21 Kasım 2008 Cuma

bizden misiniz?


"çingene çıt çıt arkası bit bit, bir kaşık ayran sabahsı bayram" tekerlemesini öğrettiler bize mesela mahalledeki büyüklerimiz, ne zaman çingene görsek önümüzden geçip gitmelerini bekler, arkalarından bunu söylerdik ne söylediğimizi, ne yaptığımızı bilmeden. çocukluk işte. biz ne zaman oyuncaklarımızdan sıkılsak, "bilmem kaç vitesli yeni bisikletler çıkmış anneaee" diye sızlansak annelerimiz "sus bakiim, nazmiye’nin bisikleti bile yok" der elimizdeki ile yetinemediğimizi başımıza kakardı. evet benim nazmiye yüzünden 18 vitesli bisikletim hiç olamadı ve evet o zamanlar gıcık oluyordum kendilerine. gidin burdan pis çingeneler.
sonra sonra anladık olayın vehametini, birlikte oynamayı denedik. gerçi çok bilmiş büyükler sayesinde onların oyun arkadaşları ancak ya kendileri gibi kara çocuklar ya da köpekler olabilirmiş. biz onlarla kendimizi bir tutmamalıydık. başlarda gizli gizli de olsa kendimizi bir tuttuk, onlara bisiklete binmesini öğrettik, onlardan köpeklerin tüylerinin arasından kene ayıklamayı öğrendik. çamurun güzelliğini, deterjan reklamındaki gibi kirlenmek güzeldir sloganı ile dolaşabilmeyi, kim takar 18 vitesi, bu bisiklet de güzel bak çın çın öten zili bilem var diyebilmeyi, evcilik oynarken tuğlaları ezip kırmızı biber tozu yapabilmeyi, azla yetinmeyi ve işte buna benzer daha bir çok şeyi. tenleri, gözleri, giyimleri sonra isimleri değişik olan bu insanlar bizim için evet biraz garipti. ayıcı fatma, leylek hayriye, deli emine, bangi hüseyin.. arkalarında bit, yüzlerinde hüzün taşıyan, görmezden gelinen, uzak durulan, itilen, aşağılanan, bizden olmayan, dışlanan, içeri sokulmayan, kaybettirilmeye zorlanan, sadece yaşamaya çalışan ama keyifli, ama renkli, ama coşkulu, ama umutlu.




6 yorum:

Array! dedi ki...

Önyargılar ne kadar fena değil mi? Küçükken bize öğretilen tekerlemelerin içinde bile var. O zamanlardan öğretlmeye başlamışız. Şöyle bir düşündüm de, farklı olan, geride kalan hep hor görülmüş sanki. İlkokul öğretmenimin "tembel" "çalışkan" kümeleri oluşturması, biz "çalışkanların" "tembellerle" yanyana bile gelmek istemeyişimiz bu yazının bana ilk hatırlattığı şeyler oldu....

içimden geldiği gibi *** dedi ki...

ilk foto ilginç olmuş..

Journey to Orient dedi ki...

ilk fotoğraf flickr'da da dikkatimi çekmişti. çok iyi çekilmiş bir portre.

çingeneler zamanı filmini hatırladım. seyretmiş miydin?

çocukluğumda yakınlardaki bir parkta konaklamış, göçebe bir topluluk vardı. çok esrarengiz gelirlerdi bana. haliyle, pek çoğumuza yapıldığı gibi uzak tutulup korkutulduğumuzdan da olabilir bu esrarengizlik.

an'ı, günü yaşayan daha iyi bir topluluk yok sanırım.

çello çalan kedi dedi ki...

jto; filmi izledim tabii, arşivimde de durur. enteresanlar ve onları seviyorum. tabi edirne'de yaşam onları karşıma sık sık çıkarıyor. gözlüyorum ama nereye kadar. ben daha çok içlerine sızmak istiyorum. yani onlardan biri gibi olsam ve fotoğraf makinemi de değiştirmiş olsam(şuan kullandığım çok amatör) ne güzel olurdu? senin makinan nedir bu arada senin fotograflarına da bayıldım. adada gezmiş kadar bile oldum. makinanın markasını-modelini sorsam kızmazsın değil mi?

Journey to Orient dedi ki...

canon a-720 is idi sanırım :) çok da ilgili değilim modellerle anlayacağın üzere. sadece 7 megapiksel olduğundan eminim :)

Yasin Çağan dedi ki...

Ve mutlu. Benim-bizlerin olamayacağımız kadar mutlu, ego ve hırslarından arınmış, hayata gelişine vuran ve tacamı gitti yoksa gol mu oldu diye umursamayan cingeneler :)