Theo Angelopoulos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Theo Angelopoulos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2009 Salı

Ruh yavaşlığının yanına The Weeping Meadow by Theo Angelopoulos


Angelopoulos trilojisinin ilk filmini geçen hafta izledim ama buraya izlediğime dair bir işaret bırakmamışım, içimde kalmasın.

İnternet üzerinde şöyle bir bakındım, film hakkında gelen eleştiriler ya çok sevildiği ya da katlanılamadığı yönünde. Angelopoulos, simgelerin yönetmeni bu zaten bilinen bir gerçek. Bu film ile birlikte bir kez daha anladım ki ustaya katlanabilmenin yolu, ruhun yavaşlığından geçiyor. Red bull içmiş bir bünyenin bu filmi izleyebilmesi mucize olsa gerek. Biraz dinginlik, biraz sessizlik ve hızdan uzaklaşmış bir yaşama ait gözler kaldırabilir sanki bu filmi. Diğerleri için gerçekten zor…

26 Ekim 2009 Pazartesi

Angelopoulos trilojisinde ilk seans


Ağlayan çayır olarak çevrilmiş türkçemize. Pazar günü ilk seansına merhaba dedim. Bir epik şiir beni bekliyor evde.

17 Ekim 2009 Cumartesi

Sonsuzluk ve bir gün kadar


Akşam iş çıkışı tek isteğim bir an önce eve gidip kırmızı kanepemize kıvrılıp film izlemekti. Termoforu da dolaştırıp duracaktım kıçımda başımda. Pirinç izlememe engel olmaya çalışacak, elimdeki fincana kafa atacaktı. Böyle de oldu. Oğuz ile birlikte izlediğimiz "Uçurtma Avcısı" filmini kenara koydum. Theo Angelopoulos dünyasına daldım, ama dalmadan önce Oğuz'u Halim'in yanına uğurladım. Çayımı aldım, çikolatamı aldım, termoforumu, pirinç'imi, kendimi, polar battaniyemi, kalemimi, kağıdımı, kumandalarımı aldım ve öyle daldım. Filmden üşenmeyip aldığım notlar aşağıdaki gibidir. Bu arada filmden yine çok etkilendim. Ha lay lay lom zamanda izlenebilme ihtimali sıfır. Ağır, aksak, sade ama derin bir felsefenin yorumu.
  • -Şu batık şehir ile ilgili neler biliyorsun?
    -Büyükbabam o mutlu şehrin bir depremde battığını söylüyor ve asırlardır denizin dibinde uyuyormuş. Sadece ayda bir kez sudan çıkarmış, çok kısa süreliğine, sabah yıldızı yeryüzünü terk etmeyi reddedip onu seyretmek için durduğunda. Ve her şey dururmuş o zaman… Zaman bile dururmuş.
    - Zaman? Nedir o?
    - Büyükbabam diyor ki, zaman bir çocukmuş, deniz kenarında deniz kabuklarıyla oynayan.
  • Son zamanlarda dünyayla tek bağlantım şu bilinmeyen karşı pencere bana hep aynı müzikle karşılık veren. Kim bu? Nasıl biri? Bir sabah onu bulmaya çıkmıştım. Ama sonra bir daha düşündüm. Belki de bilmemek ve hayal etmek daha iyidir. Benim gibi bir münzevi olabilir miydi? Ya da belki küçük bir kız çocuğu okula gitmeden önce bilinmez bir oyun oynayan. Her şey bizi kış gelmeden önce teknelerin gölgeleri üzerine vuran uykudaki güneşin aniden açmasını sağlayarak ışıkları dışarı uğratan riyakar baharın verdiği sözlere inanmaya itiyor.
  • Neden anne hiçbir şey beklendiği gibi olmadı? Neden? Neden çürüyüp gider insan sessizce, acıyla ihtiras arasında parçalanarak? Ben neden hayatımı sürgündeymiş gibi geçirdim? Kendi ana dilimi konuşma şansım varken neden bu kadar seyrek döndüm ülkeme? Kendi dilim varken… Hala kayıp kelimeleri bulabilecek ya da sessizliğin içinden unutulmuş kelimeleri çıkarabilecekken. Neden sadece ve sadece kendi ayak seslerimi duydum evin içinde? Neden? Söyle bana anne insan neden bilmez nasıl seveceğini?
  • Yarın için planlar yapmak istiyorum. Meçhul kişi bana daima aynı müzikle cevap verecek ve iyi biri olacak her zaman bana kelimeler satan. Yarın… Yarın ne olacak Anna? Bir gün sana sormuştum: "Yarın ne kadar sürecek?" Cevap verdin bana : "Sonsuzluk ve bir gün kadar…"

18 Eylül 2009 Cuma

Sen iste yeter

Günün birinde buraya isteğimi yazmıştım. Oğuz okumuş, filmi Edirne'de aramış ama bulamamış. Bulamayınca sevgili Cenk'e sipariş vermiş. Paket biraz önce elime ulaştı.

Şey diyecektim Oğuzum, ben diğer isteklerimi bu akşam kafamda şöyle bir toparlar yarın buradan yayınlarım olur mu?

tamam tamam şımardım işte napiim.

20 Ağustos 2009 Perşembe

İstiyorum

Yıllar önce izlediğim ve çok etkilendiğim bir filmdi. Çok feci şekilde bu filmi yeniden izlemek istiyorum.Bunca zaman geçti, araya nice filmler girdi, görüyor musun bak bir bu film karşıma yeniden gelmedi. Anladım ki ben beklerken o benim karşıma şans eseri çıkmayacak. Konusu tam olarak nedir hadi anlat deseniz anlatamam. Tek bildiğim etkilendiğim. Bir de merak ediyorum, acaba yine aynı şekilde etkilenir miyim? Bulabilir ve izleyebilirsem paylaşırım.