nbsp;çeken her kişinin fotoğrafçı olmadığına dair düşüncemi netleştirdim,&amp;nbsp; teknolojik günlük tutuyorum&amp;nbsp;cümlesini, blog yazarıyım cümlesine de tercih ediyorum. Kelimeler ve anlamları üzerinde bu kadar durmak da yersiz, farkındayım. Dostum "profesyonel düşündüğümüzde sen kesinlikle haklısın" dedi sonunda, sonra da "onbeş yıldır hukukla uğraşıyorum kendime hukukçuyum diyemiyorum, çünkü diploma adamı hukukçu yapmaz, ne zaman ki bilirkişi raporlarım hakim karşısına çıkar, ya da doktora tezim kurul tarafından onaylanır, onlar benim görüşlerimin hukuk payını doğrular"&amp;nbsp;diyerek çıktı işin içinden. Aslında hemen hemen aynı şeyleri söylüyoruz. Sıfatların içinin boşaltılıp, kavramların anlamsız hale bürünmesinden hoşnut değiliz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Bugünlerde Suç ve Ceza'ya ara verdiğim zamanlarda, tekrar tekrar okuduğum bir kitabın yeniden üzerinden geçiyorum, Roland Barthes "Camera Lucida" ile çok derin bir fotoğraf yolculuğuna kısıtlı cümlelerle çıkmayı deniyor. Okudukça bir kavramı kullanırken özenli olmam konusunda kendimi daha titizlenir buluyorum. Sonra dönüp, düşünme biçimini bilgiler üzerine kurmayı seçen dostumu daha bir önemsiyorum. Orada yalnız geçen günlerini dolduran kelimeleri dikkate değer buluyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Yalnızlık demişken, üzerine son günlerde okuduğum nefis yazılardan birinin linkini &lt;/span&gt;&lt;a href="http://endiseliperi.blogspot.com/2011/07/yalnzlk.html"&gt;&lt;span style="color: purple; font-family: inherit;"&gt;buraya&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt; iliştirmeyi ihmal etmiyorum. Yorumları bile bu yazının gelişen bir parçası gibi, sırf bu nedenle atlanmamalı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Şimdilik gidiyorum, fotoğrafçı değilim, hiç olmadım.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-275310674030036309?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/275310674030036309/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=275310674030036309&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/275310674030036309'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/275310674030036309'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/gottingen-edirne-aras-konusmalar.html' title='Göttingen Edirne arası konuşmalar'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-7099345772107876595</id><published>2011-07-10T15:18:00.002+03:00</published><updated>2011-07-10T15:19:25.840+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pirinç'/><title type='text'>Haftalık Rapor...</title><content type='html'>Uyku bazen sırtından atar insanı. Öyle uyandım&amp;nbsp;o sabah, ne oldu da yeniden atak geçirir oldum?&amp;nbsp;Neler değişti? İstanbul'a gidip geldim, gelir gelmez çok koşturdum, uykusuz kaldım, sarma tütüne geçtim, kahveme krema koymadım. İlaçlarımı atlamadım.&amp;nbsp;Hımmm. Herşey olabilir.&amp;nbsp;Oğuz'u uyandırmadım. Onun yapabileceği bir şey yok, o uyurken elini tuttum bir süre, baktım olmayacak, kalktım, saate baktım,&amp;nbsp;04.30 suları. Sırtıma battaneyiyi pelerin gibi doladım, balkona çıktım, araba bakımda, kapının önünde olsa hadi hastaneye gidelim demem için ramak var, nasıl serin bir hava anlatamam, tarlalardan balkona doğru esen rüzgar, çok iyi geldi, biraz sakinleştim, masaya alnımı koydum, Pirinç masaya çıkmış, başımda bekliyor, biraz uyumuşum. Sonra yatağa geçtim, uyandığımda daha iyiceydim. Panik atak böyle işte, sersemletiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarma tütüne biraz da sigarayı bırakırız ümidiyle, Harun'da görüp özenmiştim. Tütünün tadını da sevmiştim. Atakla uyandığımda, derinlik duygumu bir an kaybettim, sanki su yatağında gibiydim, garip bişey, ben nefes aldıkça şeklimi alan bir yatakta yatar gibi hissetmiştim, bu duygu biraz korkuttu beni. Sarma tütünü o gün bıraktım. Kahve bir gün boyunca içmedim. İşten erken çıkıp eve geldim, iki&amp;nbsp; saat kadar uyudum, huzurla. Beni sırtından atan uykuya özlemle inadına sarıldım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli eleştirel gözlüklerle etrafındaki insanlara bakanları anlamıyorum.&amp;nbsp;Atakla yaşamamı kabullenmemiş&amp;nbsp;olan insanlar var çevremde. Önemsemiyorum. Sanki herkes zımba gibi sağlam sinirlere sahip olmalı, hassas yanları kimsenin olmamalı. Panik Atak hastası olmak bir zayıflık, hala ilaç kullanıyor olmak güçsüzlük emaresi, nasıl oldu da kurtulamadım bu ilaçlardan. Böyle olmak en fazla Oğuz'u ilgilendirir, zira gecenin bir yarısı atağımla ben başetmeye çalışırken o benden çok çaba sarfediyor, üstelik tanımadığı ve anlamakta çok zorlandığı bir duygu. Her sabah kahvaltıdan sonra içtiğim o kimyasal nesne benim zayıflık emarem, İstanbul kaosundan ürküyor olmam benim sorunum. Hoş dedim ya, bu konuda söz hakkını sadece Oğuz'a veriyorum, gerisi gerçekten umurumda değil. Panik Atakla başetmesini bilmeyen biri olmasın istiyorsa insanlar hayatlarında, hiç itirazım olmaz, rahatlıkla çekip gidebilir. Burada iyi olmamı istemenin dışında bir sinir seziyorum, asıl canımı sıkan o sinir oluyor, neden sinirlenildiğini anlamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir önceki sabah&amp;nbsp;beni terkisinden sinirle atan uykunun kollarından gayet güzel&amp;nbsp;indim dün sabah aşağıya. Kalktım, duş aldım, sabah çok erken, uykumu almışım, atladım motora, yanıma da Raskolnikov'u aldım, söylemeyi unuttum, Suç ve Ceza, sandığım gibi zor değil, gayet akıcı, su gibi, bir filmi izler gibiyim, Sezen sırf benle oturup kitabı konuşmak için tekrar tekrar başlayıp bıraktığı kitaba yeniden başlamış, Çiğdem elindeki yarım kitapları hızla bitirip eline Suç ve Ceza'yı almış, heyecanımı çok kıskanmış, kıskanmaların böylesi çok güzel. Bir de iki kişinin birlikte yaşadığı hoş bir anıyı tadamadığı için, o anın içinde yer alamadığı için, sevdiği kişiyi bir başkasıyla paylaşmayı kabullenemediği için, yaşanılan kıskançlıklar var, işte onu pek anlamıyorum. Hayır hayır konumuz iki kişinin yaşayıp birbirini kıskandığı aşk kıskançlıkları değil, arkadaşlar arasındakinden bahsediyorum, kıskançlık derin konu, duralım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün&amp;nbsp;Oğuz'la pazara gittik, ne zamandır istediğim kırmızı koltuklarıma krem pikeleri nihayet aldım, pazarda sebze meyve alışverişi Oğuz'un görevi gibi, ben yanında daha çok süs gibi dolaşıyorum, ağırlığı olmayan poşetleri elime tutuşturup duruyor, böyle olunca bir işe de yaramıyor, iyisi ben fotoğraf çekeyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-SsEpK4QUfuQ/ThmWW_dPJnI/AAAAAAAACoQ/V1GhO1QcyO0/s1600/P7090092-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480" src="http://4.bp.blogspot.com/-SsEpK4QUfuQ/ThmWW_dPJnI/AAAAAAAACoQ/V1GhO1QcyO0/s640/P7090092-.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Oğuz kırmızı biber seçiyor (kelinde güneş nasıl da güzel parlıyor:) İşini o kadar ciddiye alıyor ki, bir kırmızı biber almak bu kadar uzun sürer mi diye hiç mızırdanmıyorum, pazar yeri gayet kalabalık olmasına rağmen, mekanla gayet uyum içindeyim. &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-QVozUm9NqEg/ThmYNpPlM1I/AAAAAAAACoc/1k0RAzJXW7U/s1600/P7100112-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-QVozUm9NqEg/ThmYNpPlM1I/AAAAAAAACoc/1k0RAzJXW7U/s320/P7100112-.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Akşam eve geldiğimizde salonu toparladık Oğuz'la. Sonra yeni pikelerimizi yaydık, ben Rasko ile başbaşa kalmışken Pirinç dayanamayıp zıplıyor yanıma, tam da işte böyle, ayak ucuma... Kıvrılıp gidiyoruz yaşamın içine, krem renginde...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-7099345772107876595?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/7099345772107876595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=7099345772107876595&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7099345772107876595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7099345772107876595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/uyku-bazen-srtndan-atar-insan.html' title='Haftalık Rapor...'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-SsEpK4QUfuQ/ThmWW_dPJnI/AAAAAAAACoQ/V1GhO1QcyO0/s72-c/P7090092-.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-8978328693712605528</id><published>2011-07-05T15:52:00.001+03:00</published><updated>2011-07-05T15:53:16.029+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Ayak</title><content type='html'>&lt;em&gt;tdk :&lt;span class="comick"&gt;&lt;span style="color: #003399;"&gt;&lt;b&gt;ayak,&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;span class="comicb"&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp; &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="thomicb"&gt;&lt;em&gt;a. 1. anat. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Babam bypass ameliyatı için ameliyathaneye gitmeyi beklerken, ya saçlarını kokladım, ya da ayakucuna geçip ayaklarını öptüm.&amp;nbsp;Sevgimin taşıp akacak yer bulmaya çalıştığı anlarda karşıma çıkarsa eğer ayak, öpmeden duramadığım bir çıkıntı. Yere basıp basmaması önemli değil, temiz olup olmaması hiç mühim değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeklerle aramda pek sıkı bağlar kurulamıyor, böyle kırılgan bir beden nasıl taşınır? Pratikte korkmadan kucağıma alıp taşıyabiliyorum ama düşününce ele avuca almak cesaret istiyor. Bebeklerin o pembe, yumuşacık, mis kokulu topuklarına karşı kayıtsız kalamıyorum, ne zaman bir bebek görsem, mesela yaz günü çorapları çıkarılmış, ayaklarını alıp ham ham ham yaparak ayağın sahibini eğlendiriyorum, şaşırtıcı biçimde komik buluyorlar bu oyunu, kıkır kıkır katılana kadar gülenine&amp;nbsp;bile rastlıyorum. Oyunu kuralına göre, gıdıklamamaya özen göstererek oynuyorum, zoraki&amp;nbsp;atılan kahkaha ile pek ilgilenmiyorum, eğer ben oyun havamızda değilsem, usulca sokulup yanına, yusyuvarlak topukları koklayıp doya doya öpüyorum. Sanırım ben ayakları iyiden iyiye seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabaha karşı uyandım, hoş bir aydınlık var odada, tam da aydınlık olmayan bir aydınlık, bu&amp;nbsp;an kısa sürecek, birazdan perdeler engel olmasa oda ışıkla dopdolu olacak,&amp;nbsp;Oğuz uyuyor, nefesini dinliyorum, göğsü usulca inip kalkıyor, bu hareketi oldukça düzenli.&amp;nbsp;Biliyorum ki, huzurlu&amp;nbsp;bir uykunun elinde.&amp;nbsp;İstanbul'dan döndüğümüz akşam havanın serinliği ile tekrar çıkarmak zorunda kaldığımız yorgandan ayaklarını çıkarmış, bir insanı ayaklarından sevip okşamayı seven biri için bu o kadar hoş ki... Hayır hayır, elbette gidip uyuyan birinin ayaklarını öpmeye çalışmak hiç akıllıca olmazdı, sırtımı pencereye dönüp ayaklarımı yorganın dışına çıkararak alarma kadar uykunun kollarına atıldım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-8978328693712605528?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/8978328693712605528/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=8978328693712605528&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8978328693712605528'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8978328693712605528'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/ayak.html' title='Ayak'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-5141804167081900047</id><published>2011-07-04T16:15:00.003+03:00</published><updated>2011-07-04T22:31:35.502+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Şenlikli</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-e8QxE9bVYR4/ThGbotQ-hhI/AAAAAAAACno/hncrkGgkOnE/s1600/lacivert+galata.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" i$="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-e8QxE9bVYR4/ThGbotQ-hhI/AAAAAAAACno/hncrkGgkOnE/s320/lacivert+galata.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Cumartesi günü, akşamüzerine doğru kendimizi yolda bulduk, şehre girer girmez soluğu amcamızın yanında aldık. Akın Amca'nın evi fevkalade bir yerde. Mesela yatak odasından, tertemiz çarşaflar serip bize hazırladığı yataktan büyüleyici&amp;nbsp;kuleye bakarak uyuyakalıyorum, saat 3 suları, Oğuz çoktan yorgunluğa yenilip uyuyakalmış, ben Akın Amca ile doyumsuz bir&amp;nbsp;sohbeti ardımda bırakmışım ...&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-ly-Le2MLRxM/ThGd152DvvI/AAAAAAAACns/rjKQgJUBxW0/s1600/galata%2527da+sabah.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480" i$="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-ly-Le2MLRxM/ThGd152DvvI/AAAAAAAACns/rjKQgJUBxW0/s640/galata%2527da+sabah.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Gözümü açtığımda ilk gördüğüm.&amp;nbsp;Akşam nerede bırakmışsam, sabah da orada, yerli yerinde, etrafında kırlangıç sürüleri heyecanlı, çığlık çığlığa, soluk soluğa. Saat 9 suları usulca evden çıktık, Galata'yı ardımızda bıraktık, Yonca ve Harun'la kahvaltıya koştuk, kahvaltı müthişti, zaman kısıtlı, konuşacak çok şey var, soluk almadan konuştuk, soluk almadan güldük, derin bir nefes alarak ayrıldık. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border: currentColor; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-a9i7Qy4E9Fw/ThGd9skRsPI/AAAAAAAACn0/UrB7bDQOosA/s1600/Balkondan.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" i$="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-a9i7Qy4E9Fw/ThGd9skRsPI/AAAAAAAACn0/UrB7bDQOosA/s320/Balkondan.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Amcanın diğer balkonundan baktığımızda gördüğüm...&amp;nbsp; Ev tanıtımı gibi oldu bu biraz, gel ben sana biraz amcamızdan bahsedeyim ne dersin?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-IdtBlJv7AkU/ThGeVuI8QaI/AAAAAAAACn4/86iW7OVguMQ/s1600/amcam.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" i$="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-IdtBlJv7AkU/ThGeVuI8QaI/AAAAAAAACn4/86iW7OVguMQ/s320/amcam.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border: currentColor; clear: both; text-align: center;"&gt;Canım Akın Amca, o öyle güzel anlatır ki hikayelerini, onun karşısında "dinlemek"&amp;nbsp;en güzel eylemlerden biri,&amp;nbsp;yanında öyle rahatım, kendimi ifade ederken o kadar özgürüm ki, o beni tanımaya o kadar meraklı ki, araya mesafelerin girdiği görüşmelerimize rağmen, araya hiç zaman girmemiş gibiyiz, iyi ki de biz böyleyiz. &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border: currentColor; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border: currentColor; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-5sJ7bJKUdV0/ThGd5YC_8vI/AAAAAAAACnw/ksb9XgYp7jo/s1600/nefes+alacak+alan+yok.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480" i$="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-5sJ7bJKUdV0/ThGd5YC_8vI/AAAAAAAACnw/ksb9XgYp7jo/s640/nefes+alacak+alan+yok.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border: currentColor; clear: both; text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Güneşli ve kalabalık, bina yığını İstanbul'u bu şekilde geride bıraktık.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border: currentColor; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border: currentColor; clear: both; text-align: left;"&gt;İstanbul'da sıcaktan bunalmışken, Edirne yağmurlu ve serin,&amp;nbsp;sessiz ve ıssız, bomboş. İşte tam&amp;nbsp;da istediğimiz gibi. &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border: currentColor; clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left" class="separator" style="border: currentColor; clear: both; text-align: center;"&gt;Not:&amp;nbsp;Cumartesi akşamı Galata Kulesinin hemen altında Caz Festivali kapsamında Tünel Şenliği vardı, kalabalığın arasından eve zor ulaştık, eğer bu kadar özlem dolu ve yorgun olmasay﻿dık, konserlerin tadını çıkarmaya hazırdık, bir ara uzaktan, maçları beleş izleyen seyirciler gibiydik, ama benzer mi hiç aşağıdaki havaya, bu senekini mecburen es geçtik... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-5141804167081900047?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/5141804167081900047/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=5141804167081900047&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5141804167081900047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5141804167081900047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/cumartesi-gunu-aksamuzerine-dogru.html' title='Şenlikli'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-e8QxE9bVYR4/ThGbotQ-hhI/AAAAAAAACno/hncrkGgkOnE/s72-c/lacivert+galata.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-7474243477355432651</id><published>2011-07-02T10:22:00.004+03:00</published><updated>2011-07-04T22:28:52.800+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>Usulca yaklaştım Raskov'un yanına, temkinliydim.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-oK87a0qWyTo/Tg7CBcdC4ZI/AAAAAAAACnc/fzn-yKMe3tQ/s1600/P7010004-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="229" i$="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-oK87a0qWyTo/Tg7CBcdC4ZI/AAAAAAAACnc/fzn-yKMe3tQ/s320/P7010004-.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Yağmurluğum yanımda olmamasına rağmen yola çıkmaya kararlıydım,&amp;nbsp;üzerime iki tane sweat giydim, oturduğumda birini çıkardım, altta kalan ıslanmamış, diğeri sırılsıklam,&amp;nbsp;hiç temmuz havası yok,&amp;nbsp;insanı serinliği ile ürperten bir hava dolaşıyor ortalarda, kasvetli, karanlık, Raskolnikov ile tanışmak için şahane bir gün. Ormandayım. Olmak istediğim yer tam da burası.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-brJAiZR_-c8/Tg7CKADA7eI/AAAAAAAACng/HnSdSl4S_bY/s1600/P7010006-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" i$="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-brJAiZR_-c8/Tg7CKADA7eI/AAAAAAAACng/HnSdSl4S_bY/s320/P7010006-.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Gözlüklerimi kuruladım, başıma gelen garsona gülümseyerek biramı söyledim, etrafta kimseler yok, ben verandadayım, yeterince ıslandığıma göre içeride olmamın bir anlamı yok, üzerimdeki tenteye düşen yağmuru dinlemek en iyisi, içeriden çıkan kızlar hazırlıksız yakalanmışlar belli ki, parmakarası sandaletler,&amp;nbsp;kısacık şortlarla çıkmışlar sokağa, şimdi yağmur hız kesmişken, evlerine gidiyor olmalılar. Müzik rahatsız etmeyecek tonda, bir ara kulağıma Nina Simone, Bryan Ferry, Zaz, Louis Armstrong ilişti, kendince yol alıyor, keyifliyim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-9mj9NG6M35k/Tg7CPQryQjI/AAAAAAAACnk/rEBBPH7V-mw/s1600/P7010021-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" i$="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-9mj9NG6M35k/Tg7CPQryQjI/AAAAAAAACnk/rEBBPH7V-mw/s320/P7010021-.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Her şey tastamam. Söylenecek başka söz yok, Suç ve Ceza'ya başlamamın hiç unutmayacağım anısı yanımda, biram yudum yudum... &lt;/div&gt;&lt;div align="left" style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Not: &lt;a href="http://sarikent.blogspot.com/"&gt;Justine&lt;/a&gt;'in Raskov karşısında kendimi sağlama almam konusundaki uyarısını gözardı etmiyorum, varlığımı hissetmemesi için çıt bile çıkarmıyorum, sayfaları nefes almadan çeviriyor, nefes almadan okuyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-7474243477355432651?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/7474243477355432651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=7474243477355432651&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7474243477355432651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7474243477355432651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/usulca-yaklastm-raskovun-yanna.html' title='Usulca yaklaştım Raskov&apos;un yanına, temkinliydim.'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-oK87a0qWyTo/Tg7CBcdC4ZI/AAAAAAAACnc/fzn-yKMe3tQ/s72-c/P7010004-.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3093867813933752527</id><published>2011-07-01T10:05:00.008+03:00</published><updated>2011-07-01T10:05:00.566+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Önce sadece bir kare</title><content type='html'>&lt;a href="http://imperialbedrooms.tumblr.com/post/6230964861"&gt;&lt;img alt="" height="167" src="http://26.media.tumblr.com/tumblr_lmcdkiWKGH1qazkdco1_500.gif" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;em&gt;Görselimiz &lt;/em&gt;&lt;a href="http://imperialbedrooms.tumblr.com/"&gt;&lt;em&gt;buradan&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;. .&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Filmin adı Hanna. Henüz izlemedik, izlenecekler klasörümüzde&amp;nbsp;öylece dönüyor,&amp;nbsp;bir dönme dolabın içinde. Filmin ahengini merak ediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazlaca şeyler okuyamıyorum, Halikarnas Balıkçısı ile ilgili öğrendiklerimi buraya taşımak istiyorum, olmuyor, günlerin nasıl geçtiğini hiç anlamıyorum. Gözlerimi kapatsam, bambaşka bir boyuta dalsam, zamanın hep yettiği bir boyuta. Canım ne zaman istese dönme dolabın içine saklansam...Bugün tanışmayı umduğum Ras&lt;span class="messageBody" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:3}"&gt;kolnikov ile istediğim kadar laflasam.. Peri sağolsun Dostoyevski konusundaki tüm soru işaretlerimi süpürdü, Carr'ın "Dostoyevski" kitabını daha sonraya bıraktım, önce Suç ve Ceza, hayır hayır önce gözlerimi kapatıyorum, sonra Suç ve Ceza'yı orada dilediğimce okuyabiliyorum, dönme dolap durana dek...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3093867813933752527?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3093867813933752527/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3093867813933752527&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3093867813933752527'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3093867813933752527'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/07/once-sadece-bir-kare.html' title='Önce sadece bir kare'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3800342348580130919</id><published>2011-06-30T12:16:00.000+03:00</published><updated>2011-06-30T12:16:51.371+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Aşk için, aşkın şerefine...</title><content type='html'>Dün akşam, tavuksuyuna çorba ile başlamış en güzel aşk hikayelerinden birini dinledim bir arkadaşımdan. Konunun özelliği midir, akşamın hoş serinliği midir, yaşama o an verdiğimiz özenden midir bilemedim, tılsımlı bir andı. Çok, çok duygulanarak dinledim.&amp;nbsp;Arkadaşımın konuyu paylaşmak istemesini, ama öyle ayaküstü anlatmayı&amp;nbsp;istememesini, sohbet için seçtiğimiz mekanın ne kadar yerinde olduğunu çok sonra farkettim, altında oturduğumuz ağaçların dallarına asılmış rengarenk fenerler karanlığı ne hoş karşılıyordu böyle. Aşk güzeldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben böyleyim, bu hallerdeyim, bil istedim" dedi anlatacaklarının hızı biraz yavaşladığında. Bu haberi bana telefonla vermeyip, yaşadığı şeyin mimiklerine nasıl gelip güzelce yerleştiğini kendi gözlerimle görmemi istemesine hayran oldum. Dinledikçe gözyaşlarımı tutamadım. Aşk için, aşık olma hali için, sevdiğim biri bunları yaşayabildiği için,&amp;nbsp;inceden gülümseyerek ama&amp;nbsp;usul usul. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşımın söylediği hemen her cümlenin içinde yalınlık vardı. Misal "Dün akşam birlikte dondurma yemeğe çıktık" demesinde bile masum bir yan seziyordum. Şatafatsız, yaldızsız, berrak. Gösterişli bir paylaşım olmadığı halde içi dopdolu. Küçük bir kasabada yaşanan, sanki kimsenin duyup bilmediği aşklardan biriydi dinlediğim.&amp;nbsp;Bu güzel habere elbette içilir, soğuk biralarımızı&amp;nbsp;istedik, sonra güldük, bol bol, köpük köpük, ağız dolusu, doyasıya. Aşk için, aşkın şerefine...&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Atze, hem dün akşam bunları yaşarken, hem&amp;nbsp;şimdi yazarken, aklımın bir ucunda, ucunda&amp;nbsp;değil canım basbayağı ortasında sen vardın. öyle. &amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3800342348580130919?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3800342348580130919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3800342348580130919&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3800342348580130919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3800342348580130919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/06/ask-icin-askn-serefine.html' title='Aşk için, aşkın şerefine...'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3615454865906167431</id><published>2011-06-25T15:42:00.001+03:00</published><updated>2011-06-25T15:43:45.957+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Gıd Gıd...</title><content type='html'>Hiç öyle çalışılası bir gün değil, çıksak da şurdan, bir yerlerde bira içsek, serin serin.&amp;nbsp;Dark birayı seviyorum. Durgun gibi görünen, aktığı dikkatlice bakıldığında anlaşılan nehrin hemen yanında, yamacında, sakin... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Edirne'ye yağmur geleceği söylentisi var. Yağmur burada konuşulacak bir konu, yağmaya başlamadan önce bekleniyor, sonra beklenen yağmur geldiğinde, "yağmur mu o?" sorusu atılıyor ortaya, sanki haberleri yokmuş gibi, aniden gelip bastırmış gibi,&amp;nbsp;yağmur konuşulması gereken bir konu insanlar arasında. Özellikle bugünlerde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah işe geldiğimde herkesin dilinde yangın var. Ne yangını? Haberim yok. Herkes görmüş, simsiyah dumanlar kaplamış gökyüzünü, tarif edilen yer bizim evin balkonundan bakıldığında görülebilecek bir noktada oysa ki, buğday tarlalarından biri, yaklaşık yüz dönüm. Yazık. Çiftçi bir yıl boyunca bir gökyüzüne, bir toprağa bakıyor, gözü gibi, gözünden de özenli. Şarapçıların işiymiş, istemdışı. Sigara içmiş olmalılar. Gerçekten yazık. Yangın saatlerinde ben, annemi uğurluyordum, yangına biraz uzak bir mesafeden, gözlerim yola dönük, gökyüzüne değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah kitap siparişlerimi verdim. Nicedir okumak istediğim Suç ve Ceza, sonra Fante'nin "Toza Sor" ve Ferit Edgü'nün "Leş" kitapları önceliğim, yazın okunacakları sahne almaya hazır. Annem ve arkadaşları Amasya'da öğle yemeği yemişler, Samsun'a yaklaşıyorlarmış. Oysa yolculukta hiç uyuyamaz, uyumamış da, ama neşesi yerinde. İnsanın çıkmak istediği yolculuklar olması ne hoş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün işte ben böyle kendi çöplüğümde eşeleniyorum. Gıd gıd, gıd gıd...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3615454865906167431?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3615454865906167431/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3615454865906167431&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3615454865906167431'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3615454865906167431'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/06/gd-gd.html' title='Gıd Gıd...'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-8777275303248400912</id><published>2011-06-24T23:56:00.000+03:00</published><updated>2011-06-24T23:56:50.928+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Tatlı Rüyalar</title><content type='html'>İş&amp;nbsp;çıkışına&amp;nbsp;kadar sıradan. Anlatılası bir durum yok. Ama olabilir de,&amp;nbsp;şöyle; işyerinde Arzu'nun bakımını üstlendiği sokak köpeklerinden Zilli hastaydı geçen hafta, barınağın veterineri Abdullah Bey kırmadı bizi, her akşam geldi iğnelerini vurdu, kurtulma yüzdesi çok düşükken, Zilli ilaçlara olumlu tepki verdi, iğneleri bitti, antibiyotiklere geçildi, her sabah ve her akşam ilaçlarını ben veriyorum, Arzu verdiğinde ilaçları yere tükürmeyi başarıyor da ben elimi boğazına kadar soktuğum için&amp;nbsp;ilaçlar cuk diye mideye, bunu her yaptığımda "istese hart diyerek elimi parçalayabileceğini" düşünüyorum,&amp;nbsp;insan olsa ısırır, Zilli gözümün içine bakıyor,&amp;nbsp;onu sinirlendiren şeyler de var elbet, başka bir sahipsiz köpeğin, Kırçıllı Susam'ın yanımıza gelip bize kendini sevdirmeye çalışması,&amp;nbsp;anında hırrrrrrrrrr... Biz elimizi bile uzatamıyoruz Kırçıllı Susam'a, sevip okşamayı aklımızdan bile geçirmiyoruz ki, kendisi sağlıklı şekilde hayata devam edebilsin, yoksa Zilli kendisini parçalayacak kadar sinirli ve haşin ve kıskanç...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam iş çıkışı eve geldim, doooğru banyoya, makineye çamaşırları koyup çalıştırmak için, sonra annem aradı, evden çıkıyoruz demek için, makinede çamaşırlar yıkana dursun ben&amp;nbsp;annemi karadeniz gezisine uğurladım, ne garip! o bugün buradayken yarın sabah bambaşka bir dünyaya uyanacak, yeşil, yemyeşil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben &lt;a href="http://www.afilifilintalar.com/"&gt;buradan&lt;/a&gt; bir kaç yazı okumayı planlıyorum.&lt;br /&gt;Tatlı Rüyalar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-8777275303248400912?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/8777275303248400912/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=8777275303248400912&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8777275303248400912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8777275303248400912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/06/tatl-ruyalar.html' title='Tatlı Rüyalar'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-8524522753899629217</id><published>2011-06-21T14:54:00.003+03:00</published><updated>2011-06-21T15:03:38.769+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>88.10</title><content type='html'>2000 yılı milattı benim için, üzerinden çok zaman geçti. O günler, yalnızlığın tozu dumana kattığı ve yaşamın bana sunduğu ilk okkalı dersleri aldığım günler. Ama yok konumuz bunlar değil, konumuz zor şartlarda dermeye çatmaya çalıştığım ve yalnız yaşamaya başladığım evimin en sevdiğim yeni eşyalarından biri, müzik çalarım. Üstelik cd player özelliği&amp;nbsp;de var, üstelik sesin yayıldığı hoparlörleri gövdeden bağımsız ve ahşap. Elektronik bir cihazın plastikten uzak bir parçasının olması hoş, çok şık ve&amp;nbsp;çok çok kullanışlı. O günlerde yataktan çıkmak için sebepler ararken, bu minik şey gelip gönlüme tıkır tıkır dokunur oldu, farkındaysan henüz dinlediğim müziklerden dahi bahsetmiyorum. Önemli olan şey, güne onunla başlamam ve zinde hareketlerim için bana yeterli sebepler veriyor olması. Müzik konusu ise benim çok iyi bildiğim bir konu değil, sebebi kulaklarım. Klasik müzik seviyorum ama çağlarını ayıramıyorum, defalarca dinlediğim bir melodinin&amp;nbsp;kopya çekmeden kime ait olduğunu çıkaramıyorum, mesela Janis gibi değil benim için müzik, Janis eminim ki müziksiz yaşayamazdı, ben yaşayabilirim gibi gelir düşününce. Janis, müziği yaşamının içine alır tıpkı Oğuz gibi, ikisinin kardeş olması bana kalırsa herşeyden önce burada belli eder kendini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyordum? O günlerde müzikçaların saat ayarı sayesinde güne başlama şeklim değişti, sabahlar eskisine oranla daha katlanılır oldu benim için, uyguladığım kapanma ayarlarıyla evden çıkma saatim geldiğinde kendi kendine kapanıp "çabuk&amp;nbsp;çık! ayakkabılarını giy hadi!" komutunu verdi bana, işte bunun gibi küçük minik oyunlarla evde olduğum zamanlarda kendisi&amp;nbsp;hiç susmadı, çoğunlukla da 94.9 açık durdu,&amp;nbsp;o günlerde evde önemli olma halini hep korudu, yalnızlığımı aldı, birincildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da, Oğuz'la birlikte yaşamaya başladığımız diğer ev, nedense bu müzikçaları sevmedi, gözde nesnem&amp;nbsp; orada hiç varlık gösteremedi, evden ziyade bizim payımız var kabul ediyorum, yüzümüz daha çok filmlere dönük,&amp;nbsp;dinlemek&amp;nbsp; istediğimiz&amp;nbsp;müzikleri çalma yetkisini bilgisayarlara verdik, biraz ayıp etmişiz.&amp;nbsp;Şimdi yaşadığımız eve gelince, buradaki evimiz yaşadığımız en büyük ev, müziği tek bir noktadan dinlemeye çalışmak pek mümkün değil, iyi bir yer bulmak lazım derken şifonyerin üzerinde öylece bekledi sabırla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafta sonu evle ilgilendim biraz, yatakodasında yollukları kaldırdım, toz aldım, derledim topladım, nevresimleri değiştirdim, ohh mis gibi, işte bir an o çarptı gözüme, tozlanmış. Tozunu aldım, başucuma, komodinin yanında yere koydum, taktım fişe, çalışıyor. Dedim ki, radyo çalsın, iyi de Edirne'de radyo konusu sorun. Dinlemek istediğim kanalları ancak internet üzerinden dinleyebiliyorum. Ama olsun nasılsa 88.10 var. Oğuz ve ben farklı zamanlarda keşfetmişiz bu kanalı. Keşfetmemek mümkün değil gerçi, diğerleri bizim için katlanılması imkansız şeyler çalıyorlar. 88.10 yunan radyosu. Adı sanı nedir bilmiyoruz. Arada bir, bir amca çıkıp konuşuyor, çok kısa, şundan şu eseri dinliyoruz diyor ve hoop anons bitti, haydi müzik. Hep ama hep klasik. Zaman zaman ilahiler de çalınıyor, aryalar da, saat başlarında haberleri veriyorlar, yine kısacık. Yunanca konuşan birilerini dinlemeyi&amp;nbsp;çok istiyorum, kulaklarıma uzak bir dil ve belki bu kadar uzak olduğu için çok da zor bir dil hissi veriyor, sanki asla o coğrafyada yaşamadan öğrenilemezmiş gibi. Burada Yunanlılara karşı nefretle bakanı hiç görmedim, komşi komşi diye sesleniyorlar birbirlerine, aksine, turist olarak geldikleri bu kentin alışverişini canlandırıyor, iyi de para bırakıp gidiyorlar, esnafla aralarında zamanla garip bağlar da kurulmuş, kapalıçarşıda dükkanı olan abimin devamlı müşterileri var, her edirneye geldiklerinde kahve içmeye abime uğrayanlar var, ortak bir dilleri neredeyse yok, ama yığınla şey anlatıyorlar birbirlerine, bunca şeyi nasıl anlatıyorlar? Sanki gönüller yakın olunca kelimelerin gücü ve gerekliliği burada bitiyor... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün sabah uyandım,&amp;nbsp;radyoyu açtım, yüzümü yıkadım, yatağı topladım, örtüsünü serdim, üzerine yastıkları yerleştirdim, radyo mırıl mırıl, içimden "şu an Oğuz'da yolda bunu dinliyor" düşüncesi geçti, garip bir mutlulukla sarıp sarmalandım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-8524522753899629217?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/8524522753899629217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=8524522753899629217&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8524522753899629217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8524522753899629217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/06/8810.html' title='88.10'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-7054644592864418856</id><published>2011-06-20T16:06:00.001+03:00</published><updated>2011-06-20T16:08:16.760+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sidikli kontesim fotoğraf'/><title type='text'>Pazartesinin hiç olmadığı yer...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Mam0zvFmb1c/Tf9CNWO64rI/AAAAAAAACnY/dagN6IFGB90/s1600/P6110059-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" i$="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-Mam0zvFmb1c/Tf9CNWO64rI/AAAAAAAACnY/dagN6IFGB90/s640/P6110059-.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;* Istranca Dağlarında eminim hiç pazartesi olmuyordur ve eminim oradaki canlılar sendromdan da habersizdirler... Günler var ama adları yok, mevsimler var ama yıllar yok, zaman yok ama vakit var. Yeşil ne tek başına bir yeşil, ne mor tek başına mor, sayısız ton, derin sessizlik... Uzun bir ömür...&amp;nbsp;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;İçimde&amp;nbsp;bir başkalaşım yaşıyorum. Bu şey beni&amp;nbsp;gitgide sessizliğe&amp;nbsp;davet ediyor. Ne yalan söyleyeyim korkuyorum. Her şeyi geride bırakıp gitsek? Daha da ıssız bir yere? "Hadi canım"&amp;nbsp; diyorum içimden demesine de,&amp;nbsp;biliyorum ki biz istersek, -şimdi değil ama- günün birinde,&amp;nbsp;fikir kendi içimizde yeterli olgunluğa eriştiğinde, ıssız bir kuytu bulup oraya sığınabiliriz. Kimbilir... &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-7054644592864418856?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/7054644592864418856/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=7054644592864418856&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7054644592864418856'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7054644592864418856'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/06/pazartesinin-hic-olmadg-yer.html' title='Pazartesinin hiç olmadığı yer...'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Mam0zvFmb1c/Tf9CNWO64rI/AAAAAAAACnY/dagN6IFGB90/s72-c/P6110059-.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-1061344724401966926</id><published>2011-06-19T21:40:00.001+03:00</published><updated>2011-06-19T21:43:14.599+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilge karasu'/><title type='text'>Pazar Alıntısı</title><content type='html'>&lt;span style="color: purple;"&gt;Dördüncü Masal - &lt;/span&gt;&lt;span style="color: purple;"&gt;Korkusuz Kirpiye Övgü'den bir bölüm (Sayfa 63)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: purple;"&gt;Göçmüş Kediler Bahçesi - Bilge Karasu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yola düştüğümde dayanamadım. Bir daha ne zaman bulurdum bu fırsatı? Nitekim, sonradan anladım, gezinin böylesinin tadı çıkıyor. Bir yanda, bıraktıklarının acısı var içinde; öte yanda, yanlarına dönmek gerekliğini için burula burula duyduğun kirpiler var. Hepsinin ötesinde ise, yol, enginlik, dünya... Vaktini harcamıyorsun, her anını doldurmağa bakıyorsun, bir yandan da, dolaşık yollardan da olsa, evine dönüyorsun... Neyse, fırsat diyordum... Anamla babamı bir daha göremeyeceğimi biliyordum artık. Onlarda kaldığım üç gün üç gece, korkudan uyuyamamıştım, çıkıp biraz olsun hava alamamıştım. Dışarısı dünyanın en tehlikeli yeri olmuştu. Kedilerden, köpeklerden, belki de, belki değil, muhakkak, insanlardan biri, günün birinde onların farkına varacak, onları yakalayıp parçalayacak. Ya yiyecek, ya da toprakların içine atıp evden aldıracak. Bunlar olmasa bile, bu korku içinde yaşaya yaşaya, yorgun yürekleri duruverecek. Onları sağ bulamazdım, bir daha gitmeğe kalksam da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz dolanmadan eve dönmemeğe karar verdim. Zaten yola çıktığım gece, yani yuvamdan çıktığım gece, arkadaki arsalara vuracağıma, öndeki caddeye çıkmıştım. Yolumu böylelikle, bir yarım gece kadar uzatmıştım. Ay doğmadan anamın yuvasına varmam gerekirken, gün ışırken varmıştım da gözlerimden doğru yüreğime ağrılar saplanmağa başlamıştı. Anamın yuvasının yakınlarında ne büyük tehlikeler atlattığımın farkında değildim ama onlar, yürekleri ağızlarına gelerek, sevdiler beni, ağlaştılar durdular. İnsanlar vardı yolda, bir görünüp bir yiten arabalar vardı, gözlerimi kamaştırıp aklımı başımdan alan ışıklar, gürültüler vardı. Epey dolaştımdı bu caddede; sonunda, buranın bana göre olmadığını anladığım için, gene ağaçların, çalıların, çitlerin dibinden&amp;nbsp;gittimdi annemlere. Ama aynı yoldan, hele aynı caddeden dönmek istemedim. Hem o büyük caddeden ürktüğüm için, hem de başka yerler görmek istediğim için. Ancak, tehlike gerçekten nerededir, kirpi bilemiyor.&amp;nbsp;Olduğunu sandığın yerde başına bir şey gekmiyor da, anamın yuvası diye gittiğin yerin dolayları, kirpileri öldürmek için sıra bekleyen yaratıklarla kaynıyor. Başka sokaklardan gidecek, düşmanlarımın hepsini&amp;nbsp; teker teker görüp&amp;nbsp;tanıyacaktım.&amp;nbsp;Saldırır, öldürürlerse, dönemezdim aranıza. Siz de artık başınızın çaresine bakardınız. Tehlikenin üstüne üstüne gidecek değildim, tabii... Sakınacaktım. Yalnız, ölümle karşılaştığım yerde kendimi savunacak, gerekirse, çarpışacaktım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz kirpiler için bu dünyada yaşamak pek güç. Başkaları için çok daha kolay olsa gerek. Köpeklerin, kedilerin bundan yana bir sıkıntıları yoktur ki! Kim saldırabilir onlara? Kimden kaçamazlar ki! Neyse, gene de bilemeyiz biz kirpiler böyle şeyleri... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yalan söyleyeyim? Dedemin anlattığı masalların birinde "deniz" diye bir şey vardı. Su gibi bir şeymiş, karaların bittiği yerde başlarmış. Dünyanın ucuymuş. Dedem de görmemişti ya, dedesinden, dedesinin dedesinden kalma masallardan bilirmiş o da. Hani dedim, gider gider de bu dünyanın ucuna&amp;nbsp;varır denizi görür müydüm? Çılgınlıktı bu tabii.&amp;nbsp;Kimsenin görmediği şeyi ben nereden görecektim. Hem buralarda olsa, gezgincilerden işitilirdi. Çılgınlık ya, umut bu... Tabii, öyle bir şeye rastlamadım. Rastlamağı düşünmekten de vazgeçtim. Ben de torunlarıma anlatırım dedemden işittiğimi söyleyerek. Ola ki onlardan biri, onların torunlarından biri, göre onu, günün birinde, oralara ulaşa. Bilinmez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse uzatmayayım. Arabalar bir görünüp bir yitiyordu dedim ya... Onlara yaklaşmaktan sakınmalı, onu anladım. Onlara karşı hiçbir şey yapılamaz. Arabaların az olduğu sokaklardan gittim. Bir duvarın dibinde üç insan beni köşeye sıkıştırdı.&amp;nbsp;Dikenliyim ben de, bütün kirpiler gibi. Tortop oldum, dikenlerimi kabarttım. Bu insanlar çok mu iriydi ne, dikenlerimden çekinmediler. Bir sopa ile sırt üstü devirdiler beni, kaçtım, gene aynı şeyi yaptılar. Ağızları küçük onların, hem de pek yukarılarda kalıyor. Beni nasıl yiyeceklerdi, anlayamadım. Anamın anlattıkları geldi aklıma. Parçalayıp bırakırlar&amp;nbsp;mıydı? Üç kişiydiler hem. Koca koca üç gövde benim neyimle doyardı? Ya yemeğe kalkarlar ama kendi aralarında kavga ederler, ben de o sırada kaçarım dedim, ya da öldürür bırakırlar. O zaman da bu iş biter... Ama durup durup dürtüyorlardı beni. Başka bir şey yapmıyorlardı. Dikenlerim belki de&amp;nbsp;bir işe yarıyor gene&amp;nbsp;de, diye düşünmeğe başladım. Şaşırdım kaldım. Sonra bir takım bağrışmalar oldu. Beni sıkıştıranlar uzaklaştı. Adamın biri vardı karşımda, o bağırmıştı&amp;nbsp;anlaşılan. Öbürleri korkmuş olacak ki kaçtılar. "Tamam," diye düşündüm, "bu yiyecek beni." Onlar kavga etsin diye bekliyordum, bir başkası çıkmıştı ortaya. Hem bunun ağzı bana çok daha yakındı. Sırtüstü çevirip bırakmıştı beni ötekiler. Debeleniyordum. Ölü gibi yatsam adam beni yemekten vazgeçer miydi ki? Bunlar diri mi yiyorlar, ölü mü yiyorlar, nasıl bileyim? Hem yalnız öldürüp bırakanlardansa bu da... Öbürlerini kaçırdığına göre, çok güçlü olmalıydı bu adam. Bekledim. Yüreğim ağzımda. Yerinden kımıldamadı. Ansızın atılacaktı üzerime, besbelli, hız alıyor, hazırlanıyordu. Can korkusuyla kendimi yana attım, yuvarlandım, kaçtım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden sonra durdum, düşündüm. Bu adam bana hemen saldırmamıştı ya, yiyemeyeceğinden değil. O halde kirpi sevmiyordu. Kirpi sevmediği için de öbürlerinin beni yemesini istememişti. Hani ben, öldürseler solucan yemem, size de yedirmem ya, onun gibi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra, çok dolaştım ama insanlardan kaçtım doğrusu. Onların hepsi kirpileri öldürmüyor, burası anlaşıldı. Kirpi sevmeyeni de var aralarında. Diyeceğim, kirpi düşmanı değiller hepsi. Ama hangisi öyle, hangisi değil, nasıl kestirilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikenliyim, yaradılışım öyle. Yanıma yaklaşıldı mı tortop olurum. Bu yanıma yaklaşanlar, ister köpek, ister kedi, ister insan olsun... Bir kez, insanlara akıl erdiremiyorum. Cırnakları gözükmüyor, yok belki de. Sonra öbürlerinden çok daha ağır kanlılar. Ama bu yüzden de ne yapacaklarını hiç mi hiç kestiremiyor, apışıp kalıyorum karşılarında. Onların başka yerlerinde bir gücü, bir savutu, ya da bir dikenleri var ama ben yerini çıkaramadım...&amp;nbsp;Yanıma yaklaşılınca tortop olur, dikenlerimi kabartırım diyebiliyorum ancak; tek bildiğim, kesinlikle bildiğim, bu.&amp;nbsp;Biz kirpiler böyleyiz. Böyle doğar, böyle ölürüz. Ömrümüz uzun olursa, öğrene öğrene, dikenlerimizi kabartmakta gecikmemeği öğreniyoruz galiba. Dikenleri kabartmadan beklemek gerektiğini, gelenin dost mu düşman mı olduğunu anlamadan dikenlerini kabartmanın eski kafalılık sayılması gerektiğini&amp;nbsp;söyleyen bir komşumuz vardı burada, unutmamışsınızdır. Ben de&amp;nbsp;inanmağa başlamıştım dediklerine. İşin tuhafı inanıyorum da hala. Geçen kışın başında o canavarın dişleri arasından sarkan kanlı ölüsü, düşüncesinin yanlışlığını göstermez bana kalırsa. Dikenlerini çıkarmakta gereğinden çok gecikmiş olabilir, vaktini iyi ayarlamamış olabilir; hem canavar, zaten biliyorsunuz, tanıdığımız yaratıkların hiçbirine benzemiyordu, dışarıdan gelmiş olacak, çünkü bir daha görmedik, ne onu, ne benzerini... O canavar diyordum, bildiğimiz her türlü düşmandan daha kurnaz, ya da daha yırtıcıydı belki. Hazır durmalıyız biz kirpiler, ama bu komşumuzun sözlerine de kulak vermeli, bütün dünyayı düşmanımız bellemekten vazgeçmeliyiz artık. Dostlarımız var mı, bilmiyoruz. Niye? Merak bile etmedik de ondan. Kim yaklaştıysa yanımıza... Söyledim zaten... Bu önemli soruya karşılık verecek durumda değilim şu anda. Ama bildiğim bir şey var: Korkumuzu azaltmalıyız. Azaltmak için de dolaşıp gezmeli, gerçek tehlikelerle karşılaşıp bu tehlikelerden kurtulmanın yolunu bulmalıyız. Yola çıkarken, yalnız düşmanla karşılaşacağımı düşünüyordum, dostlar da çıktı karşıma. Dostu tanımak için gerekli vakti her zaman&amp;nbsp;bulabilir miyiz? Ben de biliyorum: Yok o kadar vaktimiz. Ama bir sokak boyunca gittik bir köpekle. Önce geldi kokladı, dikenlerim burnuna battı. Durdu. Başımı uzattım, baktım.&amp;nbsp;Saldırmadı. Yürüdüm, yürüdü. Sonra koştu, gelmemi bekledi. Aynı şeyi bir kedi ile yaptık sonra. Onunla yarım sokak boyunca gittik. Diyeceğim, ille de saldırmaları diye bir şey yok. Düşmanlara meydan okuyarak çıktığım yolda, arkadaş da bulunabileceğini öğrendim. Bütün iş vaktin ayarlanması...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-1061344724401966926?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/1061344724401966926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=1061344724401966926&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1061344724401966926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1061344724401966926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/06/pazar-alntsnn-en-almls.html' title='Pazar Alıntısı'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-7321561363195762667</id><published>2011-06-19T00:17:00.000+03:00</published><updated>2011-06-19T00:17:04.922+03:00</updated><title type='text'>Metin'den kalanlar...</title><content type='html'>Tanıdığım nadide insanlardan b﻿iriydi Metin,&amp;nbsp;Atlas Pasajı'ndaki dükkanına bir arkadaşımla&amp;nbsp;gitmiştik, çay söylemişti, oturup söyleşmiştik alçak taburelerde, daha doğrusu onlar söyleşmiş ben dinlemiştim. Arkadaşım dergi işleri ve fanzinlerle meşguldü o dönem,&amp;nbsp;o günlerde değil de,&amp;nbsp;sonra sonra edebiyat dünyasında yıldızı parladı, Metin yeraltına köprüydü belki onun için,&amp;nbsp;daha sonraları beni o dükkana götüren arkadaşımdan bağımsız da gittim ziyaretine,&amp;nbsp;belli dönemlerde ayaklarımın yönü Metin'den geçti. Enteresan adamdı Metin, evindeki sayısını bilmediği&amp;nbsp;kedilerinden bahsederdi&amp;nbsp;sonra susardı, birlikte susardık diyelim şuna,&amp;nbsp;suskunluğumuzu dükkana gelen bir müşteri bozardı&amp;nbsp;kimi zaman, o misafiriyle&amp;nbsp;ilgilenirken ben kitabımı açar okumaya başlar,&amp;nbsp;misafirlerin gittiğinin farkına&amp;nbsp;varmazdım,&amp;nbsp;Metin okumamı bölmez,&amp;nbsp;ben gelmeden önünde yarım kalan her neyse ona döner,&amp;nbsp;bana ilişmezdi,&amp;nbsp;sonra bir&amp;nbsp;çay&amp;nbsp;söylerdi tam zamanında, çayımızı içerken&amp;nbsp;kitabıma ara verir Metin'e yönelirdim. &amp;nbsp;Nasılsın demezdik hiç, nasıl olduğunu bilmeden anlardık nasılız... Karikatüristti Metin. Sinema severdi sevmesine de&amp;nbsp;"fantastik türk sinemasına" ayırırdı tüm ilgisini, sonra çöplük sineması denen filmlere adardı kendini, animeye aşıktı, ayrıca dışlanmış ne varsa onlar hep&amp;nbsp;Metin'indi,&amp;nbsp;zehir zemberek bir hafızaya sahipti, kendinden bahsetmezdi, başarı denen sistem formülüne inanmazdı, kiri, kirliyi,&amp;nbsp;ezileni, uğursuzu, şuursuzu, körleri, aksayanları, çingeneleri sahiplenirdi. Aksaktı Metin.&amp;nbsp;Takım elbiseli biri dışarıdan baksa onun için belki aynen böyle söylerdi. Metin aldırmazdı. Aldırdığı şeyler vardı da, böyle fani şeyler değildi.&amp;nbsp;Sabahladığımız akşamlardan birinde, ben ertesi günkü sınavım için çalışırken, aşağıdakilerini ders notlarımın arkasına yazı yazar gibi, kolaycacık çizivermişti. 2007 yılında beyin kanaması geçirip bu dünyayı bırakıp gittiğinde henüz 42 yaşındaydı. &lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-PFyJUMjuLs8/Tf0HxKCt2YI/AAAAAAAACnE/pgfC37pksTg/s1600/Metinden.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="640" src="http://3.bp.blogspot.com/-PFyJUMjuLs8/Tf0HxKCt2YI/AAAAAAAACnE/pgfC37pksTg/s640/Metinden.jpg" width="462" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-s-pSsgoi-tY/Tf0H2O7t9rI/AAAAAAAACnI/kZV76iLFHX8/s1600/metinden+2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="640" src="http://2.bp.blogspot.com/-s-pSsgoi-tY/Tf0H2O7t9rI/AAAAAAAACnI/kZV76iLFHX8/s640/metinden+2.jpg" width="462" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-X_217LsEl0A/Tf0H4g47r2I/AAAAAAAACnM/Wg6sBvFKoQQ/s1600/Metinden+3.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="640" src="http://3.bp.blogspot.com/-X_217LsEl0A/Tf0H4g47r2I/AAAAAAAACnM/Wg6sBvFKoQQ/s640/Metinden+3.jpg" width="462" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Not: Günün birinde arkadaşları, sevenleri tarafından Metin Demirhan üzerine bir görsel ya da yazılı&amp;nbsp; çalışma yapılırsa elimdeki orijinal çizimleri kendilerine&amp;nbsp;seve seve vermeye hazırım.&amp;nbsp; &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-7321561363195762667?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/7321561363195762667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=7321561363195762667&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7321561363195762667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7321561363195762667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/06/metinden-kalanlar.html' title='Metin&apos;den kalanlar...'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-PFyJUMjuLs8/Tf0HxKCt2YI/AAAAAAAACnE/pgfC37pksTg/s72-c/Metinden.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3949087360454221616</id><published>2011-06-10T05:58:00.001+03:00</published><updated>2011-06-10T05:59:47.155+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Yılın ilk kirazını yediğin gün neler oldu?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Calibri;"&gt;Sabah uyandım, duşa girdim, çıktım, işe geldim, gelmeden önce benzin aldım, sevkiyatlar için listemi hazırladım, 9.45 sularında annemi aradım, "hastanenin önündeki banklarda odamızın boşalmasını bekliyoruz" dedi,&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;çalışmaya devam ettim, 12.07 de annem aradı, şimdi babanı alıp götürdüler dedi (böyle söyleyince babam ergenekon'un bilmem kaçıncı dalgasına yakalanmış gibi oluyor)&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;saat 12.40 a kadar çalıştım, sonra işten çıktım, 12.48 de hastanedeydim, 408 nolu odaya vardım, annem oturmuş bekliyor, 13.10 sularında babamı getirdiler, bu kez canı daha da acımış, katarakt ameliyatları zahmetli, uyanıksın her şeyden önce ve yapılan tüm işlere tanıksın, babam beni görünce tek gözü ile ağlıyor, ağlamasa diyorum ama olmuyor, bundan da kurtuldun diyerek geçiştirip ortamı şenlendiriyorum, Oğuz arıyor, gelişmeleri bildiriyorum, koray arıyor, merkez sürücü kursuna kaydını yaptırmış, necibe ablayı tanıyorum, taksitlendirme konusunda bir faydam olur muymuş, "olur çözeriz" diyorum, kapatıyorum, saat 13.50 civarı babamın zoru ile hastaneden ayrılıp işe dönüyorum, dönerken bacanın oradaki yorulmaz büfeden hem kendime hem davut’a karışık tost alıyorum, salçalı. Tostumu yerken Koray damlıyor işyerime, Necibe ablayı arayıp süper bir indirim alıyorum, Koray mutlu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Calibri;"&gt;Çalışmaya 18.10’a kadar devam ediyorum, pek bir şey düşünmüyorum, 18.15 gibi işyerinden ayrılıp Hafızağa Konağı'na geliyorum, konaktaki&amp;nbsp;görevli&amp;nbsp;derse Selimiye Camisinin bahçesinde başladıklarını söylüyor, çıkıp grubu bulmam 3-4 dakikamı almıyor, gruba katılıyorum, önümdeki hatun arkasını dönünce bir bakıyorum ayol bu bizim süslü, dersi bırakıp sarılıyoruz, Hocamız iğne yapraklılardan ladini gösteriyor, işte ağaçlar ile ilgili ne olduysa ondan sonra oluyor, bir kapı aralanıyor ağaçların dünyasında ve biz bambaşka bir dünyaya giriyoruz, Bilge Karasu’nun çok sevdiğim öykülerinden biridir Avından El Alan. Kaç defa okuduğumu bilmem, sayılar ne de olsa bilimin işi, öykülerin, öykücülerin, öykü severlerin değil. İşte bu öyküde bir kaya vardır aralanan, içine girebilenler ancak çok çok cesur olabilenler, oradan çıkmayı başarırlarsa bambaşka biri olarak hayata başlarlar, işte bu öyküde kaya nasıl aralanırsa, ağaçlar da öyle, sanki ben o kayanın içine girip çıkmışım gibi,  sanki dersten önce ağaçlar böyle değildi de, sihirli bir fırça dokunup hepsine birer yüz ve&amp;nbsp;mimik vermiş gibi,&amp;nbsp; şimdi bak her biri farklı farklı, her birinin dalının üzerine birer ifade&amp;nbsp;konuvermiş, iki saat içerisinde ağaçlara olan bakışım değişiyor, yaprağını elime alıp dokunuyor ve doğanın bıraktığı minik işaretleri okumaya değil de hecelemeye başlıyorum, öğrenmek! bir şeyi öğrenmenin verdiği pürneşeyi de anımsıyorum işte, doğa pek cilveli ve pek gizemli, öğrenmeye başlayınca sis perdesi aralanır gibi olmuyor, bilmediğinin farkındalığı perdesi iniyor insanın gözlerine, öyle ameliyatla filan gidecek cinsten değil bu perde, basbayağı inatçı, bu perdeyle yaşamasını öğrenmeli insan, öğrendikçe geçmeyeceğini bilerek, ne diyordum? ladinler, çitlembik, ceviz, dişbudak, ıhlamur, köknar, ah elbette çınar, karaağaç, akkayın, meşe ve türlü çeşitli ağaçların dünyasına giriş dersimizi Selimiye Camisinin avlusundan avköşküne kaydırıyoruz, herkes pürdikkat, pek bir hevesli, ormanda kısa bir yürüyüş, minik bir parkurda türlü çeşitli gizem, çantamda tanıştığım ağaçlardan birer merhaba yaprağı… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"&gt;&lt;span style="font-family: Calibri;"&gt;Dersin sonunda Süslü’yü eve bırakıyorum ve babamı görmeye gidiyorum, altında pijama, üstünde gömlek dolanıyor, bir gözü korsan, saat 21.15 ve annem elleriyle ağzıma yılın ilk kirazlarını bırakıyor, çekirdeklerini ben&amp;nbsp;onun avucuna bırakıyorum ve eve dönüyorum, Oğuz eve yeni gelmiş, hemen yemeğe oturuyoruz,&amp;nbsp;yemekten sonra hazinemle tanışıyor Oğuz, üzerimde tarifsiz bir heyecan. Oğuz da ben de yorgunuz, film izleyelim, ne izleyelim? Ulak. Günün finali. Uyumadan önce son anımsadığım yeni tanıştığım bir dişbudağın kollarına yerleşmişim de yukarılardan etrafı seyrediyorum, benim bulunduğum yerden manzara çok güzel ve kesinlikle yaşamaya değer...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3949087360454221616?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3949087360454221616/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3949087360454221616&amp;isPopup=true' title='19 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3949087360454221616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3949087360454221616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/06/yln-ilk-kirazn-yedigin-gun-neler-oldu.html' title='Yılın ilk kirazını yediğin gün neler oldu?'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>19</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-5758967123623646276</id><published>2011-06-07T13:43:00.001+03:00</published><updated>2011-06-21T16:31:32.855+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sidikli kontesim fotoğraf'/><title type='text'>Anneme giderken gördüğüm</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-fHj1jXg52E8/Te4AKhA6tqI/AAAAAAAACnA/b4X_ASGTUxA/s1600/P6060223-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" src="http://3.bp.blogspot.com/-fHj1jXg52E8/Te4AKhA6tqI/AAAAAAAACnA/b4X_ASGTUxA/s640/P6060223-.jpg" t8="true" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Akşamları iş çıkışı eğer anneme gideceksem, bu yoldan geçiyorum. Kuş sesleri eşliğinde... Güzel oluyor, çok güzel...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-5758967123623646276?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/5758967123623646276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=5758967123623646276&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5758967123623646276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5758967123623646276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/06/anneme-giderken-gordugum.html' title='Anneme giderken gördüğüm'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-fHj1jXg52E8/Te4AKhA6tqI/AAAAAAAACnA/b4X_ASGTUxA/s72-c/P6060223-.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3159185560528546419</id><published>2011-06-06T15:20:00.000+03:00</published><updated>2011-06-06T15:20:12.249+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Bir hafta geriden gelen post</title><content type='html'>Aşağıdaki fotoğraflar düne değil geçen haftanın pazarına ait. Evden çıkıp üniversitenin iki köprü arasındaki bahçesine kaçtık. Üniversite bahçesi dediğim zaman akla eğitim binalarının bahçesi geliyor olabilir ama öyle değil, eğitim binası yok elbette burada, üniversite burasını -muhtemelen- kiralamış ve işletmeye açmış, bir zamanlar sadece öğrenciler ve öğretim üyeleri girebiliyormuş ama sonra halka da giriş izni çıkmış, yazın öğrencilerden çok bizim gibilerin uğrak mekanı. Bira var, harika patates kızartması yapıyorlar, masalar piknik masası, self servis, başına gidip gelen garsonlar yok, yayılabildiğin kadar yayıl yeri... &lt;br /&gt;&lt;div align="left" class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;﻿&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-lAU_XACQitA/TeyWacSbQvI/AAAAAAAACmc/oLCwzbOspjQ/s1600/P5290193-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" src="http://4.bp.blogspot.com/-lAU_XACQitA/TeyWacSbQvI/AAAAAAAACmc/oLCwzbOspjQ/s640/P5290193-.jpg" t8="true" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Sıcaktan bunalmış olduklarını varsaydığımız arkadaşlar... &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-y6qUD8dLoD4/TeyWgUK_kkI/AAAAAAAACmg/x5e_TB9AR5I/s1600/P5290194-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" src="http://4.bp.blogspot.com/-y6qUD8dLoD4/TeyWgUK_kkI/AAAAAAAACmg/x5e_TB9AR5I/s320/P5290194-.jpg" t8="true" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-liBGDh-P_tw/TeyWj7n1TRI/AAAAAAAACmk/kxuSC6A7OO4/s1600/P5290195-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" src="http://1.bp.blogspot.com/-liBGDh-P_tw/TeyWj7n1TRI/AAAAAAAACmk/kxuSC6A7OO4/s640/P5290195-.jpg" t8="true" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-f2p5cauabw0/TeyWnSjhIMI/AAAAAAAACmo/3qPqojm5wec/s1600/P5290197-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" src="http://2.bp.blogspot.com/-f2p5cauabw0/TeyWnSjhIMI/AAAAAAAACmo/3qPqojm5wec/s320/P5290197-.jpg" t8="true" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-nCeg9I9pBTU/TeyWqy7S8zI/AAAAAAAACms/6vO8fJoL0RM/s1600/P5290198-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" src="http://2.bp.blogspot.com/-nCeg9I9pBTU/TeyWqy7S8zI/AAAAAAAACms/6vO8fJoL0RM/s320/P5290198-.jpg" t8="true" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Oğuz ve biricik dergisi Uykusuz﻿&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-oZ8zdtBGELY/TeyWx_E6W-I/AAAAAAAACm0/OrVIEua37Dw/s1600/P5290200-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" src="http://1.bp.blogspot.com/-oZ8zdtBGELY/TeyWx_E6W-I/AAAAAAAACm0/OrVIEua37Dw/s320/P5290200-.jpg" t8="true" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Elimde olan,&amp;nbsp;ödünç verdiğim ama yine geri gelmeyen kitaplardandı, son kitap siparişimde bunu da istedim. Biricik sevgilim Bilge Karasu. Okumaktan hiç sıkılmadığım, okumaya doyamadığım...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-5iQtaS8pihg/TeyW3sZRauI/AAAAAAAACm8/AX5LPkI8K1g/s1600/P5290208-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320px" src="http://3.bp.blogspot.com/-5iQtaS8pihg/TeyW3sZRauI/AAAAAAAACm8/AX5LPkI8K1g/s320/P5290208-.jpg" t8="true" width="213px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta babam sol gözünden katarakt ameliyatı oldu, işlem 22 dakika sürse de kendisi mavi ameliyat gömleğini ve yeşil bonesini giydikten sonra inanılmaz duygulandı, sedye ile ameliyathaneye gidene kadar ağladı, biz tabi teselli eden saftayız, annem babamı beklerken yemek programlarından birine baktı durdu, o kadar alışmış ki ameliyat fasıllarına... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bu hafta, akşam iş çıkışı 3 gün 18.30 - 20.30 arası yetişkinler için&amp;nbsp;Dendroloji (Ağaç Bilimi) seminerine katılıyorum. Eğitimin amacı yetişkinler vasıtası ile çocuklara ve gençlere doğa bilgisi aktarımı sağlamak. Semineri Edosk (Edirne Doğa Sporları Kulübü) düzenliyor. Ücret yok.&amp;nbsp;Semineri Trakya Üniversitesi'nden Yrd Doç. N. Güler verecek. Cumartesi günü pratik eğitim için Istranca Dağlarına gidilecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte günlük hayat böyle geçip gidiyor. Ayrıca çok çok şahane filmler izledim, İncir Reçeli, Kaybedenler Kulübü, Vavien sadece bir kaçı... İşte böyle ...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3159185560528546419?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3159185560528546419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3159185560528546419&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3159185560528546419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3159185560528546419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/06/bir-hafta-geriden-gelen-post.html' title='Bir hafta geriden gelen post'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-lAU_XACQitA/TeyWacSbQvI/AAAAAAAACmc/oLCwzbOspjQ/s72-c/P5290193-.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-4038746286887749699</id><published>2011-06-06T13:57:00.000+03:00</published><updated>2011-06-06T13:57:49.206+03:00</updated><title type='text'>Levrek, hamsi, kalkan... Kader anı Haziran!</title><content type='html'>&lt;a href="http://bit.ly/dGrxNv?sms_ss=blogger&amp;amp;at_xt=4decb2952dbbd915%2C0"&gt;Levrek, hamsi, kalkan... Kader anı Haziran!&lt;/a&gt;: "“Seninki kaç santim?” kampanyasının sonucu belli oluyor. Tarım Bakanlığı balıkların ve denizlerin geleceğine Haziran’da karar veriyor. İş işten geçmeden, balıklar tükenmeden, daha fazla ertelemeden, hemen şimdi eyleme katıl."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-4038746286887749699?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://bit.ly/dGrxNv?sms_ss=blogger&amp;at_xt=4decb2952dbbd915%2C0' title='Levrek, hamsi, kalkan... Kader anı Haziran!'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/4038746286887749699/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=4038746286887749699&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4038746286887749699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4038746286887749699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/06/levrek-hamsi-kalkan-kader-haziran.html' title='Levrek, hamsi, kalkan... Kader anı Haziran!'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-9115273796614314588</id><published>2011-05-24T18:20:00.001+03:00</published><updated>2011-05-24T18:22:14.341+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Sıradan ama neşeli, rutin ama sıkıcı olmayan cinsten...</title><content type='html'>Aslında kafamı kurcalayan şey; neşe! Neşeli olmak çok sıradan,&amp;nbsp;hüzünlü, dramatik, güler yüzlü olmayan bir surat daha mı&amp;nbsp;popüler? &amp;nbsp;Hani dışarıdan bakınca suya sabuna dokunmayan, çok mutlu, çok keyifli, ooooh tasası derdi yok, umarsız gibi mi duruyorum sorusunu soruyorum kendime, diyelim ki "hayır değilim" o zaman da buraya yeterince açıklayıcı bilgiler yazmıyor, bu kayıtları amacına uygun&amp;nbsp;tutmamış mı oluyorum? Neyse bu konuyu daha sonra gündeme getiriririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar günümüz evde, evin balkonunda geçti. Oğuz Uykusuz'u okudu, bize şahane müzikler yaptı. Müzik benim alışkanlığımda olan bişey değil, Oğuz yaşamında bir çok şeyi müzik üzerinden okur farkında olmadan, sevdiği dönemleri o günlerin müzikleri ile anımsar, anları ritimlerle anlatır, son dönemde sıklıkla dinlediği Boccherini'nin Minuetto parçasını dinlerken benim gibi dinlemediğini farkediyorum, sanki onun için müzik görsel bişey, dokunulabilir, avuçlanabilir, yaslanılabilir bir ten... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/kSE15tLBdso" width="425"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte biz bu parçayı dinlerken balkonda böyle maaile serilmiş, kah kahvaltıdan kalkmış ve günü evde geçirecek olmanın verdiği tatlı yorgunluğu&amp;nbsp;hissedip kah&amp;nbsp;başımızı tarlalara kaldırıp rüzgarın dansını&amp;nbsp;izleyip günü bitirdik. &lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-sy0gS2WPV_M/TdvEs2wIHiI/AAAAAAAACmU/2ZXPyBEi3ag/s1600/P5220177.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" src="http://3.bp.blogspot.com/-sy0gS2WPV_M/TdvEs2wIHiI/AAAAAAAACmU/2ZXPyBEi3ag/s320/P5220177.JPG" t8="true" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi akşamı "Aşk Tesadüfleri Sever" ve Pazar "Mavi Boncuk"&amp;nbsp;(Hani&amp;nbsp;sırf gazinonun sahibinden&amp;nbsp;intikam almak için &amp;nbsp;Emel Sayın'ı kaçırıp eve hapseden ve daha sonra Tarık Akan'ın Emel Sayın'a aşık oluverdiği, müzikleri muhteşem film) ve Pazartesi ise "Eyyvah Eyvah 2" yi izledik. Böyle disiplinsiz bir izleme çizelgemiz var, belli bir yönetmen üzerinden gitmiyoruz, elimizde de harika&amp;nbsp;filmler&amp;nbsp;var bizi bekleyen. Ama yine de&amp;nbsp;bugünlerde mevsimle uyuşmayan&amp;nbsp;film izleme potansiyeline sahibiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-3SKW-22iMNk/TdvEw3mIDaI/AAAAAAAACmY/f_DY41MHBLo/s1600/P5230184.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" src="http://1.bp.blogspot.com/-3SKW-22iMNk/TdvEw3mIDaI/AAAAAAAACmY/f_DY41MHBLo/s320/P5230184.JPG" t8="true" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Aslan Asker Batı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;İşten eve dönerken Batı'ya rastladım, dedesi ile eve dönüyordu. Motora meraklı. Eve geldik, ananesine teslim ettim, eve girdim, önce yemek, evet ne yapsam? Evde kabak var, Oğuz pek sevmiyor, hımm galiba benim yaptığım tarzı beğenmiyor olabilir, ben tüm sebzeleri yıkayıp soyup doğrayıp kapağını kapatıp pişiriyorum, kendi suyunda, soğanları kavurmadan. Annem böyle yapıyor çoğu sebze yemeğini, ben de öyle gördüğüm için başka türlüsü hiç gelmiyor aklıma, ha bir de kabaklar suyunu çekmesine yakın pirinç atıyordum, bu kez öyle yapmadım, Oğuz bayıldı bayıldı. Bir de bugünlerin bize en güzel hediyesi taze sarımsak. Son günlerde masamızda olmazsa olmaz şey taze sarımsak ile yapılmış cacık, aslında cacığı ben değil Oğuz çok güzel yapar, ama&amp;nbsp;eve o kadar yorgun geliyor ki,&amp;nbsp;o gelene kadar ben çoktan akşam yemeğimizi, masamızı hazırlamış oluyorum.&amp;nbsp;İşte günlük, günler böyle gelip geçiyor... Sıradan ama neşeli, rutin ama sıkıcı olmayan cinsten...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-9115273796614314588?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/9115273796614314588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=9115273796614314588&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/9115273796614314588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/9115273796614314588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/05/sradan-ama-neseli-rutin-ama-skc-olmayan.html' title='Sıradan ama neşeli, rutin ama sıkıcı olmayan cinsten...'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/kSE15tLBdso/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-1520740882677042612</id><published>2011-05-21T17:50:00.000+03:00</published><updated>2011-05-21T17:50:30.063+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema keyfi'/><title type='text'>İki akşam, iki film</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Ben anladım,&amp;nbsp;filmler üzerine cümleler kuramıyorum, şu yerküre üzerinde beceremeyeceğim onca şeyin arasında film üzerine cümleler yetiştirmek de&amp;nbsp;var, işte konu film olunca zihnim bükülüyor, ağzımı bıçak açmıyor, ne beğendiğimi dillendirebiliyorum, ne de algıladığımı, zihnimden uçuşan polenler "etkilendim"&amp;nbsp;olarak sese dönüşüyor. &amp;nbsp;Şu iki filmi izledim bu hafta. Çok da iyi ettim. Öyle... &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-7Ck4i8MFQrA/TdfOGi2ZjZI/AAAAAAAACl0/DQx4wTbqqKs/s1600/KAYBED%257E1.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="640px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-7Ck4i8MFQrA/TdfOGi2ZjZI/AAAAAAAACl0/DQx4wTbqqKs/s640/KAYBED%257E1.JPG" width="442px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-hja9g8N6d94/TdfN2v9yNtI/AAAAAAAAClw/MCXB2VY3gPE/s1600/384px-Corpse_Bride2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="640px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-hja9g8N6d94/TdfN2v9yNtI/AAAAAAAAClw/MCXB2VY3gPE/s640/384px-Corpse_Bride2.jpg" width="408px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-1520740882677042612?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/1520740882677042612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=1520740882677042612&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1520740882677042612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1520740882677042612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/05/iki-aksam-iki-film.html' title='İki akşam, iki film'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-7Ck4i8MFQrA/TdfOGi2ZjZI/AAAAAAAACl0/DQx4wTbqqKs/s72-c/KAYBED%257E1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-6187503800390970217</id><published>2011-05-17T15:58:00.001+03:00</published><updated>2011-06-21T16:32:01.308+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sidikli kontesim fotoğraf'/><title type='text'>Yine bir şenlik hikayesi : Edirne Uçurtma Fest 2011</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;Aslında bu yıl özellikle Heidi&amp;nbsp;ve&amp;nbsp;Janis'in yanımızda olmasını çok arzu ettim, Heidi gelemedi, Janis çok uzakta,&amp;nbsp;bizbize, yeğenler,&amp;nbsp;Sezen,&amp;nbsp;Batı kendimizce eğlendik, yok yok eğlenmenin ötesine&amp;nbsp;bile geçtik. Bir ara şenlik alanında çimlere uzandım, gözlerimi kapadım, çocuk çığlıklarına karışan büyüklerin coşkuları ve bir de en çok duyduğum şu cümle : İpi sal! :)&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-glKjZiMnJ2U/TdJrfYLSSrI/AAAAAAAAClE/iSYDyFA7gTM/s1600/241675_123817121031295_100002090224330_179540_7307126_o.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" j8="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-glKjZiMnJ2U/TdJrfYLSSrI/AAAAAAAAClE/iSYDyFA7gTM/s320/241675_123817121031295_100002090224330_179540_7307126_o.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Oğuzum uçurtma yaparkene:)&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-mN2XJzq_65E/TdJrbXV5TpI/AAAAAAAACk8/eWbVFhm9oh4/s1600/219988_123818544364486_100002090224330_179550_1733097_o.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-mN2XJzq_65E/TdJrbXV5TpI/AAAAAAAACk8/eWbVFhm9oh4/s640/219988_123818544364486_100002090224330_179550_1733097_o.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-AW6PpscULFQ/TdJrZkCI-QI/AAAAAAAACk4/n_Qo0xrl8yg/s1600/219988_123818541031153_100002090224330_179549_5316779_o.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-AW6PpscULFQ/TdJrZkCI-QI/AAAAAAAACk4/n_Qo0xrl8yg/s320/219988_123818541031153_100002090224330_179549_5316779_o.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Oğuzumun kendi elleriyle yaptığı bu şahesere bu sene sahip çıkamadık,&amp;nbsp;çaldırdık.&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-cRqZ6abJ6U4/TdJrgy_WZuI/AAAAAAAAClI/CpmCabePgy0/s1600/242758_123819937697680_100002090224330_179557_4720689_o.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-cRqZ6abJ6U4/TdJrgy_WZuI/AAAAAAAAClI/CpmCabePgy0/s640/242758_123819937697680_100002090224330_179557_4720689_o.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Güzeller güzeli Zeyno... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-XcdHeZyRqUA/TdJtVcIwUSI/AAAAAAAAClQ/rMSoJgmBxtI/s1600/Fest+1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-XcdHeZyRqUA/TdJtVcIwUSI/AAAAAAAAClQ/rMSoJgmBxtI/s320/Fest+1.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-iat8J1MLxF0/TdJtXihqHMI/AAAAAAAAClU/7AlonA3eeJY/s1600/fest+2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-iat8J1MLxF0/TdJtXihqHMI/AAAAAAAAClU/7AlonA3eeJY/s320/fest+2.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-GPbwD-gWxhg/TdJrknTSAkI/AAAAAAAAClM/hCWbIK35qFk/s1600/242758_123819941031013_100002090224330_179558_5103234_o.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" j8="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-GPbwD-gWxhg/TdJrknTSAkI/AAAAAAAAClM/hCWbIK35qFk/s320/242758_123819941031013_100002090224330_179558_5103234_o.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-6fesFXTha_s/TdJtacgJ6bI/AAAAAAAAClY/-ILOy_Mb1kg/s1600/fest+3.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" j8="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-6fesFXTha_s/TdJtacgJ6bI/AAAAAAAAClY/-ILOy_Mb1kg/s640/fest+3.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-MVPINXqE9jY/TdJrdjnpWkI/AAAAAAAAClA/-UNxyUs6nyo/s1600/240900_123821227697551_100002090224330_179568_8122533_o.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-MVPINXqE9jY/TdJrdjnpWkI/AAAAAAAAClA/-UNxyUs6nyo/s400/240900_123821227697551_100002090224330_179568_8122533_o.jpg" width="400px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-MVPINXqE9jY/TdJrdjnpWkI/AAAAAAAAClA/-UNxyUs6nyo/s1600/240900_123821227697551_100002090224330_179568_8122533_o.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="72px" src="http://4.bp.blogspot.com/-MVPINXqE9jY/TdJrdjnpWkI/AAAAAAAAClA/-UNxyUs6nyo/s400/240900_123821227697551_100002090224330_179568_8122533_o.jpg" style="filter: alpha(opacity=30); left: 513px; mozopacity: 0.3; opacity: 0.3; position: absolute; top: 3226px; visibility: hidden;" width="96px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Günün katılımcıları birarada... &lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-sS-Lw3CvdFw/TdJvv2kbCvI/AAAAAAAAClc/Cf4N7JovqKI/s1600/Pazar+1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300px" j8="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-sS-Lw3CvdFw/TdJvv2kbCvI/AAAAAAAAClc/Cf4N7JovqKI/s400/Pazar+1.jpg" width="400px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Ve Derviş sayesinde öğrendiğimiz Fesleğen Cafe : çimenlerde coşma mekanı... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Anxxn0tPMNs/TdJvyFcPitI/AAAAAAAAClg/hb5Qm92BSpc/s1600/Pazar+2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-Anxxn0tPMNs/TdJvyFcPitI/AAAAAAAAClg/hb5Qm92BSpc/s320/Pazar+2.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Bu masaya sadece yemek yerken oturduk, yemek dışında hep çimlerde, çoğunlukla yalınayak... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-4UZebbuDtRY/TdJv0CC9HNI/AAAAAAAAClk/4FitOYpp1Gs/s1600/Pazar+3.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-4UZebbuDtRY/TdJv0CC9HNI/AAAAAAAAClk/4FitOYpp1Gs/s320/Pazar+3.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;En yakın masanın yeterince uzak olduğu bir mekan işte fesleğen, sanırım henüz keşfedilmemiş...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-dkvFhORw1_4/TdJv-7FgvAI/AAAAAAAAClo/W1FAtyiQvuY/s1600/Pazar+4.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" j8="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-dkvFhORw1_4/TdJv-7FgvAI/AAAAAAAAClo/W1FAtyiQvuY/s320/Pazar+4.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;Böyle güzellerle birlikte çimlerde...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-6187503800390970217?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/6187503800390970217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=6187503800390970217&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/6187503800390970217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/6187503800390970217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/05/yine-bir-senlik-hikayesi-edirne-ucurtma.html' title='Yine bir şenlik hikayesi : Edirne Uçurtma Fest 2011'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-glKjZiMnJ2U/TdJrfYLSSrI/AAAAAAAAClE/iSYDyFA7gTM/s72-c/241675_123817121031295_100002090224330_179540_7307126_o.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-7934788709344694802</id><published>2011-05-14T11:00:00.001+03:00</published><updated>2011-06-21T16:32:24.499+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sidikli kontesim fotoğraf'/><title type='text'>Akşamüzeri sevdası</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Dün akşam için Türkan Sabancı Kültür Merkezindeki tiyatro gösterisine&amp;nbsp;gitme planı yapmıştık Sezen'le. Sonra baktım ben pek kapalı yere girme havamda değilim, eve de gidesim yok, günlerden Ulus Pazarı günü. "Git pazara dolaş şöyle gönlünce çello" dedim. Zaten pazarda dolaşmayı sevmeyen kadın yok sanırım. Gittim, dolaştım, bikaç şey buldum, pazardan çıktım, nereye gitsem? eve mi? Hıh. "Git kız çello Fazlı Abi'nin yanına, iç iki çay, hem giderken orman havası da al, kuş seslerini de dinle". Edirne'de Karaağaç'a gitmek pek keyifli, özellikle motorla, önce iki tarihi köprünün üzerinden geçiyorsun bir kere. Bu iki nehir Edirne'nin şah damarı gibi. Ormanın içinden geçerken&amp;nbsp;orman kokusunu ben ancak motorla yolculuk yaptığımda alabiliyor, kuşların seslerine ancak bu kadar dokunacak kadar yakın olabiliyorum.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Geldim Fazlı'nın yerine, Mualla yeni gelen şemsiyelerin altındaki plastiklere su dolduruyordu, Nurten'e hamile kediyi sordum, kedi doğurmuş ama yavrularını saklıyormuş Nurtenlerden, buraya gelip yemek yiyip gidiyor dedi, Rektörlük bu ayın sonunda yeni binasına geçecek, taşınma hazırlıkları yapıyorlar, acaba rektörlüğün köpeği Cango'da onlarla gidecek mi? Merak ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-3fuRpv1byII/Tc4ua0S-FGI/AAAAAAAACkc/XfPbcXHgbYo/s1600/P5130127.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" j8="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-3fuRpv1byII/Tc4ua0S-FGI/AAAAAAAACkc/XfPbcXHgbYo/s640/P5130127.JPG" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Motorum çok güzel&amp;nbsp;bekliyor beni&amp;nbsp;di mi?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-8hwyZwoloX0/Tc4uepYBT0I/AAAAAAAACkg/ibOmvKFZKpQ/s1600/P5130138.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-8hwyZwoloX0/Tc4uepYBT0I/AAAAAAAACkg/ibOmvKFZKpQ/s640/P5130138.JPG" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Teyzenin yanındaki poşetlerde kendi bahçesinden topladığı ıspanaklar var...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-7934788709344694802?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/7934788709344694802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=7934788709344694802&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7934788709344694802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7934788709344694802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/05/aksamuzeri-sevdas.html' title='Akşamüzeri sevdası'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-3fuRpv1byII/Tc4ua0S-FGI/AAAAAAAACkc/XfPbcXHgbYo/s72-c/P5130127.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-9212662861967147809</id><published>2011-05-12T16:32:00.000+03:00</published><updated>2011-06-21T19:07:09.124+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sidikli kontesim fotoğraf'/><title type='text'>Yine bir lokal sabahı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Geçen yıl&amp;nbsp;sabahları işten önceki bir saatim&amp;nbsp;için favori mekanım burasıydı. Bu yıl hala soğuklar devam ettiği için&amp;nbsp;sabah keyiflerine henüz başlayamamıştım. Bu sabah erken uyandım. Oğuz çıktı, sonra ben sıcak suyu ısıt düğmesine bastım, termosuma kahvemi yaptım, motora atladım. Bu bahçenin hemen yanında Dedeman Otelinin inşaatı var, inşaatın sesi yine de kuşların sesini bastırmaya yetmiyor... ﻿&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-L5fNdRmYzJg/TcvUqsaokhI/AAAAAAAACkE/Kz460KJp1CE/s1600/P5120112.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" src="http://2.bp.blogspot.com/-L5fNdRmYzJg/TcvUqsaokhI/AAAAAAAACkE/Kz460KJp1CE/s640/P5120112.JPG" t8="true" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-70OXnQ5dY1Y/TcvUueM4dzI/AAAAAAAACkI/PyJtAX6nAJ8/s1600/P5120115.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300px" src="http://3.bp.blogspot.com/-70OXnQ5dY1Y/TcvUueM4dzI/AAAAAAAACkI/PyJtAX6nAJ8/s400/P5120115.JPG" t8="true" width="400px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Bu arkadaşın adı&amp;nbsp;339, lokalde yatıp kalkıyor, tabaklarda arta kalanlardan karnını doyurduğu çok belli. Patisi "beni sev hadi, bırak şimdi fotoğraf çekmeyi" demek istediği için dizimde... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-cQrVrXJw9kY/TcvUyFKQlVI/AAAAAAAACkM/MzeOTkDZTzo/s1600/P5120116.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" src="http://2.bp.blogspot.com/-cQrVrXJw9kY/TcvUyFKQlVI/AAAAAAAACkM/MzeOTkDZTzo/s640/P5120116.JPG" t8="true" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Ben 339 a kitap okuyorum, o dinliyor, gözü uzaklara dalıyor, konu Arabistan'da geçiyor...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-68R1kbc6tU8/TcvU2i438bI/AAAAAAAACkQ/jPNAbXykuE4/s1600/P5120119.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" src="http://1.bp.blogspot.com/-68R1kbc6tU8/TcvU2i438bI/AAAAAAAACkQ/jPNAbXykuE4/s640/P5120119.JPG" t8="true" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Bu bakış; "Seni anlıyorum, anlattıklarınla gerçekten ilgileniyorum, hem ne zamandır bana kimse kitap okumamıştı"&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-z1ttYolgwXA/TcvU6MCkBUI/AAAAAAAACkU/fJlemamxfjo/s1600/P5120121.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" src="http://1.bp.blogspot.com/-z1ttYolgwXA/TcvU6MCkBUI/AAAAAAAACkU/fJlemamxfjo/s320/P5120121.JPG" t8="true" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Ah bu Pakize yok mu? Konuyla çok ilgisiz, canı sıkkın, yavrularını arıyor 2-3 gündür, bakılamadığı için yavruları barınağa verildi, yanlış anlaşılmasın, Pakize'de sahipli bir köpek değil. &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-zV5jBwE8oUc/TcvU-ZCa9FI/AAAAAAAACkY/O7nIfrnu5eo/s1600/P5120123.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" src="http://2.bp.blogspot.com/-zV5jBwE8oUc/TcvU-ZCa9FI/AAAAAAAACkY/O7nIfrnu5eo/s640/P5120123.JPG" t8="true" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yavaş ama çok etkilenerek ilerlediğim bir kitap. İşte bu sabah tam da buradaydım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-9212662861967147809?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/9212662861967147809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=9212662861967147809&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/9212662861967147809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/9212662861967147809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/05/yine-bir-lokal-sabah.html' title='Yine bir lokal sabahı'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-L5fNdRmYzJg/TcvUqsaokhI/AAAAAAAACkE/Kz460KJp1CE/s72-c/P5120112.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-1135376288810811743</id><published>2011-05-11T22:59:00.000+03:00</published><updated>2011-05-13T23:53:28.264+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&#xA;kısa film'/><title type='text'>Sen izleyedur</title><content type='html'>&lt;object height="334" width="594"&gt;&lt;param name="movie" value="http://api.aniboom.com/e/86782" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="sameDomain" /&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="quality" value="high" /&gt;&lt;embed src="http://api.aniboom.com/e/86782" quality="high"  width="594"  height="334" allowscriptaccess="sameDomain" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 12px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.aniboom.com/"&gt;Watch more cool animation and creative cartoons at Aniboom&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-1135376288810811743?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/1135376288810811743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=1135376288810811743&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1135376288810811743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1135376288810811743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/05/sen-izleyedur.html' title='Sen izleyedur'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-5188756841600308872</id><published>2011-05-06T22:22:00.002+03:00</published><updated>2011-05-07T10:18:15.305+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sidikli kontesim fotoğraf'/><title type='text'>Ruz-ı Hızır'ın Neşesi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;Sabah saat tam 06.10'da evden çıktık, bize&amp;nbsp;5 km uzaklıktaki Sarayiçi'ne Hıdrellez Şenliklerine gidiyoruz, gözlerden uyku akıyor. Zar zor sıcak yatağımızdan çıktık, hava çok soğuk, yağmur da cabası.&amp;nbsp;Ben içten içe boşuna gidiyoruz, bu yağmurda kimse yoktur nehrin yanında diyorum ama yanılıyorum. &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-cn2UAPnVSF8/TcRCac3QS1I/AAAAAAAACjI/H1Im9asdbYs/s1600/P5060006-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-cn2UAPnVSF8/TcRCac3QS1I/AAAAAAAACjI/H1Im9asdbYs/s400/P5060006-1.jpg" width="400px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'dan ve Bursa'dan misafirler var, şenliklere gelip yerinde görmek istemişler, hoş gelmişler gelmesine de fotoğraf makineleri muhteşem, benim emektar olympusum çok sönük kaldı yanlarında, hava kapalı ışık yetersiz,&amp;nbsp;net fotoğraflar almak çok&amp;nbsp;zor. İçlerinden seçebildiğim, en net fotoğraflar bunlar ama dilerim bu kutlu günün havasını yine de yansıtmayı başarırlar...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-CaBUXQqmBFg/TcRCfeyVFMI/AAAAAAAACjM/uZmwNMBC57U/s1600/P5060020-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" j8="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-CaBUXQqmBFg/TcRCfeyVFMI/AAAAAAAACjM/uZmwNMBC57U/s640/P5060020-1.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-zB7eqvagJro/TcRCrXLPecI/AAAAAAAACjY/-81yeSrIGfk/s1600/P5060022-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" j8="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-zB7eqvagJro/TcRCrXLPecI/AAAAAAAACjY/-81yeSrIGfk/s640/P5060022-1.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bu cilveli bakışlı güzel, onun fotoğrafımı çekersem&amp;nbsp;beni keseceği söylemleri ile&amp;nbsp;tehdit etti, sonra yelkenleri suya indi.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-GhufHVYwUKk/TcRCkuEtY3I/AAAAAAAACjQ/aBUl_uXKCRQ/s1600/P5060023-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-GhufHVYwUKk/TcRCkuEtY3I/AAAAAAAACjQ/aBUl_uXKCRQ/s640/P5060023-1.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&amp;nbsp;Bu ellerdeki dallar eve dönüşte henüz yatağından kalkmamış komşuların kapılarına asılacak, sen bolluk bereket getirsin diyerek yataktan çıkıp günü kutlamazsan ben de seni bu yeşil dallarla ele güne rezil ederim.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-q5WdJi4TXQE/TcRC5sZQfLI/AAAAAAAACjc/0PlsOAXiWtk/s1600/P5060041-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" j8="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-q5WdJi4TXQE/TcRC5sZQfLI/AAAAAAAACjc/0PlsOAXiWtk/s640/P5060041-1.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-UC8PbF8TsfA/TcRD3mLWj4I/AAAAAAAACjg/Gbi5se5ksPU/s1600/P5060043-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" j8="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-UC8PbF8TsfA/TcRD3mLWj4I/AAAAAAAACjg/Gbi5se5ksPU/s640/P5060043-1.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-bb5n1nmW52E/TcRD8IOyXNI/AAAAAAAACjk/flQU1QZ0cpc/s1600/P5060053-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" j8="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-bb5n1nmW52E/TcRD8IOyXNI/AAAAAAAACjk/flQU1QZ0cpc/s320/P5060053-1.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Bu fotoğrafı sabahın 06.30 sularında çektiğime ben de inanamıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-34F9kjL3VYE/TcREB9pTgMI/AAAAAAAACjo/pCVZkWCVkRM/s1600/P5060060-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300px" j8="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-34F9kjL3VYE/TcREB9pTgMI/AAAAAAAACjo/pCVZkWCVkRM/s400/P5060060-1.jpg" width="400px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Neşe, coşku, heyecan, neşe, hep neşe... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-cN74GPaSst0/TcRELiJNqxI/AAAAAAAACjs/4H1bJctdHj0/s1600/P5060055-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-cN74GPaSst0/TcRELiJNqxI/AAAAAAAACjs/4H1bJctdHj0/s400/P5060055-1.jpg" width="400px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İşte burada düzenlenen şenliklerde insanlar nehirde yüzlerini yıkayarak yazın gelişini arınarak kutluyorlar. Ayrıca kağıtlara dilekler yazılıp suya atılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-AXoBdNUY2Io/TcREPmtCM5I/AAAAAAAACjw/gbo51IVy7H0/s1600/P5060057-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-AXoBdNUY2Io/TcREPmtCM5I/AAAAAAAACjw/gbo51IVy7H0/s320/P5060057-1.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Tunca Nehri&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-UhDPYiHovl4/TcREYWU6QbI/AAAAAAAACj0/t2e099iB50k/s1600/P5060063-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" j8="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-UhDPYiHovl4/TcREYWU6QbI/AAAAAAAACj0/t2e099iB50k/s320/P5060063-1.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-3rv2KmetJWo/TcREiczrXnI/AAAAAAAACj4/QZnp6soDtG0/s1600/P5060065-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" j8="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-3rv2KmetJWo/TcREiczrXnI/AAAAAAAACj4/QZnp6soDtG0/s640/P5060065-1.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-IlB0W3Hh1kQ/TcREmZ3NGrI/AAAAAAAACj8/u5zrJDihk84/s1600/P5060073-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" j8="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-IlB0W3Hh1kQ/TcREmZ3NGrI/AAAAAAAACj8/u5zrJDihk84/s640/P5060073-1.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-_JSqCu7nZ7Y/TcREqjgN1qI/AAAAAAAACkA/XBUaCU_Wg4M/s1600/P5060074-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480px" j8="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-_JSqCu7nZ7Y/TcREqjgN1qI/AAAAAAAACkA/XBUaCU_Wg4M/s640/P5060074-1.jpg" width="640px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sabah gördüğümüz arabaların sileceklerinde, motorsikletlerin aynalarında, evlerin kapılarında hep yeşil dallar vardı. Sabahın şenliğini biz de annemlerin ve Sezen'in kapısına dallar asarak bitirdik. Anneminki çiçekliydi hem de... :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-5188756841600308872?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/5188756841600308872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=5188756841600308872&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5188756841600308872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5188756841600308872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/05/ruz-hzrn-nesesi.html' title='Ruz-ı Hızır&apos;ın Neşesi'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-cn2UAPnVSF8/TcRCac3QS1I/AAAAAAAACjI/H1Im9asdbYs/s72-c/P5060006-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-6937828078537436593</id><published>2011-05-01T16:16:00.004+03:00</published><updated>2011-05-01T16:22:35.181+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pirinç'/><title type='text'>Bir patinin kelimeler üzerindeki dansı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-ahBz2tcaCJI/Tb08ug-GAMI/AAAAAAAACi0/LDJHfgkweHs/s1600/P5010119-1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480" j8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-ahBz2tcaCJI/Tb08ug-GAMI/AAAAAAAACi0/LDJHfgkweHs/s640/P5010119-1.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pirinç uyumadığı zamanlarda ilginin onun üzerinde olmasını ister, okumak için tek engelimiz bu olsun diyoruz mecburen. Biraz önce uykusu geldi, çekip gitti de rahat rahat yazabiliyorum.&amp;nbsp;Aslında konu deliliğe gelecek ama biraz sabır, önce "neler yaptık"&amp;nbsp;faslını bir aşalım, Oğuz cuma akşamı İstanbul'a&amp;nbsp;amca ve&amp;nbsp;kardeş kucaklaşması için gittiğinden evde yalnız ne yapabilirim? Temizlik.&amp;nbsp;Tamam olay tam da bu şekilde olmadı, kabul ediyorum, planda benim de eşlik etmem sözkonusuydu ama yolculuğa çıkacak havamda değildim. Oğuz'un yokluğunda giriştiğim evi temizleme operasyonunda&amp;nbsp;çok&amp;nbsp;dağınık bir insan olduğuma bir kez daha kanaat getirdim,&amp;nbsp;evin temizliği değil, temizliğe başlamadan önceki toparlanma süreci zaman alıyor, cuma akşamı başlayan düzen&amp;nbsp;ve&amp;nbsp;temizlik sevdasına cumartesi akşamı devam ettim,&amp;nbsp;cumartesi gecesi saat 23 sularında mutfakta kek pişirirken&amp;nbsp;finali gerçekleştirdim, bugün&amp;nbsp;normalim, hareket&amp;nbsp;yok, keyif var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-rq6ZsIg24r4/Tb08yahydXI/AAAAAAAACi4/jmgUMks3HW0/s1600/P5010101-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480" j8="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-rq6ZsIg24r4/Tb08yahydXI/AAAAAAAACi4/jmgUMks3HW0/s640/P5010101-1.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Pirinç hazır tam da bu haldeyken deliliğe gelmek&amp;nbsp;istiyorum.&amp;nbsp;Abdülhak Şinasi bu kitabı 1942 yılında yazmış, anlamadığım kelimeler haylice, eğer önümde bilgisayar varsa tdk türkçe sözlük'ten yardım istiyorum ama bu durumdan şikayetçi olduğum anlaşılmasın.&amp;nbsp;Deliliğe yazılmış övgü dolu uzunca bir metin geliyor, Çamlıca'daki Eniştemiz'den...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #cc0000;"&gt;&lt;strong&gt;Tdk'dan yardım istenebilecek&amp;nbsp;kelimeler&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Filhakika : Gerçekten, doğrusu, hakikaten. &lt;br /&gt;Nispi : Göreceli&lt;br /&gt;İnsiyaki : İçgüdüsel&lt;br /&gt;Muarefe : Karşılıklı birbirini tanıma&lt;br /&gt;Müfekkire : Düşünme yetisi veya gücü.&lt;br /&gt;Mücerret : Kesin olarak. katışık ve karışık olmayan.&lt;br /&gt;İsnat : Bir düşünceyi bir konuyu, bir kişi veya sebeb dayandırma, yükleme, atfetme.&lt;br /&gt;Tahkir: Aşağılama, onur kırma&lt;br /&gt;Tezyif : Bir şeyi değersiz, adi, bayağı aşağılık göstermeye çalışma, küçültmek isteme. alay etme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Bilirsiniz ki bizde deli tabiri sadece, tıbbî delâletiyle, aklın muvazenesi bozulmuş mânasına gelmez. Böyle saydıklarımızın hepsi de mutlaka çıldırmış demek değildir... Eniştemiz bazan Hacı Vamık Beyefendi diye çağrıldığı halde çok kere de sadece Deli Vamık Bey diye yâd edilirdi... Biraz dikkat etsek, görürüz ki, insanların çoğu yarı deli ve yarı iradelidirler. Ve kâh iradeleriyle, kâh delilikleriyle hareket ederler. Onları olduklarından daha az deli ve daha çok iradeli zannetmek hatadır... Bütün hayatlar o kadar delişmenliklerle doludur ki eğer hepsi anlatılsa bir kısmına inanılamaz ve her harekete makul bir sebep aransa daima bulunamaz. Her geçirdiğimiz zaman, biraz sonra, kendimize delilik zamanları diye görünmeğe mahkumdur. Zira delişmenliğinden haberi olan bizler, bir türlü tatmin edilemeyen mantığımızla, adeta rahatsız, hasta olan insanlarız. Ötekilerse bundan haberi olmayan ve rahat kalanlardır. Çünkü kendini bilmeyen bir hafif delişmenlik bir nevi kurtuluştur. Hayal içinde yüzen insanlar belki etrafındakileri üzerler, fakat gördüğümüz hakikat değil, inandıkları hülya içinde kalarak kendilerini bu imanla kurtarırlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle delişmenlerle muarefenin büyük bir faidesi vardır: Onlar, insanlar hakkında daha doğru bir fikir edinmemize yararlar ve cemiyet içinde emeklerimizi senelerle boş yere kemirecek ve yolumuzu nafile yere senelerle uzatacak yanlışlardan sakınmamıza hizmet ederler... Halbuki deliler bizi bu gafletimizden kurtararak hakikati bize olduğu gibi gösterirler. İnsan bir deliyle konuşurken, daha bir çeyrek saat geçmeden, gözleri açılır ve aklı başına gelir, belki uzun zamanlarda öğrenemeyeceği şeylere akıl erdirir. Başkalarının müfekkirelerine tesir etmek için samimiyetin kafi gelmediğini, herkesin kendi mantığımızla düşünmediğini, insanların bir kısmının bizim ruhumuzla hiçbir alakaları olmadığını ve birçok şeylerin bu bakımdan ne güç olduğunu anlarız. Deliler insanın hususiliğini, muhakemesizliğini ve her fikrin nispiliğini, ayrılığını, gözle görülür ve elle tutulur şekilde temsil etmekle bize büyük bir kolaylık ve istifade temin etmiş olurlar. Bu, insanlar hakkında bir çok düşünceler ve tecrübeler ve birçok felaketlerle edindiğimiz malumatın kıymetine ve birçok kitaplarla felsefelerin ve mezheplerin tetkikine değer. Onlarla görüşünce artık mücerret olarak insanların aklına, mantığına, muhakemesine itimat etmek gibi hiç caiz olmayan hafifmeşrepliklerden kurtuluruz. Artık insanların talihlerini kendilerinin yaptıkları hakkındaki kanaatimiz kuvvetlenir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zira biz de, mahkemeler gibi, insanları çok kere adam yerine koyarız. Sanırız ki, düşünürsek düşüncemizi takdir edecekler; söylersek, sözümüzü anlayacaklar; bilirsek, ilmimize inanacaklar; doğru hareket edersek, lehimize şahadet edeceklerdir. Aldanırız! Hemen daima bunun aksi sabit olur. Hayatımızın her anında yapayalnız kalırız. Çağırırız ve hiç kimse imdadımıza gelmez. Muhitimiz bize karşı her an kör, sağır ve şuursuzdur. Yabancı gözler sandığımız gibi görmek için değildir; kördür, görmez. Yabancı kulaklar, umduğumuz gibi duymak için değildir; sağırdır, işitmez. Hayatımızın şahitleri de, beklediğimiz gibi, bizi duyan en yakın akrabalarımız değil, bizi duymayan en uzak yabancılardır. Düşündüğümüze kanmazlar, söylediğimizi anlamazlar, bildiğimize inanmazlar, hareketimizi kavramazlar ve kendi doğru sandıklarını söyleseler bile, bizim hakikatlerimizi değil, kendi yalanlarını söylerler. Zira herhangi bir samimiyet bile mutlaka hakikat demek değildir. Bunlar çok kere de, kahraman edaları takınarak ve kahramanlık gösterdiklerine inanarak, isnat, tahkir, tezyif ve iftira ederler! O zaman gönlümüz kırılır, "ya? Onun da içyüzü bu muydu? Ben de onu adam sanmıştım" deriz. Düşünmeyiz ki işte asıl hatamız buradadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim her zaman umduğumuz gibi bulduğumuz , denilebilir ki, ancak delilerdir. Onların tabiatı daha sağlamdır. Asıl olduklarına daha çok benzerler. Kendilerinden delilik bekleriz. Ve filhakika bulduğumuz da budur. Delinin huyu, taşıdığı ismi gibi malumdur. Ondan artık insaf, izan, ahlak, mantık, şefkat, muhabbet, sadakat gibi diğerlerinde nafile arayıp da bulamadığımız faziletleri zaten beklemeyiz. Onlar da haklarında önceden edindiğimiz fikirlere sonradan da uygun çıkarlar. Haklarında çok şaşırmış olmayız. Seneler geçer ve onların aynı deliliklerine devam ettiklerini görürüz. Bu bakımdan da muarefeleri daha pratiktir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi çoğumuzun delilikten çekinmesine zaten şunun için pek de lüzum yoktur ki bir insanın aklını bozabilmesi için evvelce bu aklın mevcut olması lazım gelir. Denilebilir ki onların hep meydanda olan bazen beterleşen bir tek yüzleri vardır. Kendilerinden sakınmak için lazım olan ihtiyat tedbirlerini almanın bize düştüğünü görür ve bunda kusur etmeyiz. Diğer insanlarsa bizi gafil avlarlar. Zira onlar bir değil hatta iki değil, üçyüzlüdürler :Bir gizlediklerini bildikleri, bir gösterdikleri yüzleri&amp;nbsp;vardır. Fakat asıl karası ve şeytanîsi bir üçüncüsüdür ki ne gizledikleri(fakat bizim teşhis edebildiğimiz) ne gösterdikleri (fakat bizi aldatmayan) yüzlerine benzemez. En karanlık zamanlardan miras olan bu üçüncü yüzleri, ki ihtimal asıl içyüzleridir, onları çok kere kendi menfaatleri aleyhine bile körü körüne ve hesapsızcasına harekete getirir. Biz artık bu kadarına ihtimal veremeyiz. Onlar böylece huylarını ya bilmez, ya açığa vurmaz, ya ustalıkla gizler, ya sarahatle duyurmaz, ve bizi aldatabilirlerken, kendilerinin belli etmemeye çalıştıkları ve sakladıkları bu huylar delilerde meydanda ve boy atmış bir haldedir ve gözlerimize çarpar. Şimdi anlıyorum ki deli eniştemizin karşısında insanın aldanmasına imkan bırakmayan ve adeta hoşuna giden bir emniyet hissi duyulurdu. Zira bütün bu gizlenen insan huyları onda saklanmaz boylara yükselir, gözlere batan çaplara erişirdi. Deli eniştemiz zehriyle birlikte panzehiri de sunuyor, öyle ki tehlikesiz kalıyor, hatta belki de, sadece insan tabiatını meydana çıkararak faydalı bir adam rolü oynamış oluyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ben, çocukluk zamanlarımda, tabiatının sonradan gördüğüm bu faydalı taraflarını daha kavramayarak, onun delişmen huylarını belki sadece gülünç bulduğum için severdim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-6937828078537436593?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/6937828078537436593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=6937828078537436593&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/6937828078537436593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/6937828078537436593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/05/bir-patinin-kelimeler-uzerindeki-dans.html' title='Bir patinin kelimeler üzerindeki dansı'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-ahBz2tcaCJI/Tb08ug-GAMI/AAAAAAAACi0/LDJHfgkweHs/s72-c/P5010119-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3697536799363269229</id><published>2011-04-26T14:44:00.000+03:00</published><updated>2011-04-26T14:44:09.265+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Dağ dağa kavuşmaz ama Çello Zühre'ye kavuşurmuş :)</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-MOwYg0UMrEM/TbasduBYHWI/AAAAAAAACiY/N3CUbDifncE/s1600/218006_10150177852508521_708133520_6634447_539189_n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" i8="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-MOwYg0UMrEM/TbasduBYHWI/AAAAAAAACiY/N3CUbDifncE/s320/218006_10150177852508521_708133520_6634447_539189_n.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Dün Nebahat Hanım ile telefonlaştık, iş çıkışı evlerinin&amp;nbsp;önünde buluştuk,&amp;nbsp;Zühre&amp;nbsp;ve Nebahat Hanım ile yürümeye başladık, sanki tanışıyor gibiyiz. Zühre'nin üzerinde dışarıda olmasının sevinci elbette. Sonra yolumuzun üzerindeki bu cafede durakladık, kitaplardan, Zühre'den,&amp;nbsp;Edirne'deki yaşamdan&amp;nbsp;konuştuk, çaylarımızı içtik ve işte fırsat buldukça da Zühre ile böyle özlem giderdik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3697536799363269229?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3697536799363269229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3697536799363269229&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3697536799363269229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3697536799363269229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/04/dag-daga-kavusmaz-ama-cello-zuhreye.html' title='Dağ dağa kavuşmaz ama Çello Zühre&apos;ye kavuşurmuş :)'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-MOwYg0UMrEM/TbasduBYHWI/AAAAAAAACiY/N3CUbDifncE/s72-c/218006_10150177852508521_708133520_6634447_539189_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-8393657042578977641</id><published>2011-04-23T17:24:00.000+03:00</published><updated>2011-04-23T17:24:30.125+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Beni evde ne bekliyor?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-21IFQ5tKM3s/TbLeY7M51ZI/AAAAAAAACiU/r7GrX7wzgvo/s1600/caml%25C4%25B1cadaki+enistemiz.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320px" i8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-21IFQ5tKM3s/TbLeY7M51ZI/AAAAAAAACiU/r7GrX7wzgvo/s320/caml%25C4%25B1cadaki+enistemiz.jpg" width="221px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Akşam iş çıkışı Oğuz'la buluşup market alışverişi yapacağız,&amp;nbsp;evde baharat,&amp;nbsp;sebze yok, bakliyat yok, yağ bile yok, kek yapmaya kalksam kabartma tozu yok, evde neredeyse bizden başka birşeycik kalmamış, nasıl bu kadar yok'a düşmüşüz, bilemedim. Aslında ben farkettim de, öyle günlük alışveriş, hoşlandığım alışveriş türü değil, eve giderken fırına uğrayıp ekmek almak bile külfet. Böylesi iyi, topluca olanı. Yap bitsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konumuz bu değildi aslında, ben alışverişten dönüp aldıklarımızı yerleştirdikten ve bu akşamın yemeğini -anlayışlı erkeğimin sayesinde- geçiştirdikten sonra Çamlıca'daki Eniştemizi daha fazla bekletmeyip elime alacağım.&amp;nbsp;Ne yalan söyleyeyim içim kıpır kıpır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-8393657042578977641?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/8393657042578977641/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=8393657042578977641&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8393657042578977641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8393657042578977641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/04/beni-evde-ne-bekliyor.html' title='Beni evde ne bekliyor?'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-21IFQ5tKM3s/TbLeY7M51ZI/AAAAAAAACiU/r7GrX7wzgvo/s72-c/caml%25C4%25B1cadaki+enistemiz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-257220208339643973</id><published>2011-04-22T13:45:00.002+03:00</published><updated>2011-04-22T13:56:44.016+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da*</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormalCxSpFirst"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormalCxSpFirst"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Geçen yıl Agustos ayında yaptığımız tatile bir günlük Bozcaada gezisini de sıkıştırmıştık, Bozcaada’da günümüzü Ayazma plajında Vahit’in yerinde geçirdik, Zühre ile işte orada tanıştım. Annesi şezlonglar arasına havlular koyuyor da gölgeye saklanıyor Zühre. Akşamüzeri güneş biraz etkisini kaybedince ortaya çıkıyor, etrafında Zühre’ye tav olanlar, sevenler, okşayanlar, Zühre tüm ilgi onun üzerinde olduğu için nasıl da mutlu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormalCxSpFirst"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormalCxSpFirst"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-X77U6V7Kdqc/TbFaI-5VQFI/AAAAAAAACiI/G5sm53XARCI/s1600/ZHRE_1%257E1.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-X77U6V7Kdqc/TbFaI-5VQFI/AAAAAAAACiI/G5sm53XARCI/s320/ZHRE_1%257E1.JPG" width="320" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Edirne’ye döndükten sonra &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://tekbayanabircay.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;şurada&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; rastladım Zühre’ye. Meğer Edirne’de doğmuş Zühre, sonra da Nebahat Hanım’ın İstanbul’da yaşayan kızı sahiplenmiş, ara ara Edirne ziyaretleri de oluyor elbet. Ben Nebahat Hanım’ın Bozcada’da geçirdikleri tatil postunun altına şöyle bir mesaj bıraktım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormalCxSpFirst"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormalCxSpFirst"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormalCxSpFirst"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="color: #cc0000;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hayat çok enteresan tesadüflerle dolu. O tarihlerde bir günlüğüne Bozcaada'da bulunduk, Vahit'in yerindeydik, sizi görmedim ama kızınız ve Zühre ile tanışmıştım. Zühre şahane bir köpek. Ayaküstü sevmiştik. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cc0000;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormalCxSpMiddle"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="color: #cc0000;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: #cc0000;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormalCxSpMiddle"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="color: #cc0000;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kızınız muhtemelen anımsamaz beni. Zührenin fanları vardı zira etraflarında zaman zaman. Hem bunları söylemek hem de dünya küçük demek istemiştim. Sevgiler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormalCxSpFirst"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormalCxSpFirst"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-j43eBaFQ34Y/TbFaYqPyfVI/AAAAAAAACiQ/PgZ0nX6iERE/s1600/z%25C3%25BChre...jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/-j43eBaFQ34Y/TbFaYqPyfVI/AAAAAAAACiQ/PgZ0nX6iERE/s320/z%25C3%25BChre...jpg" width="320" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Nebahat Hanım bana maille geri döndü, ofisinin adresini vermiş, iletişim bilgilerini de iletmiş, Zühre’nin fotoğraflarını da mailine eklemeyi unutmamış. Ben açıkçası bir gün bir demet çiçekle kapısını çalmayı çok istemiştim, kısmet olmadı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Bugün Zühre’nin Edirne’de olduğunu haber vermiş ve görüşmek dilekleriyle mesajını bitirmiş. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Ben hala aynı şeyi düşünüyorum, Hayat çok enteresan, çok hoş sürprizlerle ve incelikli oyunlarla dolu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Fırsat bulup geçen yaz tanıdığım zıbıdığı bu hafta sonu yeniden görmeyi çok istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: #741b47;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çilek ve Şurup'un Hikayesi &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="color: #4c1130;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da kısa bir süreliğine işyerim Kuzguncuk’taydı, her gün yol açısından zorlu bir maraton, bunu unutturan tek güzel şey öğle yemeklerinde sahilde geçirdiğimiz enfes dakikalar, bir öğlen oturduğumuz yere iki köpek geldi, ikisi de birbirinden güzel, isimleri Çilek ve Şurup. Şurup’un altgözkapağında bir beze var. Sahibesiyle de ayaküstü konuştuk, zar zor köpeklerden ayrılıp işe döndüm. Araya elbet zaman girdi. Kuzguncuk’taki işten ayrıldım, henüz bir işim yok, Oğuz beni Cihangir’de bir cafeye bırakıp Akyol Caddesinden işyerine döndü, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;güneş oturduğum koltuğa vuruyor, bir ara kitaptan kafamı kaldırdım, cafenin arka tarafındaki bahçeden sevimli bişey bana doğru geliyor, hemen tanıdım tabi, ayol Kuzguncuk’taki Şurup bu, Şurup! dedim, der demez kuyruk deli gibi sallanmaya başladı, ardından Çilek’de geldi yanımıza, biraz sonra sahibe geldi, "aa siz tanışıyor musunuz?" Ben tabi isimlerini filan söylüyorum ya, sahibe şaşırdı. “Kuzguncuk’tan tanıyorum kendilerini ve sizi” dedim ama ikimiz de şaşkınız, İstanbul kocaman bir kent ama işte bazen birbirimizi bulmak için bir o kadar küçük tıpkı dünya gibi…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormalCxSpMiddle"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormalCxSpMiddle"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;* Dize Nazım Hikmet'in Tahir ile Zühre şiirinden. &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-257220208339643973?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/257220208339643973/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=257220208339643973&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/257220208339643973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/257220208339643973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/04/tahir-olmak-da-ayp-degil-zuhre-olmak-da.html' title='Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da*'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-X77U6V7Kdqc/TbFaI-5VQFI/AAAAAAAACiI/G5sm53XARCI/s72-c/ZHRE_1%257E1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-2843709905827719829</id><published>2011-04-19T22:44:00.003+03:00</published><updated>2011-04-19T23:01:12.217+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Muazzam sesli çatal kuyruk</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-QmA2f3ioc9M/Ta3eX5bdnjI/AAAAAAAACh8/meqS7OqybQc/s1600/9.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480" src="http://2.bp.blogspot.com/-QmA2f3ioc9M/Ta3eX5bdnjI/AAAAAAAACh8/meqS7OqybQc/s640/9.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bu fotografı çekeli yıllar olmuş. En büyük merakımızdı o zamanlar, her yıl evimizin kuytu köşesine gelip etrafımızı şenlendiren kırlangıçlar, acaba geçen yıl göç edip giden kırlangıçlar mıdır? Hani canlarını sıkmayacağını bilsek yakalayıp o minik ayaklarına boncuk takıp merakımızı gidereceğiz, o derece. Hepsi birbirinin aynısı tıpkısı olunca iş zorlaşıyor, tanıyamıyoruz. Kırlangıçlar ne zaman gelse bizim için bahar da o zaman gelirdi. Ne onların gelmelerinden önce, ne ağaçların çiçeklenmesinden... Hayatımızın bahar çanlarıydı onlar. Sesleri muazzam. Bu üzerlerinde durdukları kablo annemlerin dünya ile sesli iletişimini sağlayan bir kablo, hala da durur evin girişinde öyle. Kırlangıçlar çok enteresan kuşlar. Çok zarif, çevik, hızlı. Diğer göç eden kuşlar gibi vücutlarının göç öncesi bakıma girip yağ depolamasına gerek yok, uçarken o ters üçgen gaga açılıyor ve gelsin sinekler böcekler, böylece enerji tamam. O bilindik çatal kuyrukları bir nevi direksiyon. Belki diğer kuşların da kuyrukları direksiyondur da ben sadece kırlangıçlarınkini bildiğim için burada onlara özgüymüş gibi anlatıyorumdur, emin değilim, bu konuyu bilse bilse Atze bilir, ona da bir sormak gerek. Wikipedia da hayatımıza bir yere kadar gelip yerleşsin, insani iletişime devam, konu dağıldı, diyeceğim o ki, iki gün önce bu yılın ilk kırlangıcını gördüm, şen şakrak seyrediyordu gökyüzünde. Ha bak şimdi anımsadım, evimizin girişine yuva yapan kırlangıçlarımız bazı seneler bir bazı seneler iki kez yumurtlardı, bu yumurtadan çıkan tüysüz şeyler artık nasıl oluyorsa tuvalet eğitimini ilk günden alırlar, güzelce arkalarını dönüp tuvaletlerini yuvanın dışına ama bizim merdivenlerimize yaparlar, bizim de yavrulara dair ilk gördüğümüz tüysüz popoları olurdu, sonra işte zamanla tüylenir pırıl pırıl parlarlar ve ilk uçma denemelerini bizim evin merdiveninde yaparlardı, elimi uzatsam sanki alçak bir ağaçtan elma toplayabilecek kadar yakın, durur izlerdim. Bahsetmeden geçemeyeceğim diğer konu bahçemizdeki kediyi gören annenin ya da babanın yavrulara "saklanın!" emrini verdiği andaki feryadı olurdu. Mesela biz mutfakta öğle yemeği yiyoruz ailecek, o feryat mı duyuldu, "çello kalk da kediyi kovala" uyarısını beklemeden kalkar kırlangıçlarımıza saldırıda bulunmaya niyetlenen düşman kedileri bahçemizden kışkışlardım. Kedi gidince ses normale döner, kaşıklar çatallar masada ahenge kaldığı yerden devam ederdi. Kırlangıçlı yaşam güzeldi. Geriye iyi ki çekmişim dediğim bu fotoğraf kaldı. Anılarım ve onların bana duyumsattıkları elbette hep benle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-2843709905827719829?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/2843709905827719829/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=2843709905827719829&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2843709905827719829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2843709905827719829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/04/muazzam-sesli-catal-kuyruk.html' title='Muazzam sesli çatal kuyruk'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-QmA2f3ioc9M/Ta3eX5bdnjI/AAAAAAAACh8/meqS7OqybQc/s72-c/9.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-6495212264939386635</id><published>2011-04-18T16:51:00.000+03:00</published><updated>2011-04-18T16:51:50.883+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Ana kız yeniliğe duyarlıyız diyelim</title><content type='html'>Oğuz yeri geldikçe nesnelerle aramda geliştirdiğim manevi bağlantılara sataşır durur. Misal evimizde bir tane masaüstü bilgisayarımız var, işte ben onu hiç sevmem. Klavyesi ve ekranı aynı kalıp yerine makinesi değişse belki &amp;nbsp;ona ısınırım, şimdiden bilemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni insanlara çok çabuk ısındığımı kabul ederim ama kolay kolay sahiplenmem, Cumartesi akşamı Sezen geldi, mutfakta laflıyoruz. Sen çok az şey paylaşıyorsun deyiverdi, kaldım. Haklı olmasına haklı ama, belki onun çok hareketli yaşamının yanında benimkilerin çok sönük ve rutin kalmasından, ya da bilemiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta sonu annemle buluşup evlerimize yolluk aldık, istanbul'daki evimiz taş çatlasın 75 m2 iken şimdi yaklaşık 140 m2 lik bir alana sığmaya çalışıyoruz. Halı ve yolluklar da annemden bana gelen biraz modası geçmiş ve şimdilik idare etsin dediğimiz şeylerdi. Yolluklar bu hafta sonu geldi, yatakodasından salona uzanan 6 metre uzunluğundaki koridora ve girişe bir örnek uzun tüylü shaggy halılarımızı serdik, bizim için çok güzel oldu ama Pirinç için değil. Pirinç Hanım beğenmedi. 6 metrelik koridoru halıdan geriye kalan 3 parmaklık alanda yürüyerek katediyor, diyelim canı giriş kapısının önüne gitmek istedi, işte L ler Z ler çizerek boş bulduğu alanlardan ulaşıyor, bir yer var, mutlaka ayağını basması lazım, oraya da sanki suya basar gibi sıçraya sıçraya basıp geçiyor. Oğuz elbette anasının kızı diyerek gülümsedi. Değişiklikler hemen alıp üzerimize geçirip gezineceğimiz kıyafetler değil bizim için, bundan artık ziyadesiyle eminiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-6495212264939386635?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/6495212264939386635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=6495212264939386635&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/6495212264939386635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/6495212264939386635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/04/ana-kz-yenilige-duyarlyz-diyelim.html' title='Ana kız yeniliğe duyarlıyız diyelim'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3576990994943242385</id><published>2011-04-12T10:15:00.000+03:00</published><updated>2011-04-12T10:15:51.906+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Derinlemesine</title><content type='html'>Bugünlerde kaybetmiş olduğum yazma disiplinini ele geçiremediğim gibi, derinlemesine yazma isteğim yüzünden de buralara uğrayamaz oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki bazı şeyleri yüzeysel anlatırsam önce kendime haksızlık edecekmişim gibi. Derin ve uzun sessizlikler kimi zaman insanda "acaba her şey yolunda mı değil?" şüphesini de doğurabiliyor. Hadi biraz olsun yüreğine su serpeyim, yolunda gitmeyen bir hal yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler okudum? &lt;br /&gt;Ayaşlı ile Kiracıları - Memduh Şevket Esendal. Tek kelime ile muhteşem. &lt;br /&gt;Karanlık Oda - Hakan Bıçakcı. Hayalkırıklığı&lt;br /&gt;Ayakizlerinde Adımlar - Julio Cortazar. Çok başındayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-titcSe8Pet4/TaP4ceb3kBI/AAAAAAAAChQ/-Vn3ocOUtVQ/s1600/heartbeats.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/-titcSe8Pet4/TaP4ceb3kBI/AAAAAAAAChQ/-Vn3ocOUtVQ/s200/heartbeats.jpg" width="134" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Neler izledim?&lt;br /&gt;Les Amours Imaginaires.&lt;br /&gt;Tek gerçek, mantığın ötesindeki aşktır.” Alfred de Musset.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi Oğuz bir akşam gecikeceğini söylediğinde başladım. Gaylerin dünyasına bir bakış gibi görünse de, temelinde platonik bir aşkın çerçevesini çizmeye çalışıyor. Özgün bulamadım filmi. Daha iyi örneklerinin olduğu düşüncesindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi uzun bir aradan buraya gelip küçük bir buse kondurdum, daha dolu dolu yazmak için geleceğim ama söz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3576990994943242385?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3576990994943242385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3576990994943242385&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3576990994943242385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3576990994943242385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/04/derinlemesine.html' title='Derinlemesine'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-titcSe8Pet4/TaP4ceb3kBI/AAAAAAAAChQ/-Vn3ocOUtVQ/s72-c/heartbeats.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-2217982922079938102</id><published>2011-03-08T23:05:00.000+02:00</published><updated>2011-03-08T23:05:25.545+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Yatmaya hazırlık, Cevdet Bey ve ortada kalan bir yazı</title><content type='html'>Dün akşam Oğuz kanepede uyuyakaldı. Ben yeni masa lambamın esiriydim o saatlerde ve henüz uykum gelmemişti. Oğuz'u ufak bir çocukmuş gibi usulca uyandırıp yatağımıza yatırdım, kapıyı da benden kaynaklı çıkabilecek olası sesleri engellemesi amaçlı kapadım. Evde bir sessizlik var -şimdilik- Pirinç yanıbaşımda, taburenin üzerinde önce mırıl mırıldı, sonra sessiz, anlaşılan derin uykuda. İşte bu şekilde geceyarısını karşıladım, evin içindeki huzurun tadına da vardığıma göre dedim ki, Oğuz nasılsa ışıktan rahatsız olmaz, olmaz ayol biliyorum, ben en iyisi yatağa şöyle bir uzanıp kitap okurken uykuya dalayım. Biz ne zaman uyumak üzere hazırlık yapsak eşşeksıpası pirinç kuduz hapı yutmuşçasına hoplayıp zıplar. E biz bütün gece evde ayaktayken ve&amp;nbsp;gözümüzden uyku akmıyorken sen nerdeydin ey kedi. İlla biz uyuma arefesindeyken katır kutur mama yer, su içer, çişini de yapar gecenin sessizliğinde,&amp;nbsp;çişşşş sesi evet kulaklarımıza gelir, duymak yetmez, bunun ikinci raundu kumun içinde boncuk bulma oyunudur. Ehhh. Boncuk bulamaz kumun içinde elbet, sonra hoplaya zıplaya kum kabından çıkıp paspas yolluk ne varsa kaydırarak koşar, ya sabıır. Ve yatağa çıkar. Zannedersin ki koyup kafasını uyuyacak. ama yok. Daha tüyler taranacak. Fıttırı fıttırı yalanma süreci başlar. Yatak evet sallanır. Uyku kaçar, ışık yakılır, pirinç yalamayı bitiremediği tüylerinden kafasını kaldırır ve birden aydınlığa çıkmış gözleri ile sorar, "ne var?" e elinin körü var. İşte dün akşam da buna benzer süreç yaşandı, benim uykum henüz yok ama Oğuz uyuyor-du, ışıktan rahatsız oldu, bence külliyen yalan. Ben tanımaz mıyım kocamı, Pirinç diyemiyor da ışık diyor. Kapadım ışığı elbet. Benim için kaçmaya yüz tutmuş, ha kaçtı ha kaçacak uyku inci değerinde. Çok pahalı. Kendimden bildiğim şeyden yola çıkarak işaret parmağımı kitabın arasına sıkıştırıp Pirinç'e de hep senin yüzünden bakışı fırlatıp odayı terkettim. Pis Pirinç. Kitap okurken şöyle elini uzatıp ışığın düğmesine pıt yapmak varken şimdi oda değiştireceğim, üstelik uyku gözlerimden akarken banyonun önünden geçeceğim ve çişim var mı yok mu sorunsalı yaşayacağım. Önce bir yok diyeceğim, çünkü olsa bile yapmaya üşeneceğim, sonra bir var diyeceğim, aslında azıcık var ama sabaha kadar yine uykumu bölerse bu çiş. Hep senin yüzünden Pirinç!&lt;br /&gt;Elimde yeniden okuduğum bir kitap var, henüz çok başlarındayım. Cevdet Bey ve Oğulları. İkinci okumam esnasında ilk şaşırdığım, Cevdet Bey henüz evli değilken, Sirkeci'deki dükkanına Cevdet Bey ve Oğulları ismini vermiş meğer. Bu detay benim ilk okumamda dikkatimden kaçmış nasıl okuduysam artık. Ya kız olursa korkusu yok adamda. O derece gelecekten emin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam okuduğum bölümde Cevdet Bey arkadaşı Fuat Bey ile Serkldoryan Kulübünde buluştu. Yemek yediler. Konu döndü dolaştı Cevdet Bey'in abisine geldi. Abi Jöntürklerden. Siyasetin tam göbeğinde. Hürriyet gelsin, Abdülhamit gerekirse alaaşağı edilsin istiyorlar. Cevdet Bey ise malumunuz tüccar. Hatta dönemin sayılı müslüman tüccarlarından biri. Ticaret o günlerde Ermeni ve Yahudilerin elinde. Kendisi&amp;nbsp; siyasete hiç bulaşmıyor, abisinin tam tersi padişaha karşı gelmeyi aklına dahi getirmiyor. Derdi yuva kurmak, işini büyütmek, çolukcocuğa karışmak. Asıl alıntılamak istediğim Fuat Bey ile yapılan&amp;nbsp;konuşmanın en canalıcı noktası yani şurası. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"beni siyasete çekmeye çalışıyorsun. Seni bilmem ama ben siyasetle ilgilenmem.!" dedi Cevdet Bey. "siyaset ayrı iş, ticaret ayrı. Benim hayatta siyasi isteklerim olmadı. Ben o işleri doğru bulmuyorum."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"İşte gene senin o ya hep ya hiç anlayışın. Sana biraz geniş ve esnek olmayı öğretemeyeceğim. Sana göre hayatta iki türlü anlayış vardır. Ya bir şeye karşı çıkarsın ya da benimsersin. Arası yok! Ağbin de öyle. O karşı çıkıyor, anladığım kadarıyla karşı çıkmayı o kadar ileri götürmüş ki, en sonunda yaşamaya bile karşı çıkar olmuş. Şaka sanıyorsun ama öyle. Bu sizin huyunuz. Sen de bir ticaret biliyorsun, bir de aile düşünmüşsün, gerisine boş veriyorsun, karşı çıkıyorsun. Ama öyle değil ki. Her zaman bir üçüncü yol vardır. O da uzlaşmaktır. Sen de ağbin de bunu öğrenmelisiniz... Birbirinize ne kadar yakınsınız farkında değilsiniz!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam okuduğum bu kısımdan etkilendim evet ama şimdi bu postu nasıl kapatacağımı da bilemedim. Gazetede köşe yazısı yazıyor olmadığıma&amp;nbsp;göre, -hoş zaten yakında gazetelerde köşe yazarı da kalmayacak- başladığım her postu adabına uygun kapatma zorunluluğum da yok, Cevdet Bey ve Fuat Bey'in konuşmasını öyle ortada bırakıp gidiyorum, Californication 4. Sezonu kaldığımız yerden devam edeceğiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-2217982922079938102?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/2217982922079938102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=2217982922079938102&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2217982922079938102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2217982922079938102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/03/yatmaya-hazrlk-cevdet-bey-ve-ortada.html' title='Yatmaya hazırlık, Cevdet Bey ve ortada kalan bir yazı'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-5468912553644843777</id><published>2011-03-07T23:54:00.000+02:00</published><updated>2011-03-07T23:54:12.774+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Pürüzsüz yaşam yoktur dedi içimdeki kadın</title><content type='html'>Nerede okudum anımsamıyorum, Televizyonda geçenlerde gündüz programlarından birinde "Bayan Hastalıkları" konu edilmiş,&amp;nbsp;Toplum olarak KADIN&amp;nbsp;hastalıkları diyemediğimiz sürece geriyiz, yola hep gerilerden devam edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu birimizin beşimizin aşmış olması yetmiyor ki, Kadın olmanın güzelliğini, ötesini, berisini anlatmadıktan, yaşatmadıktan, hissettirmedikten sonra... Dilimiz toplum olarak Kadın demeye varmıyor. Hala bir önceki levelda kaldık, kadın - kız ayrımı gelip hayatımızın en olmadık yerine ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde hava durumu haberleri ön planda. Kar geliyor uyarısı yapıyor haber kanalları. Mynet'te bir haber var. Güneşin tadını çıkarmaya bakın çünkü meteoroloji uyardı kar geliyor&amp;nbsp;bıdıbıdı... Altta bir yorum var, aynen&amp;nbsp;kopyalıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;strong&gt;Fakir fukaranın ısınma problemi olmasaydı,soğuklar hiç bitsin istemezdim.En azından orasını burasını açıp tacizlere tecavüzlere davetiye çıkaran çakma medeniler ortalıkta dolaşamaz.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sen olsan ne dersin bu adama. Hayata ve&amp;nbsp;kadına&amp;nbsp;bu şekilde yaklaşan, zihnini henüz bir milim eğitmemiş, eğitememiş, köhne ve karanlık bakışlı bu adama nasıl anlatırsın yanlış yerden durup baktığını, bakmaya dahi çalışmadığını, gözlerinin kapalı olduğunu, bir kadının pürüzsüz teninin sıcaklığını henüz tatmamış, güzelliğini görmemiş, mis gibi kokan saçların varlığını bilmemiş bu adama nasıl anlatırsın&amp;nbsp;durumu. Nutkum tutuldu benim. Karşımda olsa nereden başlarım bilemedim. Yok yok başlamam çeker giderim. Nefesimi boşa tüketmem sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pürüzsüz yaşam yoktur dedi içimdeki kadın. Ama sen yine de alışma bunlara. Sakın alışma ...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-5468912553644843777?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/5468912553644843777/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=5468912553644843777&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5468912553644843777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5468912553644843777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/03/puruzsuz-yasam-yoktur-dedi-icimdeki.html' title='Pürüzsüz yaşam yoktur dedi içimdeki kadın'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-2510440597916810393</id><published>2011-03-07T13:04:00.001+02:00</published><updated>2011-03-07T15:24:42.983+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Ne istiyorum biliyor musun?</title><content type='html'>Bir arkadaşım, başka bir ortak arkadaşımız hakkında oturup hiç&amp;nbsp;üstüne vazife değilken ahkâm kesmeye&amp;nbsp;başladığında kulaklarımı tıkayıp oradan hızla uzaklaşmak istiyorum.&amp;nbsp;Onaylamadığımız, takdir etmediğimiz, bizim olmayan davranışları görmeye tahammülümüz yok. İşte o tahammül çıtamız biraz yükselse, belki biraz daha katlanılır olacak aramızdaki iletişim.&amp;nbsp;Ah evet bir de tek sesli olmaya itiyor insanı böylesi. Sanki tek renk, tek bir doğru, tek bir yaşam biçimi, tek bir düşünce varmış gibi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları söylemek istiyorum işte, kaçmak istediğim ama kaçamadığım zamanlarda. Başaramıyorum. Ha bir de bırak demek istiyorum, bırak yahu kendi doğrularını yaşarak öğrensin insanlar. Kendi duygularını yaşasınlar, kendi duygularından yola çıkarak tecrübe kazansınlar. Üzülsünler, zarar da görsünler, acı da çeksinler. Böylesi yaşam,&amp;nbsp;steril bir odanın içinde kalmaktan ve acı çekmeden nefes almaktan çok daha iyi değil mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-2510440597916810393?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/2510440597916810393/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=2510440597916810393&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2510440597916810393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2510440597916810393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/03/ne-istiyorum-biliyor-musun.html' title='Ne istiyorum biliyor musun?'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-2243375539492812495</id><published>2011-03-05T22:42:00.000+02:00</published><updated>2011-03-05T22:42:43.690+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Bir Cumartesi Gecesi</title><content type='html'>Bugün nasıl güzel bir gün anlatamam. Yok yok güzel olan hava sadece, ülkenin gündemi malum pek bir karanlık. Bir de Blog meselesi var, Janis blogların yasaklandığını öğrendiği gün şöyle demişti facebook sayfasından. "&lt;span class="messageBody"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #cc0000;"&gt;Bugün Blogger, yarın Facebook. Öbür gün sabah kalktığınızda ağzınızda bir bantla uyanmayacağınız ne malum?"&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; Ne kadar haklı. Gazetecilerin eylem yaptığı gün, bir gazeteci 15 ay hapis cezası aldı. Her an her şey olabilir. Ama yine de bu duruma alışamıyorum işte. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="messageBody"&gt;Hava diyordum öyle güzel ki,&amp;nbsp;motorla işe gidebilirim. Gitmesine gittim de, gün içerisinde çalışmayı hiç istemedim. Güneşin altında uyumak, boş boş sağa sola bakınmak, zaman kavramını kurcalamayarak oturmak istedim. Hadi en fazla elime bir çöp alayım da toprağa filan şekiller çizeyim misal, o da bir zahmet. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="messageBody"&gt;Eve geldikten sonra mutfağa girdim, cevizli bir kek fırında, yanımda bilgisayar. Blues Brothers parçalarına Oğuz bayılır, ben abudik şekilde dans etmesini severim, işte öyle kendimce popomu kıvırtarak, kekin hamurunu hazırlarken etrafa dağılan undu şeker kavanozuydu, vanilin paketiydi işte bunları toplayarak masaya oturduk, yok canım akşam saati ama biz kahvaltı yapıyoruz, bugün cumartesi, evde sıcak yemek yok.&amp;nbsp;Çayımız gayet güzel demli. Kekimiz sımsıcak. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="messageBody"&gt;Şimdi ben birazdan Oğuz'un yanına gideceğim, House izleyeceğiz. Ne de olsa henüz bunlar yasak değil, hazır gözlerimize siyah bantlar geçirilmemişken tadını çıkaralım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="messageBody"&gt;Not: Engin Ardıç konusuna da değinmek istiyordum ama değinmeye de değmez diye düşünüyorum, öyle. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-2243375539492812495?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/2243375539492812495/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=2243375539492812495&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2243375539492812495'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2243375539492812495'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/03/bir-cumartesi-gecesi.html' title='Bir Cumartesi Gecesi'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-467943757858944911</id><published>2011-02-28T19:35:00.004+02:00</published><updated>2011-02-28T19:35:00.168+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2011 filmlerim'/><title type='text'>2011 Şubat filmleri</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-T2Xx_lOGbMg/TWKirrpC43I/AAAAAAAACgc/fQs3CWcJ-8c/s1600/harry_potter_and_the_sorcerers_stone_ver5.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" j6="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-T2Xx_lOGbMg/TWKirrpC43I/AAAAAAAACgc/fQs3CWcJ-8c/s320/harry_potter_and_the_sorcerers_stone_ver5.jpg" width="216" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-88xhfccyZPY/TWKi6GK3X3I/AAAAAAAACgg/T8bM_JPu5WA/s1600/harry_potter_and_the_chamber_of_secrets_ver2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" j6="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-88xhfccyZPY/TWKi6GK3X3I/AAAAAAAACgg/T8bM_JPu5WA/s320/harry_potter_and_the_chamber_of_secrets_ver2.jpg" width="215" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-65iPEg-pDdU/TWKjR57R0NI/AAAAAAAACgk/1h4rzOh3_UI/s1600/bir-kadinin-seks-gunlugu.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" j6="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-65iPEg-pDdU/TWKjR57R0NI/AAAAAAAACgk/1h4rzOh3_UI/s320/bir-kadinin-seks-gunlugu.jpg" width="227" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-O60d4YsqARA/TWKjt7RPm0I/AAAAAAAACgo/wTuMfh84x8w/s1600/42e39def.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" j6="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-O60d4YsqARA/TWKjt7RPm0I/AAAAAAAACgo/wTuMfh84x8w/s320/42e39def.jpg" width="226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-AEywrMKluLg/TWKj3kZBlcI/AAAAAAAACgs/4sudMYJe-HI/s1600/ttownload.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" j6="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-AEywrMKluLg/TWKj3kZBlcI/AAAAAAAACgs/4sudMYJe-HI/s320/ttownload.jpg" width="237" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-467943757858944911?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/467943757858944911/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=467943757858944911&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/467943757858944911'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/467943757858944911'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/02/2011-subat-filmleri.html' title='2011 Şubat filmleri'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-T2Xx_lOGbMg/TWKirrpC43I/AAAAAAAACgc/fQs3CWcJ-8c/s72-c/harry_potter_and_the_sorcerers_stone_ver5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-6810812241200050324</id><published>2011-02-25T20:23:00.000+02:00</published><updated>2011-02-25T20:23:10.572+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Deneme yazısı bir iki ses kontrol</title><content type='html'>Çok şey oldu tabi, nereden başlasam bilemedim. Dur bak, geçen gün Seval'i okumak istiyorum, Seval'i derken Seval'in bloğunu,&amp;nbsp;ama yok bloğa giriş davetiyem yokmuş. Hemen Seval'e bir mesaj, körolmayasıca bana neden davetiye yollamadın babında çemkiriyorum, Seval'den yanıt, bloğuma nolmuş ühüü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra dedim ki kendisine blogger beni aklı sıra cezalandırıyor, yazmıyorum ya. Daha fazla cezalandırılmak istemiyorum, Baykuş'un gezi yazılarını okuyamazsam çıldırırım zira.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi. Dur bak hiç boşluk vermemişiz gibi devam edeyim. Dünden beri kar yağıyor. Her yer bembeyaz. Biraz önce işten geldim, elimde market poşetim. İçinde&amp;nbsp;karnabahar, brüksel lahanası ve pırasa var. Bizim evin halkı bu üçüne&amp;nbsp;düşkün, Pirinç pırasa yiyen, brokoli çorbasını afiyetle içen bir kedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocakta mercimek çorbası fokurduyor, yemekten sonra dün akşamdan yarım kalan Red Kit - Batı'ya Hücum filmine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Şimdi bunu yazıyorum ya, kaldığımız yerden kelimelerine zihnimin bir yanı gülüyor, ayol neden belirtiyorsun ki kaldığın yerden izlemeye devam edeceğini, sanki kalmadığın&amp;nbsp;yerden izleyebilirmişsin gibi,&amp;nbsp;hem kalmadığın yerden neden devam edesin ki.. Tamam tamam sustum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidiyorum ama gelicem.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-6810812241200050324?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/6810812241200050324/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=6810812241200050324&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/6810812241200050324'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/6810812241200050324'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/02/deneme-yazs-bir-iki-ses-kontrol.html' title='Deneme yazısı bir iki ses kontrol'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-5681628344141942937</id><published>2011-02-12T22:15:00.000+02:00</published><updated>2011-02-12T22:15:53.864+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Neler oluyor</title><content type='html'>Yokluğumdan istifade edip&amp;nbsp;buralara uğrarsan&amp;nbsp;evin altını üstüne getirme, arkadaşlarınla yastık kavgası yapma, olduk olmadık her şeye gülebilirsin ama. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada ben itiraf ediyorum, tükürdüğümü yaladım, bugün facebook hesabı aldım. Ama bu konuda o kadar cahilim ki, görmelisin. Gördüğüm her şeye şaşkınlıkla bakıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, nihayet kendime bir gözlük aldım. Sapları kırmızı. Çerçevesiz olanlarından. Şu an kullandığımdan öyle sıkılmışım ki, neredeyse varolmayan bir çerçeveye para verdim, ama gerçekten güzel, sahiden bak. Bir camımın numarası ellerinde olmadığı için kendisine pazartesi günü kavuşacağım, böyle durumlarda İstanbul'da olmadığımı daha iyi anlıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yokken ne oldu? Sağlamca bir atak, depresyon ve bir de ah evet motosikletten düştüm. Biraz kötüce bir düşüşü eziklerle atlattım. İnanmazsın tam dört&amp;nbsp;haftadır mor bir bacakla dolanıyorum, hayır bence hala çok seksiyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi izninle iş arkadaşlarımın halı saha maçına gidip tezahürat yapıcam. Kaybolmadım, buralardayım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-5681628344141942937?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/5681628344141942937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=5681628344141942937&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5681628344141942937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5681628344141942937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/02/neler-oluyor.html' title='Neler oluyor'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-4076396520525739357</id><published>2011-01-20T17:32:00.000+02:00</published><updated>2011-01-20T17:32:57.723+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>İstek</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TThUpMMeX7I/AAAAAAAACes/iowe8qS1ei0/s1600/e7993338.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="640" s5="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TThUpMMeX7I/AAAAAAAACes/iowe8qS1ei0/s640/e7993338.jpg" width="552" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;İşte şimdi sana çok özeniyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;em&gt;* Edward Hopper, Compartment C, 1938 ﻿&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-4076396520525739357?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/4076396520525739357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=4076396520525739357&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4076396520525739357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4076396520525739357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/01/istek.html' title='İstek'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TThUpMMeX7I/AAAAAAAACes/iowe8qS1ei0/s72-c/e7993338.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-1283842839999520232</id><published>2011-01-19T11:18:00.002+02:00</published><updated>2011-01-19T11:18:51.559+02:00</updated><title type='text'>Yok</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TTasUQqwkSI/AAAAAAAACek/nIJes-gcEOk/s1600/4yildirHrantYok_middle.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" n4="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TTasUQqwkSI/AAAAAAAACek/nIJes-gcEOk/s320/4yildirHrantYok_middle.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-1283842839999520232?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/1283842839999520232/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=1283842839999520232&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1283842839999520232'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1283842839999520232'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/01/yok.html' title='Yok'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TTasUQqwkSI/AAAAAAAACek/nIJes-gcEOk/s72-c/4yildirHrantYok_middle.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-5403992540020663350</id><published>2011-01-19T11:11:00.000+02:00</published><updated>2011-01-19T11:11:27.124+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Biz iyiyiz</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TTaoaNmArYI/AAAAAAAACeg/dQ0u9GM1ch0/s1600/serpil.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" n4="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TTaoaNmArYI/AAAAAAAACeg/dQ0u9GM1ch0/s400/serpil.bmp" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;* Sezen'in çöp adam serisinden. Oğuz çok kel duruyor ama be :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-5403992540020663350?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/5403992540020663350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=5403992540020663350&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5403992540020663350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5403992540020663350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/01/biz-iyiyiz.html' title='Biz iyiyiz'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TTaoaNmArYI/AAAAAAAACeg/dQ0u9GM1ch0/s72-c/serpil.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-8097830364919614171</id><published>2011-01-13T15:47:00.000+02:00</published><updated>2011-01-13T15:47:39.796+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Ben tembel bir patlıcanken</title><content type='html'>Morali biraz bozuk bir kediyim bugünlerde. Ne oldu diye sorsa biri mesela, "hiç" derim. Kafamda irili ufaklı bir yığın düşünce. Bugün anneme "bu vicdan azabını ölene&amp;nbsp;kadar taşıyacağım" dedim. Vicdan azabı&amp;nbsp;illetin bir biçimi, bi kere sarılmasın boynuna bir fular gibi, yahut sırtına işlenmiş bir dövme gibi, derini parçala, çıkmaz, başetmenin bir yolunu bulacaksın artık.&amp;nbsp;Başarabilirsen o da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam uykuya dalmadan önce nereden geldiyse aklıma, iki koyun sürüsünü hayalimde karşı karşıya getirdim, çobanları da yanıbaşlarında, koyunların hepsi birbirine benziyor ya, çobanlar&amp;nbsp;birbirine karışan sürüyü ayırmaya çalışıyor, arada yanlış sürüye karışan kuzular var, acaba o kuzular yanlış sürünün içinde olduklarını farkederler mi? Aslında tam da anlatamadım ne demek istediğimi. Başlıkta da belirttim ya, tembel bir patlıcanım ben bugünlerde. Yazmaya, okumaya üşenen hallerdeyim. Kuzu meselesini daha sonra anlatmayı deneyeceğim. Şimdilik bu konuyu geçelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam, kocaman bir kase mısır patlattım. Hayır film izlemedik. Üçlü kanepemize kurulup kitap okuduk, Oğuz jazz ağırlıklı bir liste yaptı dinlemek için. Salonda Nina&amp;nbsp;Simone dinlerken biz, İsmail Müyesser'i bıçaklıyordu.*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler biraz böyle geçiyor işte. Nasıl olup bittiğini de pek bilmeden... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Murat Uyurkulak'ın Tol romanını okuyorum.&amp;nbsp;Şiddetle tavsiye ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-8097830364919614171?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/8097830364919614171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=8097830364919614171&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8097830364919614171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8097830364919614171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/01/ben-tembel-bir-patlcanken.html' title='Ben tembel bir patlıcanken'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-6550873850135314877</id><published>2011-01-03T17:56:00.000+02:00</published><updated>2011-01-03T17:56:42.342+02:00</updated><title type='text'>Ben yokken</title><content type='html'>Buradayım. &lt;br /&gt;Ama bir şey yapmıyorum. Hımmm yeni bir puzzlea başladım. Oğuz, Pirinç, ev, iş... &lt;br /&gt;Başka şeyler de var ama anlatasım yok o bakımdan. &lt;br /&gt;Ben gelene kadar aşağıdaki reklam belki seni oyalar.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="385" width="640"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Z7vXP3tHzhA?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Z7vXP3tHzhA?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="640" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-6550873850135314877?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/6550873850135314877/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=6550873850135314877&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/6550873850135314877'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/6550873850135314877'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2011/01/ben-yokken_03.html' title='Ben yokken'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-8017078571446089908</id><published>2010-12-20T15:37:00.000+02:00</published><updated>2010-12-20T15:37:32.670+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>19 Aralık 2010 / Edosk ile Hamzabeyli - Doğanköy kış yürüyüşü</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UUXyC4cI/AAAAAAAACdk/ER7Z78ZQNM4/s1600/1a.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" n4="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UUXyC4cI/AAAAAAAACdk/ER7Z78ZQNM4/s320/1a.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Hamzabeyli köyünden Doğanköy'e yürüdük, araç yolundan değil tabi,&amp;nbsp;öylesi çok kolay olurdu. Biz tepeleri aşarak yürüyüş yaptık. &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UX_DuLFI/AAAAAAAACdo/glAp2juPF3I/s1600/2a.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" n4="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UX_DuLFI/AAAAAAAACdo/glAp2juPF3I/s320/2a.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UaFYcM_I/AAAAAAAACds/GY4UKacGbrA/s1600/3a.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" n4="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UaFYcM_I/AAAAAAAACds/GY4UKacGbrA/s320/3a.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UdTgE47I/AAAAAAAACdw/p8DOSeSumh0/s1600/4a.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" n4="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UdTgE47I/AAAAAAAACdw/p8DOSeSumh0/s400/4a.JPG" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9Ueb7-XlI/AAAAAAAACd0/x8S-ZTzltN4/s1600/5a.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" n4="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9Ueb7-XlI/AAAAAAAACd0/x8S-ZTzltN4/s320/5a.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Pankartta Edosk yazıyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UfjUexQI/AAAAAAAACd4/7FkUyue5Hj8/s1600/6a.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" n4="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UfjUexQI/AAAAAAAACd4/7FkUyue5Hj8/s400/6a.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UiEbm5dI/AAAAAAAACd8/jQI1Cg6MtUM/s1600/7a.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" n4="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UiEbm5dI/AAAAAAAACd8/jQI1Cg6MtUM/s400/7a.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9Ui-Tq1pI/AAAAAAAACeA/EznyWWPkVuc/s1600/8a.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" n4="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9Ui-Tq1pI/AAAAAAAACeA/EznyWWPkVuc/s320/8a.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9Uk6GJ0mI/AAAAAAAACeE/lgSeNnJ4I_0/s1600/9a.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" n4="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9Uk6GJ0mI/AAAAAAAACeE/lgSeNnJ4I_0/s320/9a.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UoZlrTVI/AAAAAAAACeI/8U6IKytL-38/s1600/10a.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" n4="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UoZlrTVI/AAAAAAAACeI/8U6IKytL-38/s320/10a.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9Ury1-yMI/AAAAAAAACeM/11yStk_pjpI/s1600/11a.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" n4="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9Ury1-yMI/AAAAAAAACeM/11yStk_pjpI/s320/11a.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Çam ormanının kokusu var... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UvfzO5ZI/AAAAAAAACeQ/e1rhAbOnSdI/s1600/12a.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" n4="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UvfzO5ZI/AAAAAAAACeQ/e1rhAbOnSdI/s320/12a.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Mangal&amp;nbsp;var, sucuk var, şokella ekmek bile var. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UzLeLM3I/AAAAAAAACeU/coYCkYfFv_c/s1600/13a.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" n4="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UzLeLM3I/AAAAAAAACeU/coYCkYfFv_c/s320/13a.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Dinginlik var. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9U1UMz-PI/AAAAAAAACeY/Sslj4Tp_FLk/s1600/14a.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" n4="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9U1UMz-PI/AAAAAAAACeY/Sslj4Tp_FLk/s320/14a.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;﻿Neşe var.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-8017078571446089908?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/8017078571446089908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=8017078571446089908&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8017078571446089908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8017078571446089908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/12/19-aralk-2010-edosk-ile-hamzabeyli.html' title='19 Aralık 2010 / Edosk ile Hamzabeyli - Doğanköy kış yürüyüşü'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQ9UUXyC4cI/AAAAAAAACdk/ER7Z78ZQNM4/s72-c/1a.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-4531355832816718098</id><published>2010-12-16T19:33:00.001+02:00</published><updated>2010-12-16T19:34:51.393+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Düşünceler yağarken</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQpIaEznN_I/AAAAAAAACcg/3prRqsCM54Y/s1600/PC150103.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="276" n4="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQpIaEznN_I/AAAAAAAACcg/3prRqsCM54Y/s400/PC150103.JPG" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Haberlerde görmüşsündür. Trakya'yı. Bu fotoğrafı dün çekmiştim. Hızlıca. Bir çırpıda. Bugün dünden daha da belirgindi kar. Düşünceler ha durdu, ha duracak. Burası böyle.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-4531355832816718098?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/4531355832816718098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=4531355832816718098&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4531355832816718098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4531355832816718098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/12/dusunceler-yagarken.html' title='Düşünceler yağarken'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQpIaEznN_I/AAAAAAAACcg/3prRqsCM54Y/s72-c/PC150103.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-1926120889125372849</id><published>2010-12-15T22:33:00.000+02:00</published><updated>2010-12-15T22:33:03.391+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQkkXG49bAI/AAAAAAAACcc/_HBHKuFaPLI/s1600/P4110161.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" n4="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQkkXG49bAI/AAAAAAAACcc/_HBHKuFaPLI/s400/P4110161.JPG" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yudum yudum anlatamam, bir çırpıda kusup gitsem daha iyi olacak. Bir konu var. Önemli. Ama burada sansür getireceğim, yazdıklarıma elbet. Tanzanya'daki kuzenimin burasını okuyup - ki bir gün okuyacak- benim duygusallığımdan etkilenmesini istemiyorum.&amp;nbsp;Onun acısı benden çok daha büyük. Birini kaybedince anılar hücum ediyor. Buna dur demek imkansız. Dün içim acıyordu, bugün daha bir acıyor. Dün ağlıyordum, bugün daha çok ağlıyorum. Birini çok sevmek için onunla çok fazla zaman geçirmek gerekmez hani. Birini sevmek için belli bir neden bile gerekmez kimi zaman ya. Kuzukulağı toplamışsın birlikte, ilk tekilanı içerken yanında olmuş, sevmiş seni, bir ağaçtan en olgun ve en güzel meyveyi tutmuş sana yedirmiş...&amp;nbsp;Neyse neyse.. Şimdi ben susmaya gidiyorum. Öyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-1926120889125372849?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/1926120889125372849/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=1926120889125372849&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1926120889125372849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1926120889125372849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/12/blog-post.html' title='...'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TQkkXG49bAI/AAAAAAAACcc/_HBHKuFaPLI/s72-c/P4110161.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3447332173688846911</id><published>2010-12-06T13:10:00.000+02:00</published><updated>2010-12-06T13:10:41.067+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Bekle beni ey gözlükçü</title><content type='html'>Ne zaman kullanmaya başladım? Gözlükten bahsediyorum.&amp;nbsp;İstanbul'da 72T otobüsünün 72T&amp;nbsp;olduğunu gözlerimi kısarak okumaya çalıştığım zaman. 72T kısmını sallıyorum tabi, aklımda o otobüs numarası kalmış. Topkapı -Taksim. Oğuz sen miyopsun galiba demişti. Sonra soluğu göz doktorunda almıştık da elimizde reçeteyle çıkmıştık. İlk gözlüğümü Beyoğlu'nda bir gözlükçüden edindik, Cihangir'deki eve gidene kadar sanki yerleyeksan olmuştum, ama o gün dünya dupduru gelmişti gözüme, berrak mı berrak. Şu karşıdan gelen kadının yüzü ne kadar belirgin. Keşke insan zihninin karmakarışık olduğu durumlarda buna benzer bir gözlük oluverse elimizin altında&amp;nbsp;da bu gözlüğü taksak şeklindeki klasik öneriyi sunmayacağım. Zira o zaman hayat biraz daha bulmacasız ve biraz daha kolay oluverirdi. Elimizin altındakiler sayesinde pek çok şey zaten yeterince kolay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hımm ne diyecektim.&amp;nbsp;Çerçevemi değiştirmek istiyorum. Hem de en kısa zamanda. Çok hem de çok sıkıldım şu an kullanmış olduğumdan. Dün Oğuz'a kolayını bulsam hemen atıcam çöpe dedim. O derece. Hayatımın vazgeçilmez biricik tespitçi memuru Oğuz "&amp;nbsp;Sen,&amp;nbsp;bişey istediğin zaman, hemen o an oracıkta şıp diye olsun istiyorsun" dedi. Tahammül sınırım neredeyse yokmuş. Haklı. Bu tutum kimi zaman işe yarıyor. Harekete geçmemi kolaylaştırıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada bir göz dokturumuz var, Tolga Bey. Ağustos ayında kendisine gitmem gerekiyordu, gitmedim. Şimdi bu gözlük hevesiyle Tolga Bey'e ziyaret ilk işim olacak. Yeni çerçevemi aldığımda kayıtlara geçmek için buraya geleceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca belirtmeliyim ki biten işler hanesine haftasonu bir gol attık ve tüm çerçeveleri duvara astık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3447332173688846911?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3447332173688846911/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3447332173688846911&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3447332173688846911'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3447332173688846911'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/12/bekle-beni-ey-gozlukcu.html' title='Bekle beni ey gözlükçü'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3353545242665177815</id><published>2010-11-30T21:00:00.005+02:00</published><updated>2010-11-30T21:00:03.397+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2010 filmlerim'/><title type='text'>Kasım Filmleri</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TPNdmlH1yXI/AAAAAAAACcQ/NpZHwPs5Z4g/s1600/An-Education-Movie-Poster.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" ox="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TPNdmlH1yXI/AAAAAAAACcQ/NpZHwPs5Z4g/s320/An-Education-Movie-Poster.jpg" width="212" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TPNdpJ3xjMI/AAAAAAAACcU/0jCvyN7tefg/s1600/julie_and_julia_ver2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" ox="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TPNdpJ3xjMI/AAAAAAAACcU/0jCvyN7tefg/s320/julie_and_julia_ver2.jpg" width="215" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TPFvQHlmMoI/AAAAAAAACcM/yp04Lfpt9YE/s1600/paris.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" ox="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TPFvQHlmMoI/AAAAAAAACcM/yp04Lfpt9YE/s320/paris.jpg" width="238" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TOjrR7BF_4I/AAAAAAAACb0/LzEc_7WLTUE/s1600/Madame_Tutli_Putli-864080154-large.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" ox="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TOjrR7BF_4I/AAAAAAAACb0/LzEc_7WLTUE/s320/Madame_Tutli_Putli-864080154-large.jpg" width="224" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TOe_MwkVHjI/AAAAAAAACbs/EBxORp_zFB4/s1600/Nothing-Personal.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" ox="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TOe_MwkVHjI/AAAAAAAACbs/EBxORp_zFB4/s320/Nothing-Personal.jpg" width="226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TOe_OXc5z6I/AAAAAAAACbw/7EMkBRWW22E/s1600/AF-2_1%257E1.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" ox="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TOe_OXc5z6I/AAAAAAAACbw/7EMkBRWW22E/s320/AF-2_1%257E1.JPG" width="235" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3353545242665177815?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3353545242665177815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3353545242665177815&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3353545242665177815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3353545242665177815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/11/kasm-filmleri.html' title='Kasım Filmleri'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TPNdmlH1yXI/AAAAAAAACcQ/NpZHwPs5Z4g/s72-c/An-Education-Movie-Poster.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-536475223425319100</id><published>2010-11-28T10:21:00.003+02:00</published><updated>2010-11-28T10:21:00.504+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>33'ün ahengi Çelloyu kucaklarken</title><content type='html'>Çok zor bir doğum olmuş benimkisi. Ambulansa konulup hastaneye vardıktan sonra annemin sancıları ortalıktan kaybolmuş. Gelen doğurmuş, giden doğurmuş, annemden ses yok. En nihayetinde doktorumuz gelmiş, muayenesini yapmış, "vaktimiz doldu, bebeğin ve senin durumun riske giriyor" diyerek ameliyathaneye hazırlanın emrini vermiş. Sezaryen usulle doğum gerçekleşmiş. Annem böyle anlatırken bunları dinlemek pek hoşuma giderdi küçükken, yani biraz daha bekleseler ölecek miydim diye&amp;nbsp;durumu onaylatmaya çalışırdım,&amp;nbsp;çizginin ucundan hayata&amp;nbsp;dönmek çocukken bile kulağıma&amp;nbsp;güzel&amp;nbsp;gelirdi. Tuhaf. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailede üç erkek sonrasında tek kız coşkuyla karşılanmış elbet.&amp;nbsp;İnanılır gibi değil. Şaka olmalı diye düşünülmüş.&amp;nbsp;Hiç hesapta yokken oluvermişim üstelik. Demek o zamanlar ultrason yok. Doğmadan önce cinsiyetimi bilmediklerine göre. Olmaz tabi. Sene 77. Yay burcunun ilk haftasına teşrif etmişim. Burçlarla aram yok ama yine de yay burcu olmak güzel gelir bana. Doğum sonrası annem tamıtamına 45 gün hastanede yatmış. Niye o kadar yattığını soruyorum, o da bilmiyor. O zamanlar öyleydi cevabı ile geçiştiriyor beni. 45 gün sonra beni kucağına alıp&amp;nbsp;hastaneden dışarı çıkarken&amp;nbsp;gözlerim fıldır fıldırmış. Etrafı meraklı gözlerle inceleyerek eve gelmişim.&amp;nbsp;Ha&amp;nbsp;bir de doğumuma ilişkin evde en çok konuşulan simsiyah saçlarım olurdu. Alman bebelerin arasında hemen farkediliyormuşum. İşin tuhaf tarafı Türkiye'ye dönüş yaptığımızda yani ben henüz 1 yaşındayken&amp;nbsp;ilk saçlarım dökülmüş, yerine sapsarı saçlarım olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem kendisine hastanede gösterilen ilgiden sözeder o günleri anılarından çekip çıkardığında. Sabah odasına gelen hemşire elinin tersiyle annemin yanağını okşar, saçlarını bir güzel tarar, sabunlu bezlerle vücudunu silip misler gibi kokmasını sağlarmış. Ben anne sütü konusunda isteksiz, süt dolu memeye yapışıp cork cork karnını doyurmaktan uzak inatçı bebe olarak ilk günlerimi karşılamışım. Süt sağılarak biberona doldurulur ağzıma verilirmiş. Annemin memesiyle olan münasebetimin bu kadar sınırlı olması bizimkileri bir süre sonra hazır mamaya yöneltmiş. O günlerde topaç gibi yusyuvarlak oluşumun suçlusu Alman hazır mamalarıdır başkası değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu geçen yılıma dönüp baktığımda, -ki her insan böyle günlerde geriye dönüp şöyle bir bakar istemese bile!- kendimle uyumlu olduğumu görüyorum. 33 üncü&amp;nbsp;yaş gerçekten güzelmiş. Tahminimden çok daha güzel.&amp;nbsp;Yaşamla içiçe olmayı hep isterken ama pek başaramazken, işte bir bakmışım istediğimi bu yaşımda gerçekleştirivermişim.&amp;nbsp;Zorlanmadan, huzursuzluğa kapılmadan, etrafımdakilerle didişmeden.&amp;nbsp;Tamam tamam, daha az didişerek diyelim ortada buluşalım ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl sevdiklerimden çok ama çok şahane doğumgünü hediyeleri&amp;nbsp;aldım, doğumgünümden aylar önce. Ancak bu sabah kalktım kafamın içinde bir tilki dolaşıyor sinsi sinsi ve "o hediyeler doğumgünü hediyesi sayılmaz çünkü zamanından çok önce verildiler " diyor. Hımmm gel de bu tilkiyi dinleme şimdi... Çok çeldirici di mi? :) Ben şimdi evin içinde şöyle bir dolaşıp tilkiyle nasıl başedeciğimin yollarını arayayım. Sonra bir ara gelir mumları üflerim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-536475223425319100?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/536475223425319100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=536475223425319100&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/536475223425319100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/536475223425319100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/11/33un-ahengi-celloyu-kucaklarken.html' title='33&apos;ün ahengi Çelloyu kucaklarken'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-5440798774757909019</id><published>2010-11-22T17:14:00.003+02:00</published><updated>2010-11-22T17:31:06.487+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Akşam üzerinde planlar yaparken</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: #444444;"&gt;&lt;span id="internal-source-marker_0.27702055226605365" style="background-color: transparent; font-style: normal; font-weight: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline;"&gt;Ofisin içinde hapşırıp burnunu çekenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Ben şimdilik gayet iyiyim. Meyveden bu kadar uzak durmama rağmen. Neredeyse HİÇ tüketmiyorum. Geçen akşam zorla bir mandalinayı bitirdim. Diyorum ki bugün iş çıkışı çarşıya gitsem. Güzel bir meyve sıkacağı alsam. Eve giren havuçların bile suyunu çıkarıp kendime ve Oğuz’a güzel kokteyller hazırlasam. Güzel plan. Sağlıklı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: transparent; font-style: normal; font-weight: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: transparent; font-style: normal; font-weight: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline;"&gt;Kuaföre de gitmem gerek. Saçlarımın uçlarından aldırmam için. Uzatıyorum ya. Güzellik için değil de sadece sağlıklı olmaları için kestirsem. Sonra diyorum saç düzleştirici aletlerden de mi alsam kendime. Almakla kalmayıp kullansam... Düşündüm de kuaför işini başka bir güne erteleyelim en iyisi. Hepsi bugüne sıkışmasın. Evet. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: transparent; font-style: normal; font-weight: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: transparent; font-style: normal; font-weight: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline;"&gt;Peynir konusu bir çok kişide olduğu gibi bizim evde de çok hassas. Ailemizin peynircisi çarşıda. Tereyağ da yapıp satıyorlar hem. Yerel bir marka ama süt ve süt ürünleri konusunda harika iş çıkarıyorlar. Çarşıya gitmişken peynir de alırım. Evdeki bitmek üzere.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: transparent; font-style: normal; font-weight: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: transparent; font-style: normal; font-weight: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline;"&gt;Bir zamanlar ailemizin cdcisi vardı. Vardı diyorum çünkü artık filmleri ve dizileri internet üzerinden izliyoruz. İşte ailemizin cdcisi Can abi ve Necibe abla nasıl tatlı insanlar. İkisinin de gözlerinde ışık var. Can Abi şeker hastası. Hasta olduğu günler dükkana gelemiyor. Evin alışverişi için çarşıya çıkmıştım bayramdan hemen önce. Yufka, peynir, tavuk gibi şeyleri almak için. Dönüşte balıkpazarından da geçmiştim üstelik, geçerken hamsilere tav olup bir kilo da ben almış eve dönüvermiştim. Ama işte eve dönmeden önce onlara uğramıştım. İyi bayramlar dilemek için. Can Abi yoktu yine. Bugün çarşıya gitmişken belki onlara da uğrarım.&amp;nbsp;Kısacık. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #444444;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: transparent; font-style: normal; font-weight: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: transparent; color: #444444; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-style: normal; font-weight: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline;"&gt;Pazar günü direksiyon sınavına gireceğim. Yazılıdan söylemesi ayıp 100 aldım. Ama 100 aldığım için çok korktum. Kopya çektiğimi düşünürlerse diye. Kpss’deki olaylardan sonra insan 100 almaya da korkuyor yahu. Hı ne diyordum, sınav demek benim için özgürlük demek. Günün birinde sınavla özgürlük kavramını bir araya getireceğimi aklıma bile getirmezdim. İşe bak. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #444444;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span style="background-color: transparent; font-family: Arial; font-style: normal; font-weight: normal; text-decoration: none; vertical-align: baseline;"&gt;&lt;span style="color: #444444;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Çok çok hareketli günleri geride bırakıp artık rutin hayatımıza dönmenin arefesindeyiz. Birbirine benzeyen, hareketsiz, durağan günlerimiz olsun hep. Hayat yavaş yavaş akıversin. Akşamlarımızı sıcacık evimizde geçirelim. Amin&lt;/span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-5440798774757909019?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/5440798774757909019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=5440798774757909019&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5440798774757909019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5440798774757909019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/11/aksam-uzerinde-planlar-yaparken.html' title='Akşam üzerinde planlar yaparken'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-4060000638764981754</id><published>2010-11-20T13:50:00.000+02:00</published><updated>2010-11-20T13:50:24.070+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Bir bakalım</title><content type='html'>Neler oldu bir bakalım...&lt;br /&gt;Bayram geldi geçti. Anlamadık. Annemlerin hem bayram hem geçmiş olsun ziyaretçileri vardı. Kafam oldu bir dünya. Şikayetçi değilim canım, çok güzeldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta bugün babamın hemşiresi aradı. Akşama iğneye gelemeyeceğinin haberini verdi. Babamın kan sulandırıcı iğneleri için her akşam bize geliyordu. Hayırdır dedim. Bugün düştüm, ayağımda yan bağlar koptu, hastanede yatıyorum, siz de zor durumda kalmayın haber vereyim istedim dedi. Bize arabasıyla gelip gidiyordu. Nereden bulucaz şimdi hemşire, üstelik bayram üzeri o kadar gün tatil&amp;nbsp;derken, Sezen'e sordum. Bize hemşire lazım.&amp;nbsp;O nasılsa bilir. Eczacı dediğin doktor ve hemşirelerle nasılsa haşır ve neşir. Aaa lafı mı olur dedi ben gelir vururum. Üst katımızda oturuyor hem. Tatilde bir yere de gitmiyormuş. Sorunu çözdük.&amp;nbsp;Kolayca. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün babamın doktor kontrolü var. Büyük ihtimalle son görüşmesi olacak. Annem doktora hediye alalım istedi. İş bana düştü. Dün akşam mağazaya girdim, bakınıyorum, ne alsam ne alsam? Böylesi de çok zor. Ne alsak yetersiz gelecek sanki. Aldığımız hediye şükran duygularımızı tam istediğimiz gibi iletemeyecek. Yine de işte, çam sakızı çoban armağanı. Mağazadayım demiştim ya,&amp;nbsp;satış görevlisi yanıma geldi, kim için hediye aradığımı sorunca söyledim. Elimdekine baktı ve sonra "Erol Hoca M değil, L giyer. Elinizdekinden ziyade gri tonlarını sever, gelin ben size onun zevkine uygun bir şeyler göstereyim?" Hay allah işe bak, müthiş di mi? Satış görevlisi, aldığım ürüne bakıp "onun kaşe ceketi var, birlikte çok hoş olur hatta" dediğinde nasıl mutlu oldum anlatamam. Küçük yerde yaşamanın türlü çeşitli hoş yanlarına denk gelmiştim de bu biraz alışılmadık, ezberlenmiş hallerin dışında oldu. İnsan öğesinin, duygularının, beğenisinin, gözlem gücünün en güzel örneklerinden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TOewHX-rGLI/AAAAAAAACbo/Ib9fL_tqoks/s1600/AF-2_1%257E1.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" ox="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TOewHX-rGLI/AAAAAAAACbo/Ib9fL_tqoks/s200/AF-2_1%257E1.JPG" width="146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harika bir film izledik, bayramın bilmem kaçıncı günü. Çok, çok hoş bir fransız apartmanında geçiyor. Hemen her dairede bir kedi yaşıyor. Paloma filmin baş karakteri. Filmin yönetmeni Mona Achache'nin ilk uzun metraj çalışmasıymış. Çok samimi, sıcacık bir film. Fransız ama hareketli, sahiden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler işte böyle geçip gidiyor günlük. Bilgi vereyim dedim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-4060000638764981754?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/4060000638764981754/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=4060000638764981754&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4060000638764981754'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4060000638764981754'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/11/bir-bakalm.html' title='Bir bakalım'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TOewHX-rGLI/AAAAAAAACbo/Ib9fL_tqoks/s72-c/AF-2_1%257E1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-9134789864394752902</id><published>2010-11-09T16:51:00.000+02:00</published><updated>2010-11-09T16:51:51.708+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Hayat devam ederken</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Bugün&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah uyandım, erkenden. Oğuz'un da erken çıkması gerekiyordu hem. O benden önce çıktı. Ben 8:15 sularında evden ayrıldım.&amp;nbsp;Normal zamanda 8:45 gibi çıkıyorum. Evden çıktığımda hava sütlimandı, serince ama duru. Azıcık da rüzgar var. Aile hekimimin muayenesinin önüne geldim. Sıra numaramı aldım. 1 numarayım. Güzel. İşe çok geç kalmayacağım. İçerisi çok sıcak olduğu ve üzerimdeki montu çıkarmaya üşendiğim için dışarı çıktım. Kapının önündeki banka kuruldum, bir su damlası elmacık kemiğimin hemen üzerinde. Hay allah, yağmur mu? Biraz sonra doktoru gördüm. Geliyor. İçeriye girdi, önlüğünü giydi, bembeyaz. Beni çağırdı. Ben dediysem adımla değil elbet,&amp;nbsp;unuttun mu? O an için ben&amp;nbsp;1 numarayım. Tiroid hormonlarımın ölçümü yapılacaktı, 3 ay önce bu tahlili yaptırmam gerekiyordu aslında,&amp;nbsp;biraz geciktim&amp;nbsp;kusura bakmayın dedim. Bembeyaz önlük beni anladığını kafasını sallayarak belirtti.&amp;nbsp;Bilgisayara döndü. Yazdı yazdı ve en sonunda tıkladı. Hemşire "hadi benimle gel" dedi. Peşinden gittim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah böyle başladı. Durgun bir hava. Sonrası epey fırtınalı. Rüzgar&amp;nbsp;çok, ama çok&amp;nbsp;kuvvetli. Sanki çatılar uçtu&amp;nbsp;uçacak. O derece. Biraz önce Oğuz aradı, gökkuşağı çıktığını söyledi neşeyle. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Dün &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eve gelmeden önce çarşıya gittim. Motorla. Giderken Davut'u gördüm, durakta dolmuş bekliyor. Atla dedim, çarşıya gidiyorum nasılsa. Bankaların orada bıraktım onu. Motoru nereye bıraksam diye Oğuz'a sormuştum, "Recai var bizim işyerinin orada, otoparkçı, onu bul beni söyle". İyi de Recai o saatte gitmiş, bakkal var sadece, bakkalın gözü önüne park ettim, kaskı da kır saçlı bakkal amcaya bırakıverdim, elimde taşıyacak değilim ya. Çarşıda ilk işim telekom bayisi. İnternet paketimizi değiştirdim. Oradan çıktım. Kaç zamandır istediğim ama bir türlü bulamadığım postallarımı buldum. Nihayet.&amp;nbsp;İşlerimi bitirdiğime göre artık eve dönebilirim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yemekte ıspanak var. Yesem mi yemesem mi? Yedim. Ve bilgisayarımın başına geçtim. Bir süredir boş zamanlarımda -ama özellikle iş saatlerimde- nefes almak adına, kendimi iyi hissetmek, enerji ile dolabilmek, ne okuyacağıma karar vermek, ne izleyeceğimi kestirebilmek ... İşte bunun gibi bir sürü şey için Endişeli Peri'yi okuyorum. Kendisini bir yerde pusula gibi kullanıyorum. Hoşgörsün beni. Cebimde taşıdığım bir yol gösterici gibi. Edilgen olduğum zamanlarda özellikle, hareketlerimi kısıtlayan ve ne olduğunu tam kestiremediğim ama kendi kendime edindiğimi de çok iyi&amp;nbsp;bildiğim engellerin süpürgesi o benim için.&amp;nbsp;Geçen gün&amp;nbsp;izlediği bir film&amp;nbsp;vardı,&amp;nbsp;oturdum onu izledim. Nothing Personal. Avrupa Sinemasını severim. Yavaşlığı büyüler beni. Durgun bir yaşam, kimsesiz bir ada, sadece iki kişinin oynadığı bir film ilgimi çeker. Minimal hareketler ve iç dünyalarındaki çalkantılar sıkıcı değildir hem de hiç...&amp;nbsp;Oğuz gelene kadar filmi izleyebildiğim kadar izledim. O gelir gelmez ara verdim.&amp;nbsp;Mutfakta&amp;nbsp;çay sohbeti, günümüzü anlatıp durduk, ben botlarımı gösterdim tıpkı bir çocuk gibi sevinçle,&amp;nbsp;sonra sinemaa.com sitesindeki filmleri, izlediğim filmi... Tıpkı birer ayna gibi... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-9134789864394752902?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/9134789864394752902/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=9134789864394752902&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/9134789864394752902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/9134789864394752902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/11/hayat-devam-ederken.html' title='Hayat devam ederken'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-255979843542004716</id><published>2010-11-07T13:03:00.001+02:00</published><updated>2010-11-07T13:06:56.912+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>22. Kitap : Efresiyab'ın Hikayeleri - İhsan Oktay Anar</title><content type='html'>Pirinç ayakucuma kıvrıldı, dışarıda kasvetli bir hava var. Biraz sis, çokça karanlık. Keyifli bir kahvaltının ardından Oğuz'u işe geçirdim. Kahvaltıdan önce nevresimlerimizi değiştirmiştim, belki birazdan şu rahatımı&amp;nbsp; bozup&amp;nbsp;çamaşır makinesini&amp;nbsp;çalıştırmak için kalkarım. Kalkmışken kendime kahve de alırım, rahatımı bozduğuma değsin. Bugün o derece tembelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah uyandıktan sonra, yataktan kalkmadan ve kahvaltıyı hazırlamak için mutfağa yollanmadan&amp;nbsp;hemen önce kitabı son kez elime aldım. Son 10 sayfası kalmıştı da okumadığım,&amp;nbsp;güne&amp;nbsp;onu bitirerek başladım. Oğuz da uyanmak üzereydi hem, günaydınlaşıyorduk bir yandan. Farkındaysan kitap hakkında yazasım yok. Oysa Puslu Kıtalar Atlası'nı ne çok sevmiştim. Yok bunu sevmediğim anlaşılmasın. En az o kitap kadar üzerimde etki bırakmasını dilemekle hata etmiş olabilirim. Üretmek zahmetli, yazmak yetenek işi. Yazarak anlatmak çıplak ayakla keskin kırık camların üzerinde yürümek gibi. Her daim aynı vurucu tadı bulamayabilir insan. Aynı leziz çekiciliğe kapılamayabilir her yaprak. Rüzgar harflerle köşe kapmaca oynamayabilir. Demek istediğim her yazar her daim aynı güzellikte yazamayabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birazdan birkaç bölüm Nip Tuck izleyip sonra kahvemi de alıp harika bir kitaba başlama niyetindeyim. Marcel Proust bana üniversite yıllarında Özlem'den hatıra. Elimdeki kitap da onun zaten. İlk sayfasında &lt;br /&gt;"&lt;em&gt;2 Temmuz 99' Beyazıd - Fatoş'la&lt;/em&gt;" notu var, kurşun kalemle yazılmış. Sonra kitap bana gelmiş, ben de şöyle bir not düşmüşüm; "&lt;em&gt;14 Ağustos 2000 -&amp;nbsp;Dolunayın doğuşu - Beşiktaş&lt;/em&gt;" Okulumuz Beyazıt'da.&amp;nbsp;Beşiktaş o zamanlar kaçış&amp;nbsp;yerimiz. Sahildeki çay ocağında alçak masalarda kitap okuyup, dalıp gittiğimiz yıllar. Vakit bol. Okumak için, aylaklık yapmak için, düşünmek, dinlemek, aşık olmak için. Her yeni insana emek harcayabilir, her acının üstesinden pekala gelebiliriz... Son otobüsle Beşiktaş'tan Beyazıd'a dönerdim. Çemberlitaş Kız öğrenci yurdunun kapıları isteksizce açılırdı. Kocaman göbekli,&amp;nbsp;esmer&amp;nbsp;adam kapıdan girenlere bakardı ve tanırdı. Kimlik göstermeden kalabalığın arasına karışırdım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayıp Zamanın İzinde serisine başlamış&amp;nbsp;sadece üç&amp;nbsp;kitabını okuyabilmiştim. Şimdi eksik olan parçaları da tamamlamak için yine baştan okumaya niyetliyim. Proust'u otuzlu yaşlarda okumanın nasıl bir&amp;nbsp;şey olduğunu&amp;nbsp;çok merak ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-255979843542004716?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/255979843542004716/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=255979843542004716&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/255979843542004716'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/255979843542004716'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/11/22-kitap-efresiyabn-hikayeleri-ihsan.html' title='22. Kitap : Efresiyab&apos;ın Hikayeleri - İhsan Oktay Anar'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-7667324404525859091</id><published>2010-11-05T21:10:00.000+02:00</published><updated>2010-11-05T21:10:54.861+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Nerede Kalmıştık...</title><content type='html'>Akşam Roma'nın son bölümünü izlerken ben uyuyakalmışım. Oğuz'a sen devam et dedim, uykuyla uyanıklık arasında. Biraz önce o gelmeden oturdum, final bölümünü bitirdim. Neden iki sezonla yetinmişler bilemedim. Diziyi izlemiş&amp;nbsp;olanlar bilir, hikaye Roma'nın adı üstünde işte, jeneriği muhteşem ve ana karakterler Titus Pullo ve Lucius Vorenus. Evet&amp;nbsp;tamam Caesar&amp;nbsp;var, Pompey Magnus,&amp;nbsp;Cicero ve Brutus de var ama&amp;nbsp;en başından en sonuna bu iki lejyon var. Onlar dost. Her koşulda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizide en sevdiğim karakter ise tombik tellal oldu. Hareketlerine bayıldım. Her çıktığında ha işte geldi&amp;nbsp;bizimki dedim. Kendisini pek sevdim. Verdiği haberleri özümsemesine, savaşa giden Caesar'ın duyurusunu yaparken Caesar'ın gücünü vücudunda hissetmesine hayran kaldım. Kollarını da bir görsen.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işte...&lt;br /&gt;Bir sonbahar akşamı, kış mı demeliyim, geceye yakın, bir diziyi bitirdim. Şimdi gidip çay demleyeceğim. Belki yemek sonrası uzun zamandır yapmadığımız bir şeyi yapar, bu akşam film izleriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-7667324404525859091?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/7667324404525859091/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=7667324404525859091&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7667324404525859091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7667324404525859091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/11/nerede-kalmstk.html' title='Nerede Kalmıştık...'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-946016908299943595</id><published>2010-10-31T16:06:00.000+02:00</published><updated>2010-10-31T16:06:13.950+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Kapalı perdeler pazarı</title><content type='html'>Ruhu bütün biri nasıl olur sanki görmek üzereyim. Çalışıyorum, eve geliyorum, lavabonun önünde duruyorum, kendime bir anlığına bakıyorum,&amp;nbsp;sıvı&amp;nbsp;sabuna uzanıyorum,&amp;nbsp;bitmiş, dolaptan&amp;nbsp;ekonomik olsun diye alınmış kocaman sıvı sabun şişesini çıkarıp lavabonun oradakini dolduruyorum, elimdeki kocaman yedek şişe boşalmış, çöpe atıyorum, çöpe attığım herhangi bir şeyin&amp;nbsp;boşalmış olmasına içten içe seviniyorum,&amp;nbsp;tükenen şeyler&amp;nbsp;yaşadığımızı hissettiriyor, çöp poşetlerinin&amp;nbsp;dışarı çıkarılması yaşamı çağrıştıyor, anlatabildim mi?&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar gününün sersemliği var. Bugün tembellik günüm. İşyerinden Çiğdem, Yasmin, Özgür mangal planlıyorlar bugün, belki sonra ormanda yürüyüş. Hayır ben&amp;nbsp;bugün tembel olma niyetindeyim. Biraz önce Issız Adam'ı bir kez daha izledim. Yatağıma kurularak. Pirinç kucağımda, izledik. Yok film hakkında yazmayacağım, bazen böyle ikinci izlemeleri seviyorum, yeniyi göresi gözüm olmayınca... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfağa gittim geldim, fırında kek pişiyor, annem patatesli börek yapıyor yufkalardan. Elimde Efresiyab'ın hikayeleri var, güzel gidiyor. 2003 yılında okumuştum onu da, şimdi yine okuyasım gelmiş demek. Kimi&amp;nbsp;zaman içim içime sığmadığında daha çok yer görmek, yeni yazarlarla daha sık karşılaşmak, daha çok film izlemek istediğim oluyor olmasına da, işte bazen böyle eskilerim arasında salınıyorum. Galiba ben bunu çok sık yapıyorum, derslerinden ikmale kalmış tembel bir öğrenci gibi, tekrar tekrar, çift dikiş... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah süslü aradı, mangala gidecek miyim diye. Yok dedim, perdeleri kapadım, film izleyeceğim. Süslü sosyal kişi. Almış bir hediye, bebekleri olan bir çifte tebriğe gidecekmiş. Bazen imreniyorum ona. Onun gibi&amp;nbsp; davranmıyorum, yeni ev aldığını duyduğum birine ev hediyesi alıp gitmiyorum, böyle bir mekanizma geliştiremiyorum, iletişimin bu yanını pek yaşamıyorum. Bir pazar günüm var onu da harcayamam diyerek&amp;nbsp;şu evden çıkmıyorum. İzlediğim filmi bir daha izliyorum, okuduğum bir kitabı bir daha okuyorum ama hiç olmazsa diyorum neyse ki geçmişimi sorgulamıyorum. Bu geçmişle işimin bittiği anlamına gelmesin, kimin bitmiş ki benimki bitsin. Ben sadece kendimi daha bir bütün hissediyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-946016908299943595?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/946016908299943595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=946016908299943595&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/946016908299943595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/946016908299943595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/10/kapal-perdeler-pazar.html' title='Kapalı perdeler pazarı'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-233798347320743348</id><published>2010-10-26T17:00:00.002+03:00</published><updated>2010-10-26T17:20:31.838+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Ev Hali</title><content type='html'>Şimdi dedim ki, keşke şöyle küçük bir dükkanda olsaydım, kolları tombul bir kadın dikiş dikiyor olsaydı orada, etraf biraz loş olsaydı ama elindekileri aydınlatan bir lamba da olsaydı başucunda. Kadının burnunun hemen ucunda yakın gözlükleri. Önümüzde türk kahvelerimiz olsaydı yeni bitirdiğimiz. Bu dükkan çarşının içinde olabilirdi pekala, çanta tamircilerinin bulunduğu sokakta sözgelimi. Ben öyle orada oturduğum yerden tombul kadını izliyor olsaydım, hani konuşmak zorunda olmadan. Sessizliğimizi bir müşterinin ayak sesleri bozuyor olsaydı, geleni gören tombul kadının tombul kolları hemen arkasındaki rafta bekleyen poşete uzanıyor olsaydı, gelen kişi ne için geldiğinin hemen şak diye anlaşılmasına sevinip&amp;nbsp;"borcum ne kadar?" diye sorsaydı, "borcum ne kadar?" sorusu&amp;nbsp;bende yine bir mutluluk hissi yaratsaydı, bu dükkanın olmazsa olmazı bir kedi olsaydı elbette, hani oranın demirbaşı olmuş bir kedi değil de, oraya bağımlı olmayan, canı o gün orada olmak isteyen bir kedi...&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoş olurdu be... &lt;br /&gt;Gün güzel bitmiş olurdu. &lt;br /&gt;Ne tanıdığım bir terzi ne de öyle bir dükkan var. Benim böyle sakin bir yer arayışımın içinde günlerimin çok hızlı akıyor olması var. Ev çok şenlikli. Yo yo hiç şikayetçi değilim. Kalabalık bir ailede yetişmiş her birey gibi kendime nefes alabileceğim alanlar ve zamanlar yaratabiliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam Oğuz " Tahminimden çok daha iyi kotarıyorsun bu süreci" dedi. Sürecin ilk evresi&amp;nbsp;bizimkilerin bizim eve yerleşme telaşı oldu, tek kişilik bir yatak vardı noname odada, o yatağı gönderdik, çift kişilik bir yatak geldi, bizim yatakodamızda bulunan ikinci bir dolabı onlara tahsis ettik, sırf kendilerini biraz daha evlerinde, biraz daha o eve ait hissetsinler diye. Odalarını çok sevdiler. Demek istediğim bizim evimizde onlara ait bir oda, herşeyden önce onlara manevi olarak çok çok iyi geldi. Sonraki süreç malum ameliyat süreci ve hastane koşturmacası ki atlattık bitti, dün akşam eve gittiğimde Koray bize geliyordu, apartman girişinde karşılaştık, ellerimde ağır market poşetleri. Hadi yardım et diyerek poşetleri tutuşturdum eline, yukarı çıktık, Zeynep salonda ev ödevini yapıyordu, yengem mutfakta masayı hazırlıyordu, annem babama çorbasını içiriyordu. Evde bir yaşam var besbelli. Bu işte, çok çok keyifli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babam çorbasını içtikten sonra gittim yanıma, o ara Oğuz&amp;nbsp;geldi. Hadi dedi babam, saçlarımı kesin benim. Oğuz için çok sık kullandığım tıraş makinesine 7 mm dişli takıp bir yandan ben bir yandan&amp;nbsp;Oğuz iki koldan babamı tıraş ettik,&amp;nbsp;bu duygu nasıl desem, çok çok&amp;nbsp;heyecan vericiydi. Babamın yüzünde çocukça bir ifade. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek sonrası kapı çaldı. Açtım baktım ki bizim süslü hani işyerinden arkadaşım, almış annesini, elinde bir tepsi zeytinli poğaça, nurten teyze pişirmiş, tadı şahane. Geçmiş olsuna&amp;nbsp;geldiler. Oturduk, sohbetler ettik, babam aldı radyosunu, yürütecini kullanarak seke seke odasına gitti, biz kadınlar salonda, oğuz mutfakta sigara içiyor, pirinç elbette burnunu yatakodasından çıkarmış neler oluyor diye bakıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes gittikten sonra annem doğal olarak çok yorgun attı kendini yatağa, biraz onun ayaklarına masaj, sonra odamıza gittik. Fringe izliyoruz şu aralar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bizim evin halleri böyle bugünlerde. Çok bildik,&amp;nbsp;çok tanıdık, yaşam kokulu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-233798347320743348?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/233798347320743348/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=233798347320743348&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/233798347320743348'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/233798347320743348'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/10/ev-hali.html' title='Ev Hali'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-7455780359321616650</id><published>2010-10-25T13:54:00.000+03:00</published><updated>2010-10-25T13:54:27.417+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pirinç'/><title type='text'>Tıslayan, zıplayan, biraz yabani ama biraz da sevimli</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TMVdFrWqjkI/AAAAAAAACbU/t7mr7lzzuxA/s1600/PA240039-.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" nx="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TMVdFrWqjkI/AAAAAAAACbU/t7mr7lzzuxA/s400/PA240039-.jpg" width="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Pirinç çok yabani bir kedi aslında. Yüzünü kolay kolay misafire göstermişliği yok. Misafir en az 15 gün kalacak ki, o da kendini hapsettiği yatak odasından çıkabilsin. İnan&amp;nbsp;abartmıyorum. Çocukları pek sevmez cümlesini kursam yanlış kurmuş olurum, "hiç sevmez" dersem bu daha doğru.&amp;nbsp;Bugüne kadar karşılaşıp tıslamadığı çocuk çıkmadı. Misafir demek, onun özel alanına müdahale etmiş bir yabancı demek. Derhal evden gitmesi gerek. İşte bu sorgusuz sualsiz eve gelen yabancının onu kolaylıkla sevmişliği de yok. Biraz biraz kedilerle yaşamış olan insanlar nasıl yaklaşılması gerektiğini bildikleri için, Pirinç onlara karşı biraz daha ılımlı. Janis ve Geveze, Pirinç'in ılımlı davrandıklarından misal. Janis onun oyun arkadaşı, şöyle&amp;nbsp;yatıp&amp;nbsp;kendini püfür püfür sevdirebileceği biri değil. Ne zaman&amp;nbsp;Janis'i görse zıp zıp. Bir de onunla halı kaydırmaca oynuyorlar en çok. Ben de ne zaman halı kaydırmaca oynasam aklıma Janis geliyor. Hep diyorum ya insanın zihni çok garip, çok katmanlı, hafıza bazen güzel bir yuva, bazen arkana bakmadan kaçılması gereken bir canavar. Her şey hafızanı nasıl kullandığına bağlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları neden anlattım bilmem. Dün sabah kahvaltıdan önce yukarıdaki fotoğrafı çektim, buraya fotoğrafı koyarken Pirinç'i karakteri ile&amp;nbsp;de anlatmak istedim demek. Bir de gözleri güzel, kesinlikle haklısın evet.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-7455780359321616650?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/7455780359321616650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=7455780359321616650&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7455780359321616650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7455780359321616650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/10/tslayan-zplayan-biraz-yabani-ama-biraz.html' title='Tıslayan, zıplayan, biraz yabani ama biraz da sevimli'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TMVdFrWqjkI/AAAAAAAACbU/t7mr7lzzuxA/s72-c/PA240039-.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-4764852343035410154</id><published>2010-10-23T19:59:00.001+03:00</published><updated>2010-10-23T20:39:59.896+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Cumartesi gecesi seçmecesi</title><content type='html'>Biraz önce eve girdim, sevgili Cenk'in sesini aylar var duymuyor hep erteliyordum, telefon rehberinde adını buldum, yeşile bastım. İyi oldu onunla konuşmak özlemişim. Eve geldiğimde evin halkından adı Pirinç olan karşıladı beni. Hoşbulduk, Oğuz bir cumartesi gecesini çalışarak geçiriyor, alarm vermek üzereyim. Bu hafta sanki onu hiç görmedim, ben dün akşam ders çalıştım, o yorgunluktan kanepede uyuyakaldı, doğru dürüst konuşamadık bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babama uğradım eve gelmeden önce, annemi şikayet ediyor, hiç ilgilenmiyormuş annem onunla. Babamla ilgilenmiyor olan annemse bugün babamın saçlarını yıkamış, tıraş sonrası yüz bakımını yapmış, her tarafını güzelce paklayıp kokularını sürmüş, keyifleri pek yerinde. Yarın hastaneden çıkıp eve dönüyorlar, mutluyuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah işyerine uğradım, sınava gireceğim okul şehrin merkezinde,&amp;nbsp;motoru almamayı seçtim, Davut&amp;nbsp;bıraktı okula beni, içeriye alınmayı beklerken farkettim ki A2 almaya gelen herkes gayet rahat motorla gelmiş sınava, ben bugün anladım ki yakalanırım korkusunu boşuboşuna taşıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınav güzel geçti geçmesine de, ilk 45 dakika soruları cevaplamayı bitirsen bile dışarı çıkamama hali çok&amp;nbsp;sıktı beni. Bu duyguyu unutmuşum. Dışarı çıkınca kendimi iyi hissettim. Aşağıdaki fotoğrafı da dışarı çıkınca çektim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TMMckcl7RbI/AAAAAAAACbQ/QoX4ownkDbM/s1600/PA230032.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" nx="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TMMckcl7RbI/AAAAAAAACbQ/QoX4ownkDbM/s320/PA230032.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Biraz önce güzel bir çay demledim. Canım hiç yemek yemek istemiyor, belki çayın yanında tuzlu kraker filan atıştırır geçerim. Pirinç hemen yanımda uyku modunda. Makinanın fanından çıkan sıcaklığa dayamış poposunu. Ha şimdi hıçkırık tuttu onu. Geçmez bir beş dakika. Geçen gün Geveze ile konuşuyoruz telefonda. Ona Edirnece öğretiyorum yeri geldikçe, farımak eylemini cümle içinde kullanarak anlattım, bu konuya neden geldim, hıçkırık burada pek kullanılmıyor, hıgıcık deniyor,&amp;nbsp;günün birinde biri&amp;nbsp;"ay bu hıgıcık da geçmedi" derse sana, bil ki o has Edirneli...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-4764852343035410154?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/4764852343035410154/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=4764852343035410154&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4764852343035410154'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4764852343035410154'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/10/biraz-once-eve-girdim-sevgili-cenkin.html' title='Cumartesi gecesi seçmecesi'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TMMckcl7RbI/AAAAAAAACbQ/QoX4ownkDbM/s72-c/PA230032.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-5106864185982633048</id><published>2010-10-20T22:50:00.000+03:00</published><updated>2010-10-20T22:50:34.692+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Süslü kadının bekleyişi huzursuzdan iyidir</title><content type='html'>Birazdan Oğuz mutfakta masayı hazırlamış ve hadi diyor olacak. O hadi diyene kadar vaktim var, bir çırpıda anlatayım. Ameliyat çok güzel geçti, babam yarı baygın odasına getirildi. Ne olduğunun pek farkında değildi. "biz ne bekliyoruz burada" diye sordu,&amp;nbsp;ameliyat olduğunun farkında değil tabi,&amp;nbsp;sonra&amp;nbsp;tansiyonunu ölçen hemşire için anneme dönüp "bu hemşire kalp mi çeviriyor " dedi. Annem hepsine gayet güzel cevaplar verdi, kömür var mı sorusuna bile. İkisi de antremanlı. Bu babamın saydık, altıncı ameliyatı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle günler, böyle anlar yaşamın çok içinde olan şeyler. Hani gerçek anlamda insani. Birini sevmek, birini çok sevmek yanında o kadar çok korkuyu da taşımayı getiriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babamla ilişkimiz ne zaman bu kadar güzel oldu hatırlamıyorum. Hep böyle şeker şerbet değildik de ne zaman bu kadar yakınlaştık, anımsayamıyorum bak. İletişimimizin göbeğinde birbirimize takılmak var.&amp;nbsp;Ne olursa olsun bir konu bulup atışabiliyoruz, ikimizde de o enerji var, bu iletişimin bir yanı ise anneme sataşmak ve onu dışlamak. Bugün bir ara " İyi ki sen benim babamsın, iyi ki başkası benim babam olmamış" dedim. Ama duygusallığa makyaj gerek. Anneme dönüp "Yapacak bir şey yok bu kadın da annem olmuş, bunu alın başka anne verin diyemem bu saatten sonra" dedim. Babam kah kah kah tabi. Böyle takılmalarıma çok alışıklar. Ameliyattan önce hastaneden biran önce çık da bana bu store perdelerden al dedim durdum. Bu yaşına geldin isteklerin hiç bitmiyor dedi durdu. Ama ameliyattan çıkıp odaya gelmesinin 5. dakikasında o kafa karışıklığında bana şimdi gidip perde alıcam dedi. Annemse nasıl&amp;nbsp;acaip bir görsen.&amp;nbsp;Bugün ben koridorlarda kah adımlarımı kah çizgilerimi sayarken ve kıvranırken annem ne yaptı? Banyoda saçlarını yıkadı, üzerini değiştirdi, rujunu da sürdü. Baban sevmez öyle bakımsız olmamı, gözü gönlü açılsın dedi.&amp;nbsp;Yahu adam ameliyatta, ne ruju, ne süsü. En iyisini o yapıyor elbet. Havası değişip kendini iyiye hazır ediyor. Zaten koridorları dört dönerken zaman bir türlü geçmek bilmiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuz çağırıyor, karnım gurulduyor, galiba artık bir şeyler yemeliyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-5106864185982633048?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/5106864185982633048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=5106864185982633048&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5106864185982633048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5106864185982633048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/10/suslu-kadnn-bekleyisi-huzursuzdan.html' title='Süslü kadının bekleyişi huzursuzdan iyidir'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3103295548105121895</id><published>2010-10-19T16:03:00.001+03:00</published><updated>2010-10-19T16:22:44.215+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>21. Kitap : Lawrence Block - Kutsal Bar Kapandığında</title><content type='html'>Dün akşam buraya uğradım. Amacım şu kitabı yazıp kaçıp gitmekti, sonra Berceste ve Ali Bey'den yorumlar vardı, onları yayınladım. Sonra yanıt da yazdım, baktım saat 20.20 olmuş, doktora gitmemiz gerekiyor, Babamın ameliyatını yapacak olan&amp;nbsp;doktor geçen hafta kardiyolojiye yönlendirmişti bizi.&amp;nbsp;Kendisi 6 yıl önce&amp;nbsp;bypass ameliyatı olmuştu da,&amp;nbsp;şu anki durum nedir&amp;nbsp;ve ameliyat edilebilir mi? işte bunun araştırmasını yaptılar, sonuç orta risk, yani ameliyat edilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap hakkında yazamadan evden çıktım, doktor ile görüşmemizi yaptık, sabah hastaneye yatış yapılacak. &lt;br /&gt;Ha ne diyordum, kitap. Akşam eve motorla gelemedim, nasıl yağmur nasıl yağmur anlatamam, motoru depoda bıraktım. Eve Yasemin bıraktı. Annemler bir haftadır bizimle kalıyor ya, evde harika yemekler var, Oğuz geç gelecek belli ki, aç değilim, hemen çalışma odasına&amp;nbsp;koştum, amacım&amp;nbsp;haftalardır elimde sürünen bu kitabı bitirmek. Bunu resmen&amp;nbsp;kendime iş edindim. Babam haberleri izliyor. Annem hastane valizini hazırlıyor. Kitap ha bitti ha bitecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar olurken gözüm kitaplarda. Ne okusam ne okusam. Endişeli Peri Dostoyevski okuyor, nasıl özeniyorum anlatamam. Ama yok, hem iyi bir çevirisini bulmam hem de şu ameliyat faslını atlatmam lazım. Ayrıca yeni bir kitap almak yerine elimdeki stokları eritmeyi diliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutsal Bar Kapandığında nasıldı peki? Eh. Demek Lawrence Block yaz günleri için idealmiş de, şimdi yeni bir alana geçmek lazım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ben en iyisi gidip ne okuyacağıma karar vereyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3103295548105121895?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3103295548105121895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3103295548105121895&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3103295548105121895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3103295548105121895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/10/21-kitap-lawrence-block-kutsal-bar.html' title='21. Kitap : Lawrence Block - Kutsal Bar Kapandığında'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-638242823154386964</id><published>2010-10-16T11:45:00.002+03:00</published><updated>2010-10-16T11:48:37.174+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Life's a journey not a destination*</title><content type='html'>Çok çok sevdiğim birini geceyarısı çok uzaklara uğurladım.&amp;nbsp;Güney yarımküreye indiğine dair haberi ise biraz önce aldım. Gidişine&amp;nbsp;ağladım, ama sevindim de, sonra biraz buruldum, çokça üzüldüm ve sonra yine ağladım. Dün akşam havalimanında uçağını beklerken&amp;nbsp;şunu söylüyordu, "Life's a journey not a destination".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'a adımımı atıp Kadıköy'de sinemaya ilk onunla gittim,&amp;nbsp;ilk içkilerimi onunla yuvarladım, eh biraz daha geriye gidiyorum, ilk&amp;nbsp;commodore 64 oyunumu onunla oynadım, daha epeyce sayabilirim de, saymayayım, üzülüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel tarihimde&amp;nbsp;bilincimin&amp;nbsp;uyanmaya&amp;nbsp;çalıştığı bir çok evrenin tanığı oldu bu adam. Ha uzakta olduğu için tüm bunlar değişmeyecek, sadece bir sonraki yüzyüze görüşmemiz için daha çok var. Belki de yıllar... Kimbilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden giderayak bir talepte bulunup, Nine müzikalini&amp;nbsp;izlememi&amp;nbsp;ve buraya yazmamı istedi. Yazacağım. Söz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-size: x-small;"&gt;&lt;em&gt;* &lt;strong&gt;Aerosmith'in bir parçası.&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-638242823154386964?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/638242823154386964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=638242823154386964&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/638242823154386964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/638242823154386964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/10/lifes-journey-not-destination.html' title='Life&apos;s a journey not a destination*'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-5739764037625915514</id><published>2010-10-13T16:18:00.001+03:00</published><updated>2010-10-13T21:02:56.540+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Gerçeklik, Güven ve Babişin ameliyatı üzerine sayıklamalar</title><content type='html'>Bir süredir fırsat buldukça&amp;nbsp;House izliyoruz, henüz 3. sezonu bile bitiremedik. Araya başka diziler girdi, elimizdeki bölümleri bitirip yenilerini alana dek Fringe&amp;nbsp;ile paralel evrenin varlığına inanır gibi olduk, sonra yine House'un gerçekliğine döndük diyeceğim ama bu dizide de ne hastalar ne de hastalıklar gerçeğe yakın. Bizi peşinden bu derece coşkulu sürükleyip götürenlerin çekici olmalarının altında gerçeklikten uzak olmaları yatıyor olabilir, dur şimdi bak burada iki konu var zihnimi yakalayan. Biri gerçeklikten yeterince usanmış haldeyken gerçek nedir sorusu, bir diğeri ise "altında bir şey arama" serüvenimiz. Sanki nasıl desem böyle olunca gerçek hep altlara itilmiş gibi duruyor, görünen değil de gösterilmeyen, olan değil de olmamış gibi davranılan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;House'un bölümlerini izlerken doktor hasta ilişkilerini sorgular buluyoruz ya bazen kendimizi. House'un umurunda olmadığını gözlemliyoruz elbet, hasta ona güvenmiş mi güvenmemiş mi, peh. Ama hasta tabi yusuf yusuf, güvenmek istiyor sonra vazgeçiyor, gitmek istiyor, testlere bir dur diyesi geliyor. House'un tuzu kuru. Hasta doktor ilişkisinde güven, dizilerde bile evet önemli. Babam altı aydır doktor doktor dolaşıp nihayet güvenebileceği bir doktor ile dün akşam karşılaştı. Tüm aile babamdan yana dertliyiz. Nasılsın demiyoruz da, bacağın nasıl diyoruz ya da bazen yüzüne bakarak anlıyoruz. Ağrı atakları gelip gitmişse babamın değme keyfine. İşte dün akşam görüştüğümüz doktor diğerlerinden farklı bir tanı koymadı aslında babama, yine konumuz femur başında nekrozumsu durum. İnsan yaşlandıkça hastalıkları da afilli ve karmaşık oluyor. Bizim babiş nihayet ameliyat konusunda birine güvendi. Önümüzdeki hafta çarşamba günü ameliyatını olacak. Rahatlayacağız. Güven önemli, en az gerçeklik kadar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-5739764037625915514?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/5739764037625915514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=5739764037625915514&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5739764037625915514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5739764037625915514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/10/gerceklik-guven-ve-babisin-ameliyat.html' title='Gerçeklik, Güven ve Babişin ameliyatı üzerine sayıklamalar'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-4607397112668064571</id><published>2010-10-12T14:43:00.000+03:00</published><updated>2010-10-12T14:43:36.492+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sidikli kontesim fotoğraf'/><title type='text'>Günün birinde deklanşöre basınca</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/5074483615/" title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr"&gt;&lt;img alt="" height="389" src="http://farm5.static.flickr.com/4001/5074483615_ae93d361b5_z.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-4607397112668064571?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/4607397112668064571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=4607397112668064571&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4607397112668064571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4607397112668064571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/10/gunun-birinde-deklansore-basnca.html' title='Günün birinde deklanşöre basınca'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm5.static.flickr.com/4001/5074483615_ae93d361b5_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-4421541570580481999</id><published>2010-10-08T12:40:00.012+03:00</published><updated>2010-10-08T12:52:18.579+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sam toft'/><title type='text'>Aşka Sam Toft Bakışı</title><content type='html'>Üzerime gelip yerleşen düzenleme sevdasını başımdan savmaya çalışırken elim bilgisayarımdaki klasörlere de bulaştı. Karşıma Sam Toft çıktı.&amp;nbsp;Bir sanatçının bir karakteri zaman döngüsünün içine çekip evirmesi, çevirmesi, karakterin yaşamaya devam etmesi&amp;nbsp;hoşuma gidiyor. Belki sırf bu yüzden buraya alıp duruyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıda gördüğüm şey aşkın yalın hali. Sakin, basit, her ne olursa olsun hep yanyana, omuzomuza, hep sıcacık, hep içiçe. &amp;nbsp;Kimi yağmurlu, kimi karlı, kimi rüzgarlı... Mustard ve sevgilisi için Doris, bizim için Pirinç, sevgili Heidi için Sıdıka&amp;nbsp;ile Sonya.. İşte&amp;nbsp;onlar aşkın yanıbaşında bizim biricik izleyicilerimiz... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7f9O68hDI/AAAAAAAACak/WRR6YQgqxpw/s1600/TOFT+69.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7f9O68hDI/AAAAAAAACak/WRR6YQgqxpw/s400/TOFT+69.jpg" width="280" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gCkRcZKI/AAAAAAAACao/LN9r1pZQ6WE/s1600/TOFT+80.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gCkRcZKI/AAAAAAAACao/LN9r1pZQ6WE/s400/TOFT+80.jpg" width="286" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gDF55LNI/AAAAAAAACas/QIwu5-U21N0/s1600/TOFT+74.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gDF55LNI/AAAAAAAACas/QIwu5-U21N0/s320/TOFT+74.jpg" width="237" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gDxIU5WI/AAAAAAAACaw/NhSkZNz4AX0/s1600/TOFT+75.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gDxIU5WI/AAAAAAAACaw/NhSkZNz4AX0/s400/TOFT+75.jpg" width="283" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gEToHFtI/AAAAAAAACa0/hSPKnfiRP1k/s1600/TOFT+76.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gEToHFtI/AAAAAAAACa0/hSPKnfiRP1k/s320/TOFT+76.jpg" width="234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gE0TQ6KI/AAAAAAAACa4/27fwLuX3SyY/s1600/TOFT+77.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="258" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gE0TQ6KI/AAAAAAAACa4/27fwLuX3SyY/s320/TOFT+77.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gFBbwKPI/AAAAAAAACa8/VpTM5xY-SBo/s1600/TOFT+78.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gFBbwKPI/AAAAAAAACa8/VpTM5xY-SBo/s400/TOFT+78.jpg" width="315" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gKThU4mI/AAAAAAAACbA/16ntgNKeMEY/s1600/TOFT+45.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gKThU4mI/AAAAAAAACbA/16ntgNKeMEY/s320/TOFT+45.jpg" width="248" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gK1QsKSI/AAAAAAAACbE/2rnavtuwWjg/s1600/TOFT+26.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ex="true" height="640" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7gK1QsKSI/AAAAAAAACbE/2rnavtuwWjg/s640/TOFT+26.jpg" width="452" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-4421541570580481999?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/4421541570580481999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=4421541570580481999&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4421541570580481999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/4421541570580481999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/10/aska-sam-toft-baks.html' title='Aşka Sam Toft Bakışı'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TK7f9O68hDI/AAAAAAAACak/WRR6YQgqxpw/s72-c/TOFT+69.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-8624936011369737721</id><published>2010-10-05T21:30:00.001+03:00</published><updated>2010-10-05T21:57:13.253+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Karenin güzelliği</title><content type='html'>Kimi sabah keşke daha erken uyansaydım da kahvaltı hazırlasaydım diyorum, bunu dedikten sonra cümlem şu şekilde devam ediyor. Yarın sabah erken uyanacağım. Uyanamıyorum tabi. Yine evden kahvaltısız çıkıyoruz.&amp;nbsp;Oysa ıskalamadığım tek öğün o. İş yerinde yapılan kahvaltı çok yavan. Çok özelliksiz. Şöyle peynirin üzerine kıpkırmızı bir vişne topunu oturtamadıktan, reçelin yavaş yavaş akışını gözleyemedikten sonra, hıh...&amp;nbsp;Kimi akşamlar kahvaltıya özlemi gidermek için kahvaltı sofraları hazır ediyoruz. Pazar sabahkilerden çok daha iştahlı geçiyor üstelik.&amp;nbsp;Geçtiğimiz pazar&amp;nbsp;Oğuz ile birlikte kahvaltı edemedik. Gelen telefonla evden çıkıp işi ile ilgilenmek zorunda kaldı. Apar topar çıktığı için ayaküstü bir bardak çay içebildi.&amp;nbsp;Tam kapıdan çıkmak üzereydi,&amp;nbsp;bir dilim ekmeği zorla eline tutuşturdum. İtiraz edemedi peynirli dilime. Tek başına yapılan kahvaltının da tadı yok. Hiç istekli değilim. Zorlayarak özensiz yaptım pazar kahvaltımı. Sonra da düşündüm, tek başına olanlar, yemeklerini tek başına yemek zorunda olanlar çok&amp;nbsp;zayıf olmalı. İştah sanki ancak en az iki kişi olunca gelirmiş gibi. Sonra sonra idrak ettim, iştahımı kesen alışkanlıkların değişmesi, her şeyin&amp;nbsp;olmasını istediğin gibi gerçekleşmemesi.&amp;nbsp;Kimi insanlar evliliğin dezavantajı olarak alışkanlığı sıralıyor ilk başta. Oysa belki en başlıca avantajı bu, en azından benim için. Ve elbette entelektüel yalnızlıklar var. Korkak savaşçılar. Yok yok o konuya girmeyeceğim. Konuyu kare tosta getirmeye çalışıyorum aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Panik atak bizim evimizi ilk ziyaret ettiğinde kalbim 147 atıyordu. Oğuz ekranda 147&amp;nbsp;sayısının ona göre uzun süre değişmediğini söyler. Ben titriyordum ve elbette ekranı göremiyordum. İlk atağı ve ondan sonraki birkaç tanesini savuşturduktan sonra yemek yiyemez oldum. Çünkü yediklerimin tıpkı bir pelikan gibi çenemin altında biriktiği düşüncesini savunuyordum. İlk bir ay böyle atlatıldıktan ve türlü testler yapılıp&amp;nbsp;sorunun paniksel bir durum&amp;nbsp;olduğu anlaşıldıktan sonra verilen ilaçlar sayesinde sadece uyumaya başladım. Ve tek besin kaynağı o günlerde kare tost oldu benim için. Şimdi detaya girip can sıkmaya hiç niyetim yok, geldi geçti gitti ve o günlerden bize kare tost kalıverdi.&amp;nbsp;Oğuz misal azıcık iştahsız olduğumu, yemeklerden uzaklaştığımı sezinlese baş kurtarıcı olarak kare tosta sığınıveriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam üzeri annemle konuşuyoruz telefonda. "Patatesli bir şeyler yapıyorum, Oğuz sever, gel al istersen" diyor. Bugünki havanın kasvetinden bana taşan karamsarlıkla yok dedim. Oğuz belki bir patatese bir de kare tosta hayır demez, patatesi çok sevdiği, tostu en zor günlerimizin baş kurtarıcısı olarak gördüğü için. Bu akşamın yemeğini biz böyle atlattık. Daha sonra farkettim de yemek konusunda kimi zaman gereğinden fazla bencilim ve bu bencillik itiraf edilince de hafiflemiyor üstelik...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-8624936011369737721?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/8624936011369737721/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=8624936011369737721&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8624936011369737721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8624936011369737721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/10/karenin-guzelligi.html' title='Karenin güzelliği'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-2800463777763966952</id><published>2010-10-03T13:20:00.003+03:00</published><updated>2010-10-03T13:29:32.770+03:00</updated><title type='text'>Soru ve Cevap Ritüelleri</title><content type='html'>&lt;div&gt;Ve en son olarak da sordu ressama. Resim hangisidir size göre, tuvale akseden rüya mı, kuralları her an değişen, fakat dönüşsüz, dürüst ve ciddi bir oyun mu?&lt;br /&gt;Ve ressam cevap verdi. “evet, dürüst ve ciddi bir oyun.”&lt;br /&gt;Bu kısacık yanıtla sonlandı konuşma. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Röportajın bu kısmı biraz daha fazla şansa ihtiyaç duyuyor. Okunmak, yeniden yapılanmak ve anlaşılmak adına. Bu süreç yaşanmalı. Bir şekilde... Ama bir susmak istiyorum, bir konuşmak. Uzun uzun susmak. Hayır, uzun uzun konuşmak. İkisinde de başarısızım. Üçüncü tekil kişiyim. Üçüncü tekil kişiliğimle bir de utanmadan sahneye çıkmış oynuyorum. Ee öyleyse ciddiyim... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neydi en son sorulan ressama? Resim hangisidir size göre? Hangi! Evet evet. Bizim o bildiğimiz hangi. Hani büyük bir aşkla bağlı olduğumuz soru imi. Kopar koparabilirsen. Bazen sırf onun yüzünden sorular başka türlüsüne kısır ve kapalı. Elimizden gelmediğinden değil. Seçmeyi, seçilmeyi, seçtirmeyi sevişimiz de var bir türlü vazgeçemediğimiz. Özellikle sorarken, cevaplayanı iki, bilemedin üç uç arasına sıkıştıran soruları sorarken, ya sormazdan gelmek yani hiç sormamayı seçmek ya da üzerinde çok düşünmek gerek. Düşünürken kişiye yaklaşmak, çok yaklaşmak, belki de içine girebilecek kadar ona yakın düşmek ve düşülen yeri betimlemek gerek. Cesaret işi. Yürekli olmak gerek. Verilecek, vermek istenebilecek cevapla hiç ilgisi olmayan iki, bilemedin üç ucu sunma ihtimalinin soran kişi tarafından göze alınması gerek. Risk almaya değmiş ki, soru işareti. Hangisidir size göre resim? Tuvale akseden rüya mı? Kuralları her an değişen, fakat dönüşsüz, dürüst ve ciddi bir oyun mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ucu bucağı olmayan yanıtlar alınabilir bir konu; Resim! Ama yine de özgürlüğü olmayan sorular eşliğinde sormak, yanıt beklemek ve öğrenmek hevesi içindeyiz ki sorma gitsin. Ben kim miyim? Biraz önce dedim ya, üçüncü tekil kişiyim. Yani elçiyim. Yabancı topraklar üzerine izinsiz ayak basmanın denemesindeyim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve yanıtladı ressam.“Evet, dürüst ve ciddi bir oyun.” Bir çırpıda yaptı seçimini. Yanıt, böylesi çok seçmeli soruların tuzaklarıyla yıkandı bir güzel. Çoğu zaman tıkır tıkır işleyen bu sistem, bu nedenle rahat ve güvenilir. Hem ne de olsa söz konusu olan resim, cevabı verenin. Ve elbette tuvalinde raksedenlerin düş aksı olup olmadığını en çok kim bilebilir? O. Duymadığımız diğer tüm yanıtlar sanatçının yapıtlarında. Onları da kalkıp, gidip, görmek gerek. Yakından. Açıları değiştirip değiştirip görmek gerek. Yollara düşmek, çeşitli araçlarla haşır ve neşir olmak gerek. Kısacası çaba sarfetmek gerek. Eğer galerinin girişinde güvenlik görevlileri varsa çantaların bir bir açılıp sergilenmesi gerek, her şeyi göstermek, göstermek, göstermek gerek. İşte bu yüzden, ressamın cevabında neden yeni bir şıkkın doğumuna izin vermediğini sorgulamak, onun kendi kurduğu tanımlarda soluklanmayı dilemek faydasız. Kaldı ki yeni bir şıkkın doğurtulmaması da bir bakıma soran kişilerce susmanın billinmesi işi. Cesaret işi. Gizlenilmeyi isteme işi. Anlatmayı-anlatmamayı, anlatırken anlaşılmamayı da göze alma ya da nasıl demeli göz boyama işi. Üstelik şirret bir röportörün eline düşen ressam çıldırabilir. Yapıtların nüvesine yerleşen rüyalar hiç mi olmaz? Ya da oyunlarınız ciddi midir hep? Peki ya dişlerinizi fırçalarken ayna karşısındaki halinizi ne kadar ciddi bulursunuz? Ya da gömleğinizi ütülerken? Ya da tüm bunları en son ne zaman bir oyuna dönüştürmeyi başarabildiniz? Oyuna dönüştürdükçe mi iş ciddiye bindi? Rüyalar hiç mi ciddi olmaz? Rüyalarımız hayatımızın başlıca oyun alanları değil midir? Ama samimi olarak oynadığınız oyunlarda samimi olarak ne kadar kendi dilinize kendinizi getirebildiniz? Eee... Hangisi... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-2800463777763966952?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/2800463777763966952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=2800463777763966952&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2800463777763966952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2800463777763966952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/10/soru-ve-cevap-rituelleri.html' title='Soru ve Cevap Ritüelleri'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3304743104262927077</id><published>2010-09-28T17:55:00.001+03:00</published><updated>2010-09-28T18:00:20.843+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Yaşıyor muyum?</title><content type='html'>Bir adam tanırdım bir zamanlar, yazı dili öyle keskin, öyle sivri&amp;nbsp;ve öylesi incitmeye&amp;nbsp;yönelikti ki neye uğradığını anlayamaz şaşar kalırdı insan. Söylemek istediği şey özellikle yazı dilinde olunca daha ağır bir etki yaratırdı. Sanki işin içine ses girse o kadar yaralayıcı olmayacak söyledikleri. Yazarken insan&amp;nbsp;yazdıklarına&amp;nbsp;ton veremiyor. O adam,&amp;nbsp;belki biraz olsun bu etkiyi hafifletme isteği ile yazdığı o hınç dolu cümlelerin sonuna gülücük konduruverirdi. Ben işte en çok o sona konan gülücüklere sinir olurdum, sonra sonra okuma edimlerimde merhamet emaresi olarak konulduğunu hissettiğim gönül almaya yarayan gülücüklere hiç tav olmadım. Hani karşımdaki kişi bıçağı kınından çıkardıysa şayet, hani göze alabilmişse bunu ve üstelik tenime değdirmişse ucunu bıçağın, başladığı işi yarım bırakmasın isterim, bütün öfke saçılsın ortalığa, o bıçak şöyle bir varlığını hissettirsin üzerimde, hissettirsin ki üzerinde tarafsızca düşünebileyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ki eleştirinin can yakmayanlarına da rastlıyorum, kestirip atılmadan gerçekleşenlerine de.. Baştan savmadan, üstün körü olmaksızın, üzerinde düşünerek, tartarak, kimi zaman kendine, kimi zaman&amp;nbsp;karşındakine hak vererek.&amp;nbsp;Tüm bunlar çok hassas konular. Derinlik isteyen yolculuklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde Janis'in&amp;nbsp;msn iletisi ilişti gözüme, "Eğer son birkaç yılda önemli bir fikrinizi değiştirip yenisini edinemediyseniz hemen nabzınızı kontrol edin. Ölmüş olabilirsiniz."&lt;br /&gt;Durdum düşündüm yaşadığıma karar verdim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3304743104262927077?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3304743104262927077/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3304743104262927077&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3304743104262927077'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3304743104262927077'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/09/yasyor-muyum.html' title='Yaşıyor muyum?'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-1493931611758972756</id><published>2010-09-24T18:03:00.000+03:00</published><updated>2010-09-24T18:03:25.568+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Neler Oluyor</title><content type='html'>Aslına bakalım. Sanki düşüncelerimi askıya aldım. Havalar da serinledi ya, üzerimde bir uyku hali. Derinleştiğim bir konu da yok bak, Pazar gününden bu yana eve gelip yemek yedikten sonra Roma'nın karşısına geçiyor, Sezar ile yatıp Pompey Magnus ile kalkıyoruz ve&amp;nbsp;fettan Atia ile çileden çıkıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TJy9nSax4VI/AAAAAAAACaM/ROnhT03AY2Q/s1600/rome-hbo-series.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="207" px="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TJy9nSax4VI/AAAAAAAACaM/ROnhT03AY2Q/s320/rome-hbo-series.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bu durum kitap okumalarımı etkiledi elbet, tek yaprak çevirmiyorum, geçer diye düşünerek şimdilik can sıkıntısı da taşımıyorum. İnsan istediği şeyi istediği zaman yapamadıktan sonra... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezen&amp;nbsp;"bir şeye bulaştınız mı bokunu çıkarıyorsunuz" diye söylenirdi. Bir dönem sadece puzzle, başka bir dönem sadece kitap, bir dönem sadece film, şimdi diziler. Elimizde House'un&amp;nbsp;bölümleri kalmadığı için Roma'ya başlamış bulunduk. Diyorum ya dur bakalım. Bu da nasılsa geçer. Tüm bunlar dışında hayat akıp geçerken çok önemli bişey yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır üşendiğim için yapmadığım bir eylemi geçen cumartesi gerçekleştirdim. Duvar projem için fotoğraflarımı bastırdım ve çerçeveciye götürdüm. Geveze sanırım en çok sen sevinirsin bu işe. Bir dönem noldu senin duvar projesi deyip duruyordun. Demek o kadar da atalet çökmemiş üzerime. Geriye çerçeveciden fotoğraflarımı almak ve duvara asmak kalıyor. Ama bu diğerinin yanında gerçekten çok çok basit bir eylem, ben duvar projesini bitmiş sayıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada dün akşam izlediğimiz bölümde Pompey Magnus talihsiz şekilde deniz kıyısında yaşama veda etti, sabah bunu düşünerek girdim işyerine, yüzüm asık, noldu diye sorulsa o an, şak diye pompey öldü daha ne olsun diyeceğim. Bihter öldükten sonra&amp;nbsp;52 sinde yasin okuyanları yine tam olarak anlamasam da anlamaya yakın bir yerlerde olduğumu sezinliyorum.&amp;nbsp;Evet galiba deliriyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-1493931611758972756?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/1493931611758972756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=1493931611758972756&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1493931611758972756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1493931611758972756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/09/neler-oluyor.html' title='Neler Oluyor'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TJy9nSax4VI/AAAAAAAACaM/ROnhT03AY2Q/s72-c/rome-hbo-series.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-2052116686031267406</id><published>2010-09-21T15:45:00.000+03:00</published><updated>2010-09-21T15:45:30.457+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sidikli kontesim fotoğraf'/><title type='text'>Yollarda</title><content type='html'>&lt;a title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/5010649429/"&gt;&lt;img alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4109/5010649429_c3a314166c_z.jpg" width="640" height="480" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar sabahı depomuzu doldurduk sonra kuzeni ziyarete gittik. Bu bizim ilk uzun yolumuz oldu. Açık havada kahvaltımızı yaptık, bol oksijen kaynaklı uyku halini yaşadık, sonra yine kurtlar gibi acıktık, yeşil domates yemeği yedik. Neşeliydik, keyifliydik, özgür gibiydik. Fotoğrafları ben çekmedim, motoru kullanıyorum ya, Kelkedi aldı o görevi. Bence çok da iyi iş çıkardı. Aferin ona.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/5011084133/"&gt;&lt;img alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4150/5011084133_970a40c20d_z.jpg" width="640" height="480" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-2052116686031267406?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/2052116686031267406/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=2052116686031267406&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2052116686031267406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/2052116686031267406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/09/yollarda.html' title='Yollarda'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm5.static.flickr.com/4109/5010649429_c3a314166c_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-7058068946062846090</id><published>2010-09-13T12:21:00.004+03:00</published><updated>2010-09-13T12:59:42.535+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Hormonlar geldi hoş geldi</title><content type='html'>Kadın olmak zor diyeceğim ama çok klişe duracak bu giriş. Zavallı beynimin içindekileri derleyip toplamaya çalışırsam başarısız olurum korkusu var, nasıl bir cümle ile devam edebilirim bu yazıya, hormonlar desem. Evet bokumuza bile karışan hormonlar. Ne yapsak arkasında onlar var. Düşün bak, mesela geçenlerde markette kasiyer kıza çok yavaş davrandığı için attığın o feci bakışın arkasında hormonlarından başka ne var sanıyorsun ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hormon düşmanı, benim çeneme vuruyor en çok. Normal zamanda susup geçebileceğim şeylere karşı elbette susmuyorum, hormon dilimi bıçak gibi biliyor -elbette pms döneminde-, sonra bir bakmışım pabuç benzetmesi gelip dilime yapışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramlarla aram hiç hoş değil benim. Sosyalliğe yakın olan karakterim bayram günlerinde birdenbire asosyal oluveriyor, üstüne bir de pms eklenince çifte kavrulmuş pabuç dilli asosyal çello karşınızda gururla sunar oluveriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durduk yerde laf sokmaya çalışan insanlardan hiç hoşlanmıyorum. "Elimi öpmeye hiç gelmiyorsunuz" diye serzeniş içerikli mızırdanmalardan kaçabildiğim kadar kaçıyorum ama bir yere kadar, sonra o yırtık çello çıkıp "evde duruyor musunuz ki gelip elinizi öpelim" deyiveriyor ve sonra konu münakaşaya dönüyor, bir sonraki saldırı "E sen kandillerde de aramıyorsun hiç bizi". Şimdi bu cümle ile beynimde şimşek çakıyor, yahu ben senin inandığın dine dahil değilim anla işte bunu, bırak beni bu halimle, kendi inançsızlığımla boğulayım demek istiyorum, aslında mesele inanmamam da değil, ben senle kandillerde samimiyetsiz konuşmalar yapmak zorunda mıyım? demek istiyorum, Hayır değilim. Susuyorum susuyorum susuyorum sonra işte bir yerde patlıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimden geldiğince Şeker Bayramı dedim. Ramazan Bayramı diyenleri de kibar şekilde "Şeker Bayramı" olarak düzelttim. Bu konuda uslu durdum, kimseyi kırmadım. Neyse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben aslında güzel bir tatil geçirdim, son günü saymazsam. Akşam işyerinden bir arkadaşımın düğünü vardı, yüzüm elbette asık. Düğünlerden de hoşlanmıyorum bak. Zorunluluklar gerçekten çok sıkıcı. Düğündeyken TV karşısında olanlara telefonla bağlanıyoruz, referandum sonuçları geliyor yavaş yavaş, yüzler yine asık. Sonra aklımız basketbol maçında, Oğuz Janis'i arıyor, maç skorunu öğrenmek için. Ara ara haberler geliyor, Hido kavga etmiş, oyundan çıkarılmış, yok yok yeniden alınmış... Böyle geçiyor ilk yarı, sonra düğünden sıvışıp kendimizi gördüğümüz ilk bara atıyoruz, televizyonun sesi sonuna kadar açık, maçı izliyoruz. Yok yok canımızı sıkacak çok şey var, basketbol maçının yenilgisine üzülmüyoruz, ne de olsa dün çok daha büyük yenilgiler aldık. Geçmişler olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-7058068946062846090?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/7058068946062846090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=7058068946062846090&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7058068946062846090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/7058068946062846090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/09/hormonlar-geldi-hos-geldi.html' title='Hormonlar geldi hoş geldi'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-1811891307863603057</id><published>2010-09-01T21:13:00.008+03:00</published><updated>2010-09-01T21:30:34.847+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>17 - 20. Kitaplar</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TH6Z6G9RIHI/AAAAAAAACY4/l_KrhBjx5ds/s1600/alpercaniguztatliruyala.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512012217527115890" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 134px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TH6Z6G9RIHI/AAAAAAAACY4/l_KrhBjx5ds/s200/alpercaniguztatliruyala.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;17. Kitap&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TH6ZlCf1DtI/AAAAAAAACYw/e15s9Dm0u7E/s1600/alpercaniguztatliruyala.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Alper Canıgüz / Tatlı Rüyalar&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Bu kitapla nasıl tanıştım?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;2000 yılının yaz mevsimi. Çok sıcak bir yaz olduğunu anımsıyorum, o günlerde oramdan buramdan terler akarak atmosferi hiç de fena olmayan o cafede çalışırken ve 2. katta merdivenleri çıkınca hemen sağdaki ilk masaya servis yaparken masanın üzerinde duran 3-4 kitap arasından ilgimi çekiverdi. Psiko-absürd romantik komedi. Ama kapağındaki çizgilere daha bir bayıldım. Masada oturan beyefendi ile de gelip gittikçe minik minik söyleşiyoruz, kitaplar, fotoğraf gibi konular üzerine dönüp duruyor sohbet, ben yakın bir zamanda o cafede çalışmayı bırakıp bir fotoğrafçının asistanı olarak işe başlayacağımı söylüyorum, çok heyecanlıyım, çok sevinçliyim, havalara uçuyorum, bir sünger gibi her şeyi içime çekiyorum, çok umutluyum, yaşam beni bekliyor tadındayım, henüz bazı heveslerim örselenmemiş, bembeyaz, pırıl pırıl ya da rengarenk…&lt;br /&gt;Gecenin sonunda merdivenlerden çıkınca sağdaki masaya hesabı götürüyorum ve kasaya dönerken elimde bu kitap var, imzalanmış, tarih 24 ağustos 2000. O günden aklımda Alper Canıgüz’e ait kalan fotoğrafın içinde ince düşünceli, sakin duruşlu, güleç yüzlü bir adam var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hayattan geri ne kalır, niye kalır kim bilir? Belki de böyle olmasa ne bu kitap ne de hayat bu kadar tatlı bir rüya olurdu…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmzanın bir kısmında bu cümle yeralıyor. Ha diyeceksin ki sen o ince düşünceli bulduğun adamın imzaladığı kitabı bugüne kadar yoksa okumadın mı? Evet. Okumadım. Olmadı işte, sıra mı gelmedi, ruh halim mi elvermedi, yok yok başlamış ama araya ne girdiyse bırakmıştım, elime aldığım, beğendiğim ama elimde olmayan sebeplerle yarım bıraktığım kitaplar da biraz küsüyor sanki bana, elime koşa koşa gelmiyorlar. Neyse yine bir Ağustos ayında ve en az 2000 yılınınki kadar sıcak günlerde elime aldım ve bir çırpıda yutuverdim. Hem kendime çok kızdım neden bu kadar erteledim diye, hem harika iş çıkarmış dedim, hem kitabın benle barışmasına çok sevindim.. hem ilk fırsatta yeni bir Alper Canıgüz kitabı edinelim dedim hem… hem… &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TH6Y4tRWk7I/AAAAAAAACYg/hELD4kJcxVk/s1600/59368_1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512011093940540338" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 88px; CURSOR: hand; HEIGHT: 148px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TH6Y4tRWk7I/AAAAAAAACYg/hELD4kJcxVk/s400/59368_1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TH6Y5BF95sI/AAAAAAAACYo/jff2jbGXe7Y/s1600/207543_k_3946.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512011099261494978" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 88px; CURSOR: hand; HEIGHT: 149px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TH6Y5BF95sI/AAAAAAAACYo/jff2jbGXe7Y/s400/207543_k_3946.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;18 ve 19. kitaplar &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Bir Matthew Scudder Polisiyesi / Lawrence Block&lt;br /&gt;Ölümün Ortasında ve Buz kıracağı Cinayetleri &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bay Scudder öyle çok ilginç bir kişilik değil ama harika bir burnu var, çok iyi koku alıyor ve cinayetleri biraz uğraşsa da şıp diye çözüveriyor, alkolik olduğunu kabul etmeyen alkoliklerden(Oğuz bu fikrimin daha sonra değişeceğini söylüyor), görevinden istifa etmiş eski bir polis memuru, eşinden boşanmış, iki oğlu var, böyle dışarıdan bakınca kaybetmiş gibi, ah bir de polisiyelerin sanırım olmazsa olmazı burbon seviyor. Neyse ana karakterimiz bu şekilde. Şimdilik iki kitabını bitirdim. Üçüncüsü elimde, ne yalan söyleyeyim ki çok heyecanlı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TH6YdubDXFI/AAAAAAAACYY/7kw6Up2f_NQ/s1600/328583_2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512010630393191506" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 138px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TH6YdubDXFI/AAAAAAAACYY/7kw6Up2f_NQ/s200/328583_2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;20. Kitap&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Selim İleri / Oburcuk Mutfakta&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ah nasıl anlatmalı ki bu kitabı, zor ve kesinlikle başarabileceğim bir şey değil, teknik konulardan başlamayı deniyorum. Kitap üç farklı kitabın bir araya toplanmış hali. Neymiş bunlar? Evimizin Tek Istakozu, Oburcuğun Edebiyat Kitabı ve Rüyamdaki Sofralar. Ortak özellikleri yemek ve yemek kültürü. Yemek ile ilintili akla gelebilecek bir çok şeyin Selim İleri’nin anılarında nerede ve nasıl durduğunu okuyoruz bu kitapta, misal akide şekeri, misal maydanoz, erişte, salep, karabiber, enginar, mazide kalmış ev yapımı şuruplar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okudukça Selim İleri’nin anılarına, anılarındaki en ufak kırıntılara nasıl da özenle sahip çıktığına tanık oldum, kendisine bir kez daha hayran kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfakla, yemekle ilgisi olmayanlar, seçimini özensiz hazırlanan yemeklerden yana kullananlar, ayaküstü karnını doyurup ruhunu aç bırakanlar için değil bu kitap. O yüzden bir yemek daveti vermeden günler önce başlayan koşturmalar, bir türlü ne pişirileceğine karar verilemeyen ziyafetler ve öncesinde yaşanan telaşlar ve kitaba taşan anılar bir yerde kendilerine anlamsız gelebilir. Diyeceksin ki sen çok mu farklısın? Evet değilim ama o sofraların zarafetine de özenmiyor değilim. Neticede çok keyifle okudum, ölçekler içermeyen yemek tariflerinde hiç sıkılmadım, bir çok anıyı yanımda taşıdım, şurup kokularına bulandım, reçellerle savruldum, Hindistan cevizi ile kahkahalara boğuldum, Müzeyyen Senar’ lı yemek ile hüzünlendim, kitaptan çok ama çok etkilendim. Anılar böylesi güzel taşınınca, insanın haliyle alıp baş tacı yapası geliyor… &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-1811891307863603057?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/1811891307863603057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=1811891307863603057&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1811891307863603057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/1811891307863603057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/09/17-20-kitaplar.html' title='17 - 20. Kitaplar'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TH6Z6G9RIHI/AAAAAAAACY4/l_KrhBjx5ds/s72-c/alpercaniguztatliruyala.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-9116359529636904300</id><published>2010-08-31T09:25:00.001+03:00</published><updated>2010-08-31T12:32:40.092+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sidikli kontesim fotoğraf'/><title type='text'>Bir yaz tatili gelip geçer Çello'nun başından</title><content type='html'>Gidiyorum bile diyemedim buradan, yok yok apar topar çıkılan bir tatil değildi aslında. Bu yaz Oğuz ile ayrı ayrı noktalarda geçirmek zorunda kaldık tatil günlerimizi, O Güzelçamlı'ya (Kuşadası) ailesini görmeye gitti, ben yeğenler ve kuzenlerle Güzelyalı'ya (Çanakkale). Benim için Oğuz'un yokluğu dışında her şey tastamamdı, dinlendim, yüzdüm, okudum, bazen kılımı bile kıpırdatmadım, tüm kaslarımın gevşediğini hissettim, tatil zaten biraz da böyle bir şey değil mi? Gelince iki gün süren depresyonumu da yaşayarak tatil sürecimi tamamladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yere giderken ille de birşeyler unutulur ya, fotoğraf makinemin şarj cihazını unuttarak ritüeli tamamladım. Yanımda getirdiğim pil neredeyse minimumda çıktı. İşte bu şartlarda aşağıdaki fotoğrafları çekebildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THwBS_nHDuI/AAAAAAAACX4/dfHmEPsrveI/s1600/P8150002-11.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511281469819391714" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THwBS_nHDuI/AAAAAAAACX4/dfHmEPsrveI/s400/P8150002-11.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;em&gt;Çanakkale'ye geçmek için feribot bekliyoruz.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THwBJq0e3iI/AAAAAAAACXw/IxZ2465ceQE/s1600/P8150004-11.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511281309619510818" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THwBJq0e3iI/AAAAAAAACXw/IxZ2465ceQE/s400/P8150004-11.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt; Bir yaz günü çocukların birbirlerini denize atma yarışına gülümsüyorum.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/4942762794/"&gt;&lt;img alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4143/4942762794_ddbc2e2486_z.jpg" width="640" height="480" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Kitap okumak için ne şahane bir yer seçimi. Ne zaman okuyan birini görsem içimi tarifsiz bir duygu kaplıyor, hele de bu bir çocuksa...&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/4942732512/"&gt;&lt;img alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4093/4942732512_08f23f91be_z.jpg" width="640" height="480" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Karşıda tontiş kolları olan kişi annem, her sabah uzun süren kahvaltıların ardından uzun süren kahve sohbetleri yaptık birlikte.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THv9tOCTz2I/AAAAAAAACXo/laj8-fUgAHs/s1600/P8180041-11.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511277522321657698" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THv9tOCTz2I/AAAAAAAACXo/laj8-fUgAHs/s400/P8180041-11.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;Bu motorun yanından her gün geçtim, motor 50 cc lik Honda ama üzerindeki yazıya her defasında çok güldüm, neden böyle yazıldığını da kimseye soramadım.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/4942703230/"&gt;&lt;img alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4117/4942703230_62222a561b_z.jpg" width="640" height="480" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Yanımda okumak için Selim İleri'nin Oburcuk Mutfakta kitabını aldım, nefisti... Kızılcık şerbetlerinden, menekşe şuruplarına, sahlep gecelerinden sofra sohbetlerine leziz bir anı kitabı okudum...&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/4942703212/"&gt;&lt;img alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4134/4942703212_2d11342093_z.jpg" width="640" height="480" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THv6ZqfwrUI/AAAAAAAACXg/YSt5Br_0oM4/s1600/P8190055-11.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511273887829110082" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THv6ZqfwrUI/AAAAAAAACXg/YSt5Br_0oM4/s400/P8190055-11.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THv6HiiZnXI/AAAAAAAACXY/5PaNw0GIZEg/s1600/P8200057-11.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511273576455052658" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THv6HiiZnXI/AAAAAAAACXY/5PaNw0GIZEg/s400/P8200057-11.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;Burası Vahit'in Yeri, Ayazma Plajı, Bozcaada. &lt;br /&gt;Bir sabah atladık arabalara, Güzelyalı'dan yola çıktık. Sırasıyla Yenimahalle, Taştepe, Pınarbaşı, Mahmudiye, Üvecik, Kumburun, Çamoba köylerinden geçip Geyikli'ye vardık ve feribota atladık. Sanıyorum 25 dakikalık bir yolculuk sonrası Bozcaada'daydık. &lt;/em&gt;    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/4942669748/"&gt;&lt;img alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4076/4942669748_a9452788ea_z.jpg" width="640" height="480" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Vahit'in Yeri'nde yedik içtik, plaja inip denize girdik. Denizde balıklarla birlikte yüzdük, hiç ama hiç denizaltındaki canlılarla bu derece yakın yüzmemiştim, şnorkel kullandım, dakikalarca balıkları izledim, su harikaydı...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THv4HE7kMWI/AAAAAAAACXQ/F3H1_LtDQqA/s1600/P8200066-11.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511271369484284258" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THv4HE7kMWI/AAAAAAAACXQ/F3H1_LtDQqA/s400/P8200066-11.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;em&gt;Muhteşem Bozcaada sokakları...&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/4942062083/"&gt;&lt;img alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4137/4942062083_b9d71db3cb_z.jpg" width="640" height="480" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Bilenler bilir son dönemde sandalyelere düşkündüm, fotoğraflarını çekip duruyordum, bunları görünce nefesim kesildi... Çok heyecanlandım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/4939132636/"&gt;&lt;img alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4136/4939132636_9f1366e2c0_z.jpg" width="640" height="471" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;İşte o an siesta yapan bir dükkanın önü, sandalyaler yine harika... Mavinin yanındaki koyu renkli olanın sırt kısmında Aşk yazıyor ...&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THq7UOHyLgI/AAAAAAAACXA/LRR13UQzA8Q/s1600/P8200071-11.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510923050103746050" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THq7UOHyLgI/AAAAAAAACXA/LRR13UQzA8Q/s400/P8200071-11.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt; O sandalyenin neden orada olduğunu öğrenemedim.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/4939096310/"&gt;&lt;img alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4098/4939096310_225eb632bc_z.jpg" width="640" height="480" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THq6Fd0NFVI/AAAAAAAACW4/TMzXrgta3bY/s1600/P8200072-11.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 276px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510921697106924882" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THq6Fd0NFVI/AAAAAAAACW4/TMzXrgta3bY/s400/P8200072-11.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/4939078550/"&gt;&lt;img alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4079/4939078550_9eb339aee6_z.jpg" width="640" height="480" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Burası Rengigül Sanat Galerisinin önü. Pınar Akarsu'nun suluboya resim sergisi var içeride, harika bir müzik sokağa yayılıyor, kim diye soruyorum, kağıda yazıp elime tutuşturuyor galeridekiler, "Placido Domingo - The Tenors". Sokağın dokusu, resim, uyuklayan kedi, Domingo'nun sesi, rüyada gibiyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THq3jPjrdWI/AAAAAAAACWw/YAUCSZd8nC8/s1600/P8200081-1.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510918910140708194" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THq3jPjrdWI/AAAAAAAACWw/YAUCSZd8nC8/s400/P8200081-1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;Ah şimdi gel de burada bir kadehcik rakıyı tokuşturma sevdiğin biriyle.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THq3IzyHaRI/AAAAAAAACWo/oMXiJup-OA0/s1600/P8200083-11.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510918456008468754" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THq3IzyHaRI/AAAAAAAACWo/oMXiJup-OA0/s400/P8200083-11.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THq14iJ1N5I/AAAAAAAACWg/bFqCNTlCAqY/s1600/P8200088-11.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510917076886566802" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THq14iJ1N5I/AAAAAAAACWg/bFqCNTlCAqY/s400/P8200088-11.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/4939032580/"&gt;&lt;img alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4073/4939032580_48b0b596ae_z.jpg" width="640" height="480" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THqz_Yh9ppI/AAAAAAAACWY/WtqLLSuevXU/s1600/P8200091-1.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510914995539256978" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THqz_Yh9ppI/AAAAAAAACWY/WtqLLSuevXU/s400/P8200091-1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;em&gt;Oğuz; Belki gelecek yaz, bu turkuaz -beyaz masalarda seninle birlikte oturabiliriz. Tek eksik dediğim gibi buydu benim için, gerisi rüya gibiydi işte... &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-9116359529636904300?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/9116359529636904300/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=9116359529636904300&amp;isPopup=true' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/9116359529636904300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/9116359529636904300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/08/bir-yaz-tatili-gelip-gecer-cellonun.html' title='Bir yaz tatili gelip geçer Çello&apos;nun başından'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THwBS_nHDuI/AAAAAAAACX4/dfHmEPsrveI/s72-c/P8150002-11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-6072881105967435153</id><published>2010-08-30T21:40:00.000+03:00</published><updated>2010-08-30T21:40:00.089+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2010 filmlerim'/><title type='text'>Ağustos filmleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THtg59k-OnI/AAAAAAAACXI/0P4XA5K-GYo/s1600/sassygirlver4ec5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511105117916379762" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 228px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THtg59k-OnI/AAAAAAAACXI/0P4XA5K-GYo/s320/sassygirlver4ec5.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TF7CXPnoYQI/AAAAAAAACUk/fWab7mfcGpA/s1600/1166_1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503049499278860546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 224px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TF7CXPnoYQI/AAAAAAAACUk/fWab7mfcGpA/s320/1166_1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TF7CQIpL2yI/AAAAAAAACUc/y4_fYe99Ft4/s1600/aaacp6.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503049377147247394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 226px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TF7CQIpL2yI/AAAAAAAACUc/y4_fYe99Ft4/s320/aaacp6.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TF7CP-u2WdI/AAAAAAAACUU/Y_PiRdxBrLw/s1600/niÅŸanlÄ±.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503049374486649298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 221px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TF7CP-u2WdI/AAAAAAAACUU/Y_PiRdxBrLw/s320/ni%C5%9Fanl%C4%B1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TF7CPbtlboI/AAAAAAAACUM/G7DvXxLoeOc/s1600/before-sunrise.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503049365086105218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 224px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TF7CPbtlboI/AAAAAAAACUM/G7DvXxLoeOc/s320/before-sunrise.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TF7CO_i1XSI/AAAAAAAACUE/pajvc97guoA/s1600/before+sunset.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503049357524819234" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 216px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TF7CO_i1XSI/AAAAAAAACUE/pajvc97guoA/s320/before%2Bsunset.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TF7COvXevnI/AAAAAAAACT8/XCsP2dka8yw/s1600/bangkok%20dangerous(1).jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503049353182232178" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 232px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TF7COvXevnI/AAAAAAAACT8/XCsP2dka8yw/s320/bangkok%2520dangerous(1).jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-6072881105967435153?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/6072881105967435153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=6072881105967435153&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/6072881105967435153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/6072881105967435153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/08/agustos-filmleri.html' title='Ağustos filmleri'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/THtg59k-OnI/AAAAAAAACXI/0P4XA5K-GYo/s72-c/sassygirlver4ec5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-3003216811323014200</id><published>2010-08-05T15:02:00.004+03:00</published><updated>2010-08-05T15:06:53.301+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pirinç'/><title type='text'>Ne vardı?</title><content type='html'>&lt;a title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/4863056436/"&gt;&lt;img alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4074/4863056436_2832acbb34_z.jpg" width="640" height="480" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;Oturuşu ve bakışı ile böyle sorar gibi di mi?&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-3003216811323014200?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/3003216811323014200/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=3003216811323014200&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3003216811323014200'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/3003216811323014200'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/08/untitled-by-cellocalankedii-on-flickr.html' title='Ne vardı?'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm5.static.flickr.com/4074/4863056436_2832acbb34_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-8270117609402414223</id><published>2010-08-02T17:14:00.005+03:00</published><updated>2010-08-02T17:53:44.773+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgili günlük'/><title type='text'>Yepisyeni</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TFbTHeVbFmI/AAAAAAAACTc/wsZZxVLIwwo/s1600/P8010247-.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5500816120235103842" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TFbTHeVbFmI/AAAAAAAACTc/wsZZxVLIwwo/s320/P8010247-.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğrafı oturduğum yerden çektiğim için böyle titrek ve detaydan uzak oldu, kullanması çok zevkli, çok keyifli, akşam olduğunda "sabah olsa da onunla işe gitsem" dedirten cinsten... Bu kız pazar günü bizi işte buraya getirdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TFbTGz0zGpI/AAAAAAAACTU/PIpkdJfFets/s1600/P8010254-.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 254px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5500816108823976594" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TFbTGz0zGpI/AAAAAAAACTU/PIpkdJfFets/s320/P8010254-.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Masaya yayıldık, Oğuz Kırlangıç ile Tekir Kedi'yi okuyor, ben Endişeli Peri'nin yazdıklarını getirdim yanımda, Nisan 2009'a kadar gelmişim, zaman zaman Oğuz'a da okuyorum, üzerine konuşuyoruz, hani dün neredeyse tüm gün Peri de bizimleydi, üstelik sabah lokalde bi başımıza piknik yaparken kitaplar üzerine yazmış olduğu mimi Oğuz'a okuduğumda, Oğuz " şimdi hemen eve gidip kitap okuyasım var" demişti, o kadar özendirici, o kadar kışkırtıcıydı yazdıkları... İçimden, "eğer Peri bunu görse, bu kadar keyifli bir ortamda okunduğunu bilse çok mutlu olurdu" düşüncesi geçti. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Diyeceğim o ki, yeni kızımız bizi hayatımızda yepisyeni bir döneme geçirdi. Tadını çıkarıp keyif çatıyoruz, öyle işte. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-8270117609402414223?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/8270117609402414223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=8270117609402414223&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8270117609402414223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/8270117609402414223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/08/yepisyeni.html' title='Yepisyeni'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TFbTHeVbFmI/AAAAAAAACTc/wsZZxVLIwwo/s72-c/P8010247-.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-5551794141265819916</id><published>2010-08-01T12:04:00.001+03:00</published><updated>2010-08-05T15:08:41.761+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sidikli kontesim fotoğraf'/><title type='text'>Öyle bir gündü...</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a title="Untitled by cellocalankedii, on Flickr" href="http://www.flickr.com/photos/cellocalankedi/4845994375/"&gt;&lt;img alt="" src="http://farm5.static.flickr.com/4110/4845994375_cd25bd0df1_z.jpg" width="640" height="489" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir pazar günü ormanın içinde yumuş yumuş olmuştuk, atladık arabaya, mekan değiştirelim dedik, amacımız Fazlı'nın Kahvesine gitmek, yanımızda Baykuş var, yolumuzun üzerinde olduğunu farkedince Sultan II. Bayezid Külliyesi'ne çevirdik rotamızı, Külliye'nin içindeki Sağlık Müzesi'nde çıktı karşıma bu sandalyeler... O güne dair üzerimde bir duygusallık, biraz sulugöz hâlim, uzaklardan gelmiş Baykuş'un huzur veren nefesi, ağaçlar arasında dolanıp dururken... Öyle bir gündü, güzeldi, güneşli, bulutlu, neşeli, hüzünlü...&lt;br /&gt;Sandalyelerin daha değişik bir versiyonu için buraya &lt;a href="http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/06/durup-biraz-dinlenmek-icin.html"&gt;tık tık &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-5551794141265819916?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/5551794141265819916/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=5551794141265819916&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5551794141265819916'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/5551794141265819916'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/08/oyle-bir-gundu.html' title='Öyle bir gündü...'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm5.static.flickr.com/4110/4845994375_cd25bd0df1_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6623695152435778903.post-508560378643107090</id><published>2010-07-31T21:22:00.003+03:00</published><updated>2010-07-31T21:22:00.219+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2010 filmlerim'/><title type='text'>Temmuz Filmleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TE3Sy8_8f0I/AAAAAAAACTE/tSJ0uLjQdnA/s1600/banka_isi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498282492898869058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TE3Sy8_8f0I/AAAAAAAACTE/tSJ0uLjQdnA/s320/banka_isi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TE3Sol0TD_I/AAAAAAAACS0/uA_hmc_WIsE/s1600/simsekhirsizi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498282314877308914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 216px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TE3Sol0TD_I/AAAAAAAACS0/uA_hmc_WIsE/s320/simsekhirsizi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TE3Sn3D-cxI/AAAAAAAACSs/kb9YFbMHAYI/s1600/sherlock-holmes-poster-holmes.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498282302326600466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 209px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TE3Sn3D-cxI/AAAAAAAACSs/kb9YFbMHAYI/s320/sherlock-holmes-poster-holmes.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TE3SpQWmgfI/AAAAAAAACS8/YEVpYeoh2eE/s1600/triage-poster.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498282326295478770" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 224px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TE3SpQWmgfI/AAAAAAAACS8/YEVpYeoh2eE/s320/triage-poster.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TE3SnXeGxlI/AAAAAAAACSk/ttB42jsal70/s1600/kucuk_deniz_kizi_ponyo.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498282293846263378" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 216px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TE3SnXeGxlI/AAAAAAAACSk/ttB42jsal70/s320/kucuk_deniz_kizi_ponyo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TE3SnMgZzVI/AAAAAAAACSc/7h6qcmbXzJA/s1600/alis-harikalar-diyarinda-6291-145.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498282290903108946" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 222px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TE3SnMgZzVI/AAAAAAAACSc/7h6qcmbXzJA/s320/alis-harikalar-diyarinda-6291-145.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6623695152435778903-508560378643107090?l=cellocalankedi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/feeds/508560378643107090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6623695152435778903&amp;postID=508560378643107090&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/508560378643107090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6623695152435778903/posts/default/508560378643107090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cellocalankedi.blogspot.com/2010/07/temmuz-filmleri.html' title='Temmuz Filmleri'/><author><name>çello çalan kedi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08853115963461669032</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='30' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/SSVqeqJCgDI/AAAAAAAAAAs/pMJ6UYwKQH0/S220/ar_0072%5B1%5D.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-udxKG2cMR0/TE3Sy8_8f0I/AAAAAAAACTE/tSJ0uLjQdnA/s72-c/banka_isi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry></feed>
