12 Şubat 2011 Cumartesi

Neler oluyor

Yokluğumdan istifade edip buralara uğrarsan evin altını üstüne getirme, arkadaşlarınla yastık kavgası yapma, olduk olmadık her şeye gülebilirsin ama.

Bu arada ben itiraf ediyorum, tükürdüğümü yaladım, bugün facebook hesabı aldım. Ama bu konuda o kadar cahilim ki, görmelisin. Gördüğüm her şeye şaşkınlıkla bakıyorum.

Bugün, nihayet kendime bir gözlük aldım. Sapları kırmızı. Çerçevesiz olanlarından. Şu an kullandığımdan öyle sıkılmışım ki, neredeyse varolmayan bir çerçeveye para verdim, ama gerçekten güzel, sahiden bak. Bir camımın numarası ellerinde olmadığı için kendisine pazartesi günü kavuşacağım, böyle durumlarda İstanbul'da olmadığımı daha iyi anlıyorum.

Ben yokken ne oldu? Sağlamca bir atak, depresyon ve bir de ah evet motosikletten düştüm. Biraz kötüce bir düşüşü eziklerle atlattım. İnanmazsın tam dört haftadır mor bir bacakla dolanıyorum, hayır bence hala çok seksiyim.

Şimdi izninle iş arkadaşlarımın halı saha maçına gidip tezahürat yapıcam. Kaybolmadım, buralardayım.

8 yorum:

CanSuyu dedi ki...

hoşgeldin o zaman, bil ki seni özledik. ama uzuuunca yazamamaları bilirim. zararsızdırlar ama bazen fazla yorarlar :=)

Aylak Kedi dedi ki...

geçmiş olsun çellocum ama eminim çok seksi olduğuna mor bacağınla da :)
facebooka çok direnmiştim ben de, sonra açtım, şimdi kapalı. sen de sıkılırsın eminim..

öpüyorum seni, özlemle hem de. pirinci de.

Atze dedi ki...

Çok geçmiş olsun sevgili Çello Çalan Kedi. Gözlük ve motosiklet kazası aynı yazıda. Soru işaretleri... Aman. Dikkat edin çok.

Sevgiyle.

Lotus dedi ki...

Sevindim:) Merak ediyordum.
Sevgiler, keyifli günler...

heidi dedi ki...

Sen yokken sık sık uğradık buralara. Merak ettik seni. Kafasını dinliyorduk Cello deyip rahatsız etmedik. Eski yazılarına baktık. Mesela geçen sene Şubat ayına. İzlediğin filmlere, okuduğun kitaplara, Pirinç'in fotoğraflarına. O zamandan bu zamana her şey ne kadar suskun, Çello ne kadar sessiz dedik...Kısacası özledik

çello çalan kedi dedi ki...

heyyyt diye de bağırabilir bir kedi sevincinden. bu güzel yorumları okuyunca. Bugün bunu iyice anladım.

atzecim, hemen açıklama getireyim, kazada kusur tamamen benimdi ama görmeden ziyade yokuş aşağı hızımı ayarlamamış olmaktan kaynaklıydı. gözlük kullanıyorum ve son kontrolümde numaralarım da neredeyse değişmedi.

Heidim, geçen yılın bu dönemine bakmaya hiç cesaretim yok benim. şimdi biraz buruldum :( sanırım yazıya dair bir disiplin kaybı da var serde. hepisi belki birbiriyle bağlantılıdır, bilemedim. mesela pazar akşamı oturduk, harry potter ve felsefe taşı'nı izledik, sırf bölük pörçük izlediğim harry potter serisini adam gibi en başından izleyelim düşüncesiyle...
hımm şimdi ben mesela Wingardium Leviosa büyüsünü öğrenmeye çalışıyorum ki eğer Mahir ile yüzyüze gelebilirsek -ki çok istiyorum biliyorsun- ona dünyanın ne şaşılacak şeylerle dolu olduğunu gösterebileyim diye :)

sevgiler hepinize.

gri kent sakini dedi ki...

Bir sokağı seyreder insan bazen gelişini bekler belki de umduğu gelecegini bilmediği o şeydir
Bende bekliyorum iste arasira gelip gölgeleri ziyaret ediyorum o gölgelerden kelimeler alıp yazılar yazıyorum bazen uzun yazılarını okuyorum kendime boyumu asmayan kısa cümleler kuruyorum , hep buraya gelirken yolumu kaybetmeyeyim diye ekmek kırıntıları bırakıyorum ardıma ama bazen kuşların iz kırıntılarını yemesine izin veriyorum öyle iste... Dönmek nasıl birseydir ki ne olunca donmuş olur insan onuda bilemiyorum ama eksiklik var onu biliyorum iyi olduğunu bileşiğe yeter ya sen yinede dön artık olur mu
cello bir fotograf makinen olacaktı hah oralarda biyerde iste hadi bakalım :)

seneryocu2 dedi ki...

Sevgili çello demek facebook'a başladın.ilk günler heyecan vericidir.arkadaş sayısı arttıkça daha da heyecan verici hale gelir.yeni oyuncağa kavuşmuş çocuklar gibi hissedersin.Ama hiç bir zaman yazmanın keyfini vermez.
Facebook sayfasının üst kısmında ara kutucuğuna:aliyavuz45@hotmail.com yazıp ara butonuna basarsan benim resmimle karşılaşacaksın.oradan
bana arkadaşlık daveti gönderebilirsin.

Şimdilik güzel yazılarında tekrar buluşmak üzere
hoşçakal.