20 Temmuz 2011 Çarşamba

Bir akşam kahvaltısı

Akşam kahvaltısı yaptık bugün, sıcak yemekle uğraşmadık, bol bol domates tükettik, köy hayalimizi gerçekliğe bağlamaya çalıştık, köyde yaşarken geçimimizi neyle sağlayabiliriz sorusunun peşinden gittik. Köyde doğmuş büyümüş olmayı çok isterdim ben, küçükken istemezdim sanırım, şimdiki halimle istiyorum. Eğer köyde doğmuş olsaydık, şimdi hayvancılık üzerine araştırmalar yapmak zorunda kalmazdık. Gerçi bu plan çok kısa vadede gerçekleşebilecek gibi değil, bir süre daha bu sistemin yürümesi gerek. Farkındaysan ben gelecek üzerine de konuşmaktan hiç hoşlanmıyorum. "Ne planlıyorsun?" diye sorsa biri, "ömrüm işte böyle sürsün gitsin" derim. Böyle iyi çünkü. Değişecekse de, hayat; kente 15 km mesafedeki bir köye yerleşerek değişsin isterim. Ben yine atlayayım motora, püfür püfür bir rüzgar, ardımda motorun tekerlek izleri...

Bu akşam yemek yerken Oğuz yaptı yine müzik seçimlerini. İşte aşağıdaki parçayı hiç bu kadar dikkatli dinlememiştim, Atze'nin anlattıkları ile parçanın hem ritmi, hem sözleri örtüşüverdi zihnimde. Atze hoş kız. Alem kız. Ömürsün vallahi denilecek kız. Doğumgünüm olmadığı halde bana iyi ki doğmuşsun diyebilecek kadar hisli, ince kız. El üstünde tutulası. Şaşılası kız. Ah evet bi de şimdi aşık kız.

Ekşi sözlük'ten aşırdım şarkının sözlerini, gözümüzün önünde olsun şöyle. İyice bir ezberleyelim.

P.s.: Dün akşam bebekler gibi uyudum, Unisom bir numerosun.


magic, moments
when two hearts are caring
magic, moments
memories we've been sharing
i'll never forget the moment we kissed
the night of the hayride
the way that we hugged to try to keep warm
while taking a sleigh ride
magic, moments
memories we've been sharing
magic, moments
when two hearts are caring
time can't erase the memory of
these magic, moments
filled with love

the telephone call that tied up the line
for hours and hours
the saturday dance, i got up the nerve
to send you some flowers
magic, moments
memories we've been sharing
magic, moments
when two hearts are caring
time can't erase the memory of
these magic, moments
filled with love
the way that we cheered
whenever our team
was scoring a touchdown
the time that the floor
fell out of my car
when i put the clutch down
the penny arcade
the games that we played
the fun and the prizes
the halloween hop
when everyone came
in funny disguises
magic, moments
filled with love

6 yorum:

heidi dedi ki...

Bizim evin her akşamki gündemi. Biz ne zaman şehirden kaçacağız. Ne zaman küçükşehirde ya da köyde yaşam süreceğiz...Hayaller planlar birbirini tutmayan hesaplar... Siz İstanbul'dan kaçmış olmakla bir adım atmışsınız. Ah bizde o adımı bir atabilsek...

Atze dedi ki...

Bolu'da şehre beş kilometre uzaklıkta, dağın yamaçlarında, orman içinde yaşardık. Tavşanlar ve kangal köpekleri vardı. Ormanda bir yaban domuzu sürüsü görmüştük, kızdırmaya gelmezdi. Sonra bir yılan izi toprakta ve kaybolmuştuk. Bizi, hiç tanımadığımız devasa bir çoban köpeği(ya da ben çocuktum, bu yüzden zaten genetik olarak iri yarı olan köpek, küçücük boyuma daha bir kocaman geldi) eve kadar bıraktı. Şehirde ne zaman kaybolsam, tarif edilen yolla daha bir kaybolurdum.

:)) Çello Çalan Kedi, ne tatlı şarkı, teşekkür ederim. Bir halloween, yılbaşı öncesi parçası değil mi? Yanımızdan atlı yerine tramvay geçmiş, mevsim kış değil yazmış. Ritm... bir dakika, Piyon içeride poşetleri parçalıyor sanırım...

... Evet, üç naylon poşetin hayatını kurtardıktan sonra döndüm. (Peri gibi oluyor böyle yazınca.:))) Ritm, lalalalay, hop dön, lalalalay, hop hızlı bir ayak hareketi, devin. Sevecen, düşünceli Çello Çalan Kedi, bu parçayı çok sevdim, teşekkür ederim. :)

Doğduğun tarihte dünya bulunduğu noktadan başlayıp, bir tur atarak yine aynı yere geldiği zaman sadece, sadece bu zaman var olduğuna sevindiğimi söyleyemezdim. Bunun için dünyanın oradan oraya ohoooo, dönecekte, zaman geçecekte... :)

Kocaman sevgiyle.

çello çalan kedi dedi ki...

Heidi, biz tam bir gecede karar verip bir ayda da toplandık, işyerlerimize haber verdik, belki daha önce de söylemişimdir bunları, tekrar tekrar anlatıp sıkıcı olmayayım. Demek istediğim bir bebeğin, emeklerken emeklerken birden cesaret bulup yürümeye başlaması gibi, bir bakmışsın oluvermiş, bazen çok sağlam temellere oturmuyor bu hayaller, şimdi bizim köy hayalinin gerçek olması için bizim ciddi ciddi hayvancılık öğrenmemiz lazım. şey oturmuyor, ben çalışmıyorum da, oğuz yine sistem içinde bişeyler yapıyor, şehir köy arası gidip geliyor, ıhı bu olmuyor, köyde yaşamak için gerçekten köylü gibi olmak lazım, tarım biraz daha imkansız gibi, tabi ben böyle konuşuyorum da günün birinde olmasını çok çok umarak söylüyorum bunları. Dilerim sizin isteğiniz gerçek olur, bahçeli bir eviniz olur, astıma inat bahçede bakabildiğiniz kedileriniz olur, sen tahta bir masaya ilişmiş mahir'e behrengi okuyor olursun. Kuzu bahçedeki çiçekleri suluyor olur bir yandan. Hoş olur be Heidi, sonra bir hafta sonu biz kaçıp gelmişiz yanınıza, daha da güzel olur, yaşamımız şenlenir. başka bir şey istemez oluruz hayatta.

Gevezeliğim üzerimde görüyor musun? Sevgilerimle Heidim.

çello çalan kedi dedi ki...

Atze, bu anlattığın nedense masalsı geliyor bana, geçen gün Peri'nin sayfasındaki bir yorumuna denk geldim, şu siyah beyaz kedi ile olan iletişiminiz, ne güzel, ne kadar sade, senin eğilmen, sırtına inişi, yüksek duvar, okuyunca keşke çizime azıcık yeteneğim olsaydı dedim, sen kelimelerinle gerçekten çizmeyi başarabilmişsin.

Anlattıkların bana çocukça bir sevinci de çağrıştırmıştı, hissettiklerim tıpkı şarkıdaki gibi neşeli, lalala gibiydi ama bu neşe ayağı yere sağlam bir neşe, sabun köpüğü gibi değil, umarsız, ve coşkulu, etrafındakileri de içine alabilecek kadar hem de...

Ya bu arada ben dün bir bardak su içip geleceğim dedim, oradan değil buradan devam edeyim, hem böylece birbirine karışır gibi olur cümlelerimiz, sanallıktan daha da bir sıyrılırız, gözündeki ışıltı ne güzel Atze, ne anlamlı bir fotoğraf o öyle, bu yaşadığın şey bir saat sürmüş olsa bile ne kadar yüce.

Geçen gün gündelik ilişki kavramını düşünürken yakaladım kendimi, çok küçümseyici yaklaşıldığını, hakkının yendiğine yakın şeyler geçti zihnimden, sınırlara saklanan tanımlar, yaftalar, oysa bazen bir gecelik ilişki bile çok şey öğretebilir insana. Bilmiyorum.

Hayatına sırf yarım asırlık sürsün diye adam gibi birini almaya çabalarken ve zaman geçerken ıskalanabilir şeyler ne kadar çok oysa.

Ben işte bu gece öyle çenem düştü, laflıyorum.
Oğuz'u film için daha fazla bekletmeyeyim.

İyi geceler

Atze dedi ki...

Çello Çalan Kedi,

O, bana dost bir kediydi. Bilinen adından başka, bir sevgi sözcüğü gibi o'na "gece" derdim. O'nu benden alan o koca şehrin bütün insanları gelse, bir Gece etmezdi. Etrafı mezarlıklarla çevrili o sefil şehre söverken, Gece'den bahsettiğim kadar çocuksu olamadım.

Neş'enin senin gözlerinde, çoğunlukla algılandığı gibi "boş iş" olmadığına eminim. Mutlu mesut insanların nedense hovardalıktan, avarelikten, sorumsuzluktan böyle mutlu olduğunu düşünenlerden değilsin. Aldığı nefesi sevmeyi bilenlerdensin.

Ben de bir kahve koyup geleyim :) ... Karışsın sevgili Çello Çalan Kedi. Nasıl iyi gelir insana her yerde kendi gibi olan karakterler. Sevdiceğimle aramız biraz Gece'yle olana benziyor. O'nu benden, beni o'ndan haddini bilmez eller almadıkça, ilişkimize dair sorunlar bile çözüp çözüp gülümseyeceğimiz şeyler elimizde.

Sevmek hakkında çok konuşurlar, üstelik bu hiç anlamadıklarını yansıtan aşk duygusuna, garip kurallar, kıstaslar, çerçeveler, üsluplar biçerler. Aşk, orada konu mankeni gibidir, birilerinin egolarına. Sanki utanç verici birşey gibi örtbas edilir, dili değiştirilir. Sonra hüsran, hay allah, herkes elinden geleni yapmıştı ama... :)

Sevdiceğimle, ilk dansımız, ilk tanışmamız, "sevmeye uygun biri misin?" merakıyla başlamadı. Birdenbire oldu, birdenbire. :) Tek gecelik ilişkiler bile çok şey öğretebilir insana, haklısın. Belki tek gecelik bir ilişkim olsaydı bir örnekle de açıklayabilirdim. Fakat şimdi sadece görüp, duyduklarımdan çıkarımlar yaparak konuşabilirim. Bu hem dedikoduya girer, hem de sağlıklı sonuçlar verir mi emin değilim.

Herkesin bir niyeti var, kiminin hayatına çok uygun olan o niyet, kimi için zaman kaybı. Kimine işkence gibi bir birliktelik gibi gelen, kimi için hayat kurtarır. Kimisi de aramaz, bulur. :)

Sevgimle.

çello çalan kedi dedi ki...

Atze, biraz önce cuma günüme dair bir şey yayınladım. Orada bir fotoğraf çektim. Senin yaşadığın şeyi artık nasıl iliklerime kadar hissettiysem, Atze ve onun gözündeki varolan ışığa ışık katan kıvırcık saçlı oğlan'ın hikayesi dedim.

Fotoğrafı bir iki güne ya yayınlar ya da sana özelden gönderirim.

Bu kadar yoğun, bu kadar güzel hissettirilebilir belki yalın bir aşkın duyusu... Ne demek istediğimi anlıyorsun. Çevremde görüp görebileceğim aşk hikayeleri çok az. Senin kadar duygularına sahip çıkan sayılı.

Selim İleri'nin Destan Gönüller adında bir romanı var, orada kuşçu bir dedeyi anlatır İleri, O dedeyle kuşlar arasındaki özel iletişimi gözlerimin önüne serer. O özel dil, nasıl büyülüdür, hani nerede görsen bilirsin, Gece ile sen de öyle işte. Sırf bu yüzden önemli, bu kadar önemli.

Sevgimle Atze'm.