14 Mayıs 2009 Perşembe

el pajaro

bazı şarkılar vardır uçurtma gibi. tutarsan ucundan alır götürür ya seni gökyüzüne, ya da istediğin herhangi bir yere. bir gittin mi bir daha gelmek istemezsin, bir daha, bir daha dinlersin. tesadüf eseri tanıştığım muazzam sesli eli öpülesi Lhasa De Sala' nın tekrar tekrar dinlediğim şaheseridir El Pajaro.


Şimdi yeniden döndüm evceğizime,
balkonumuza oturdum, masamda fesleğen, kurbağa ve ağustos böceklerininin sesleri birbirine karışıyor. oguz olmaksızın çıkarılan keyif benim için hep eksik ama o kadar sıkıntılı günlerden sonra biraz olsun rahatlamanın tadına da varıyorum.


oğuz'dan uzak olmak çok koyuyor. süresi belirsiz ayrılık bitsin biran önce ve kavuşalım birbirimize.



13 Mayıs 2009 Çarşamba

ne denir?

buna bokuna bulanmak denir, eşşek misin denir? "hayat bir pinpon topu değildir" denir. çocuk musun? denir. kazık kadar kadınsın ne saçmalıyorsun da denir.. ama gel gör ki yüreciğim acıyor, gözümden yaş dinmiyor.. bahar geldi filan ama hikaye.. benim hayatım altüst olmuş, lime lime olmuş, ne yapacağımı şaşırmışım, evimden, kedimden, biricik yatağımdan uzaklarda kendimi bilmez halde ağlama krizlerine gark olmuş, hiç beklenmedik bir anda gol yemiş salağın biriyim. bu da böyle biline.

12 Mayıs 2009 Salı

lay lom bom istanbul

ilk sevinç sarsıntısını geçirdikten sonra açıklayabilirim ki biz birer deli kişiler olarak döndük geldik istanbul kürkçü dükkanına.

"neler oldu, nasıl gelişti?" bunun pek bir önemi kalmadı.

şimdi sahipsiz, başıboş kediler gibiyiz. henüz eşyalarımız gelmedi. taşınmak çok zahmetli bir süreç. psikolojik olarak en yıpratıcı süreçlerden biri diyelim. şimdilik bunları düşünmüyorum.

1500 lük bir puzzle beni bekliyor. akşam harun ile yapmaya başladık.
gustav klimt "yaşam ve ölüm"
şarap eşliğinde klimt' e içiyoruz. hoşbulduk klimt. bak biz geldik.

bu arada şimdilik yaşamdayız... ölüme çok var...


4 Mayıs 2009 Pazartesi

yuppiii

yuppppiiiiiiiii....
çok mutluyum çok sevinçliyim ...

26 Nisan 2009 Pazar

yeni yeni

sezen günlerime renk katıyor, sabah kahvaltıları yapıp sonra atıyoruz kendimizi sokağa. sokağa dediysem parklara, bahçelere, yeşil alanlara.. herkes çalışırken ben çimlere basıyorum, muhteşem oluyor yalan yok.

ama şu var ki bir kanaldan istenilen şeyler elde edildiğinde diğer kanaldan bambaşka şeyler kaybediliyor. edirne'de yaşam bir yandan çok şahane akarken reel dünyada sıkıntıların ardı arkası kesilmedi. istenilen sağlıklı standartları yakalamaya dair inanç kaybedilirse atılan bir adımın gerisi gelmiyor.

şimdi evet yeniden istanbul yaşamına geri dönebiliriz. şimdi yeniden taşınma telaşı vsvsvs..

önce iş meselesini çözmemiz gerekiyor. devamı haftaya...