Bu mimi cevaplamak konusunda yaşadığım sıkıntının benzerini en son dönem ödevi hazırlarken ortaokulda yaşamıştım. İlginçlik dendiğinde aklıma, söylenen bir cümleyi tersten okuyabilme, iki eliyle aynı anda simetrik şekiller çizebilme(bunun bir adı vardı anımsayamadım) gibi özellikler geliyor ki bu mim bana geldiğinden beri düşünüyorum, yok annem üzerinde konu edilecek bir özelliğim yok. Ama yine de şansımı deneyeceğim.
İşte benim yaratıcı blogger ödül mimim kimlere gidiyor; (gevezem sayende yaratıcı blogger mimi oldu bu hadise)
Heveslerine, kendisiyle dalga geçebilmesine, dost sevgisine, sesine, mizah yeteneğine, kahkahasına ve su akıp giden yazı diline hayran kaldığım, hayatıma sevdiğim adamla birlikte bonus olarak gelip yerleşmiş kızkardeşim janisjr’ ye…
Kilometrelerce uzakta olmasına rağmen hep yakınımda olan, kokusuna, şefkatine, gülen gözlerine, cıvıl cıvıl sesine özlem duyduğum, tanıdığım için gurur veren kişilerden biricik güneşin kızı cansuyu’ma..
Senkronize izlediğimiz nice filmlerin yarattığı ortak tatları paylaşmaya her daim hazır haliyle yanımda olduğunu hissettiren ve blogger dünyasının bana hediyesi olan sevgili gri kent sakini’ne.
Aynı kentin sokaklarında ergenliğimizi yaşayıp başka bir kentte gençliğimizi adımladığımız, benzer yollarda fink attığımız, gözünü bugünlerde vizöre alıştırmış sevgili leydi’me..
Çok şahane masalları blog dünyasına taşıyan, kovanı vızır vızır kaynayan, hayat dolu, sevecenlik abidesi, güleç yüz maya’nın kovanı’na … (Asıl Maya'nın ilginçlikleri ilginç olabilir diye düşünüyorum)
İki susamuru kedisine hayran kaldığım, küçük bir şehre hapsolmuş bedenine inat bana göre ruhu pek bir derviş olan, her postunda mutlaka muhahhaa şeklinde gülebildiğim Tugba’ya,
Şu günlerde tezi üzerine yoğunlaşmış, kendisine darallar gelmiş, tahammülsüzlüğü kalemine yansımış zahir ve mavi’ye...
İlginçliklere gelince,
- 10 yaşından bu yana belimi hiç bir güç kapattıramadı, annem sanırım en son ilkokul sıralarında uzun atletler giydirip bir de onları külotlu çorabın içine sokuşturmuştur. Şimdi bir de bunların zıbın gibi alttan çıtçıtlıları çıkmış ki onlar benim için kabus giysiler, deli gömleği giyerim atlet ya da zıbın giymem. Bu kural kara kış koşullarında dahi geçerlidir. Uyurken yorgan kulaklarımı asla örtemez çünkü kulaklarım kapanırsa nefes alamayacağımı düşünürüm, belki kulaklarımdan ya da belimden soluyorum ayol, olamaz mı?
- 2 yaşımda yeni tatları denemeye müsait yanımla tanıştım ve başıma olmadık dertler açtım. Gerçi bu dertler beni lise yıllarına kadar takip etti ama ne de olsa ben bir kediyim ve şimdilik ikinci canımı tüketmekteyim. Şaka bir yana içtiğim zehirden beter bir madde sayesinde boğazım bir miktar dar. Nal kadar kocaman ilaçları ikiye bölmeden yutamam. Misal elma ısırılarak değil rendelenerek yenilebilen bir meyve olma özelliğini uzunca bir süre korumuştur benim için. İkinci hayatımı Edirne'den Cerrahpaşa'ya 70 li yılların sonunda ışınlanabilmiş olan amcama borçluyum.
- Hafızam beni değil ama etrafımdakileri sinir eder. İşe yaradığı zamanları çok gördüm ama canımı sıkan tarafları da yok değil. Özellikle yakın çevrem bana "şu gün böyle mi olmuştu?" diye sorduklarında tüm günü anlatır hatta o gün kimler vardı, kimin üzerinde ne renk tişört vardı gibi detayın detayı şeyleri dahi sıralayabilirim.
- Mizah yoksunu değilim ama tam bir karikatür özürlüyüm. Karikatürler bana anlatılmadıkça gülemiyorum, illa Oğuz bana o karikatürü canlandıracak ki gülebileyim.
- Dizi ve filmleri televizyonda izleyemiyorum. Bir bölümünü kaçırmış olmak beni deli ediyor ve bir sonraki bölümünü ya hep ya hiç yanımla ehhh ama diyerek izlemeyi bırakıyorum. Bunu yıkmaya çalıştığım bir dizi olan Prisoner ile 4 bölüm izlemeyi başardım ama son iki bölümü yine kaçırdım. Yahu dizi zaten hepi topu 6 bölüm. Ama benim için sonuç aynı. Tv den dizi izlenemiyor.
- Telefonda biriyle konuşuyorken yanımda herhangi birisi bir şey söylediğinde ikisine birden mümkün değil konsantre olamam. İlgim dağılır, saçmalamaya başlarım. Bunu becerebilenlere hayran kalırım.
- Oğuz ile tanıştığımdan beri ne zaman konusu geçse çevremdekilere "yumurtayı nereden soyarsın" anketi yaparım. Yumurta dediğin illa ki sivri kısmından soyulmalıdır :) Başka bir seçenek sözkonusu bile değildir diyorum ve tüylerimi temizleme gidiyorum.