09 Şubat 2010 Salı

Vizörden bakmak iyidir

08 Şubat 2010 Pazartesi

Beni kör kuyularda empatisiz bırakın

Janisjr 27 ocak tarihinde bir röportaj yayınlamış. Röportajı yapan Ayşe Arman. Lülüş'ün gidişinin ardından yapılmış bir Hakkı Devrim söyleşisi. Hakkı Bey için bir çağ kapanmış fiziki olarak. Ben bu yazıyı gayet bilinçli okumadım, başıma gelecekleri bilir gibiydim. Bugün tuttum okudum. Okumaz olaydım.

Empati denen şey bir illet. Olsa bir dert, olmasa ayrı dert. Söyleşiyi okudukça empati kurdum, kurdukça ağladım, ağladıkça bir kolum yokmuş gibi hissettim, içimde bir taraf öldü, bir ağaç devrildi...

"İnsanın eşini, can yoldaşını kaybetmesi, hiçbir acıya benzemiyor" diyor Hakkı Bey. Yüreğim daralıyor.

Okumamış olanlar, merak edenler, empati kurmadan okuyabilirim diyenler, cesareti olanlar varsa buraya buyurabilir.

Eh be janis, alacağın olsun!

06 Şubat 2010 Cumartesi

Beklenen

Bekleyen için buraya tık tık.

05 Şubat 2010 Cuma

İki farklı zamanda iki farklı bakış açısı


Borges ve Maria'nın Atlas'ı

Kelimelere gömdüm yüzümü. Kitaplaşmış kelimelere. Dün akşam Jorge Luis Borges ve Eşi Maria'nın serüven ağacından düşüp kalmış bir yaprak çıktı karşıma kitaplığımdan. Kitaplarımı ödünç vermek istemeyişimin temelinde geri gelmeyişlerinden ziyade onları ne zaman elime almak isteyeceğimin belirsizliği de yatıyor. Atlas'ın ilk sayfasını günlüğüme iliştiriyorum özenle. Yani yine gözümün önüne, elimin altına...


Prolog

Sanırım nedenlerin çoğulluğundan ilk söz eden John Stuart Mill ‘di. Bu kitaba ilişkin olarak her ikisi de aşikâr olan iki nedene işaret edebilirim. Birincisi Alberto Girri adında önde gelen bir Arjantinli şair. Yeryüzü üzerindeki şu hoş ikametimiz sırasında Maria Kodama ile ben birçok yöre gezip buralardan büyük tatlar derledik. Ve bu yerler bize birçok fotoğrafla birçok metin sundu. Nedenlerin ikincisi, yayıncı ve eleştirmen Enrigue Pezzoni bunları gördü: Girri ise onların birlikte harmanlanarak küçük çapta kaotik bir kitap oluşturabilecekleri görüşünü ortaya attı. İşte bu kitap, o kitap. Bu kitap, yalnızca fotoğraflarla örneklendirilmiş bir dizi metinden ya da metinlerce açıklanmış bir dizi fotoğraftan ibaret değil. Her bir bölüm bir sözcükler ve imgeler bileşimini de kendi bütünlüğünde somutlaştırmakta. Bilinmeyeni keşfetmek ne Sinbad’a, ne Kızıl Erik’e, ne de Kopernik’e özgü bir ayrıcalıktır. Herkes, her bir kişi bir kâşiftir aslında. Her bir kişi acılığı, tuzluluğu, içbükeyliği, düzlüğü, kabalığı, gökkuşağının yedi rengiyle alfabenin yirmi küsur harfini keşfederek başlar; çehreler, haritalar, hayvanlar ve yıldızlara doğru devam eder. Kuşkuyla, ya da inanla ve kendi bilgisizliğine ilişkin nerdeyse tam bir kesinlikle bitirir.

Maria Kodama ile ben, hepsi kendine özgü ayrımlara sahip, eşi emsali olmayan sesler, diller, alacakaranlıklar, kentler, bahçeler ve halklar bulmanın şaşkınlığını ve keyfini paylaştık. Bu sayfalar, hala devan eden bu uzun serüvenin anıtları olmayı dilemekte…

Jorge Luis Borges - Maria Kodama / Atlas

03 Şubat 2010 Çarşamba

Çok kişisel bir post : Veda

3m Migros'u mahallemin bakkalı gibi kullanıyorum zira iş yerime 3 dk gibi bir mesafede. Bir ara bloga şöyle baktım, Seval'in bugünkü postunu okuduktan sonra işime döndüm, çalıştım, Gri Kent Sakini ile mailleştim, biricik dostum Tuba ile telefonlaştım. Ouz'un yapbozlarımızı çerçeveciye sapasağlam götürdüğü haberini aldım. Yemek sonrası ofisçe aburcuburumuz geldi. Her zaman olduğu gibi kim gidecek tartışması olmadı. Ben "bi koşu giderim siz durun" dedim.

3m bakkalımıza girdiğimde kitap reyonundan "Veda" bana bakıyordu, daha önce Ayşe Kulin okumadım. Sevalimin bugünkü postuna gelip yerleşen yazar benim de yazarım olabilir neden olmasın diye düşündüm.

Seval bi de iznin olursa bende senin gibi okuduğum kitaplara 1. 2. diye numero vermek istiyorum. Yapabiler miyim seval? İzin verirsin di mi:) Verirsin verirsin.

Kardan adımlar