22 Mayıs 2010 Cumartesi

Başaklar yeşilden sarıya çalarken

Bu hafta, yorgunluğun bedenime hakim olmaya çalıştığı bir haftaydı denebilir, diyebilirim. En sonunda silkelendim ki, hafta bitti.

Akşam eve dönerken panteri tarlalara sürdüm, sessizliğin içinde ne olduğunu anımsamadığım şeyler düşündüm yine, ama genel hatları ile 'hayal' üzerine oyaladım zihnimi. Gümbür gümbür coşkuyla kurduğum ve en ince ayrıntısına kadar planladığım hayallerimden yana talihim pek yaver gitmedi, usul usul yol alanlar gerçekleşince güzel birer hayal oldular. Buranın dışına çıkıp uzaktan bakınca, şu an yaptıklarım, en ince ayrıntısına kadar tasarlananlardan daha da güzeller...

Bir sülün kuşunun sabahın günaydın saatinde çok yakınımda belirmesi ile bir baykuşun akşam üzeri alacasında yan balkonumuza konup sarı gözlerini gözümün içine dikmesi karşısında yaşadığım mutluluğu ve coşkuyu, en ince ayrıntısına kadar tasarlanmış hayallerimde bile bulamazdım.

Düne ait gezintimin fotoğraflarını eleyemeden buraya aldım. İçlerinde, birbirini tekrar eden fotoğraflar olmasına rağmen kıyamadım, yani farkındayım.













17 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Fotoğraflar harika...
Tarlalar beni çocukluğuma döndürdü. Aynı böyle tarlaların arasından bu mevsimde arkadaşlarla yürüyüp Orman Çiftliğine pikniğe gider, yolboyu başak toplayıp sütlü tanelerini yerdik. Şimdi hepsinin yerinde devasa bloklar yükseliyor.

fotoğrafların bana huzur veriyor, hep çek e mi...

çello çalan kedi dedi ki...

leylakçım, sanırım günün birinde burada yükselen blokların fotoğraflarını yayınlayacağım ve bu akşamüzerlerini ben de hasretle anacağım.

fotoğraflar konusunda böyle güzel şeyler duyunca öyle mutlu oluyorum ki, bu mutluluğu anlatması pek kolay olmuyor benim için. öyle.

losstime dedi ki...

o kadar güzeller ki.. biraz hava yağışlı ama ben o taraflara geliyorum birazdan çorluya ayçiçeklerinin arasına dalacağım.. huzur bulmaya kafa dinlemeye..

çello çalan kedi dedi ki...

losstime aynı zamanda bulgur ziyareti di mi?
güzel bir hafta sonu dilerim sana.

Lotus dedi ki...

Vauvvv! Çok güzell.. Memleketim, senin objektifinden bir başka güzell. Objektifine, ellerine, ayaklarına, fikrine sağlık... Bana çok keyif verdin:))

çello çalan kedi dedi ki...

lotus bu fotoğraflara tav olup, akrabalarını, bizi ve memleketini görmeye gelirsin umudu taşıyorum ;)

Aylak Kedi dedi ki...

çellocum gelmişş :) hem de ne güzel fotoğraflarla
bu yeşillerle gölgelerle özdeşleştin, farkında mısın?

çello çalan kedi dedi ki...

yan gelip yatan kedi! sana böyle seslenmek öyle hoşuma gidiyor ki, takılıp duruyorum işte.

yeşiller ve gölgelerle özdeşleşmekten daha ne güzel olabilir ki. eğer öyleyse sevinirim.

Aylak Kedi dedi ki...

bizim minnoş (rahmetlik) öyle yatardı, kıpraşınca sevinirdik oyun oynicaz nihayet diye, meğer yattığı tarafını değiştirmek içinmiş. kedi işte :)

kelebek patili kedi.

SeV@L dedi ki...

Fotoğraflar yine çok güzel. Fakat doğru saymayı başardıysam 7. ve 8. fotoğrafları daha çok beğendim. Buğyay başağının "tek" halini.

losstime dedi ki...

bulgur ile ilgili bir gelişme oldu sana mst attığımı sanıyordum ama demekki becerememişim :) bulgur için büyük bir duygu sömürüsü , yalvarma ve yakarmalar ile evde kalmasını sağladım tabi kzy de unutmama lazım "benim güzel kedim" diye seviyor ya :) evde kaldı. özel kumlar mamalar falan aldık yarında veterinere gittimi bizimle yaşlanır umudunu içimde yeşerttim evde yaşamaya devam ediyor bulgur

çello çalan kedi dedi ki...

Aylak kedi, ben en çok uyurken kalkıp dönüp dönüp dönüp tekrar aynı taraflarına konup uykuya devam etmelerine bayılıyorum, köpeklerde de var bu huy, kedilere özgü değil, dün akşam ben ayşe kulin'in umut'u okurken ve pirinç yanımda derin derin uyurken sanırım gördüğü rüyadan zıplayarak uyandı ve havaya, boşluğa bir pati attı, sonra gözlerini araladı, hıı gibi bakış bırakıp yeniden simit olup kendini uykuya bıraktı. kediyi izleyerek ömür geçer mi? geçer valla hem de pek şenlikli...

seval, o fotoğrafları kadraja bakmadan çektim, çekmek zorunda kaldım, beğenmene sevindim, hani siz şehir çocukları şu an biri durdurup "buğday başakları şu an ne durumda" diye sorsa size, yanıt verir durumdasınız. Hoş o biri neden durdursun sizi ama benimki misal işte :)

Losstime, bugüzel haber bana şimdi buradan ulaştı, dilerim kzy ile ortak paydada buluşurlar zira seninki senin kucağına ve sizin evdeki yaşama fazlasıyla alışmış görünüyor. dilerim dilerim bir bulgur hikayesi de sizin evden çıkar.

geldiğiniz, okuduğunuz, huzurunuzu, coşkunuzu, özleminizi paylaştığınız için teşekkür ederim.

janisjr dedi ki...

Yine hepsi birbirinden güzel. Bu fotoğrafların güzelliğinin iki kaynağı var.
Biri, senin içindeki o doğal güzellik. Arı ve duru.
İkincisi ise gördüğün her güzel şeyi paylaşma isteğin...
İşte bu iki kaynaktan bu enfes kareler çıkıyor. Capcanlı, pozitif ve mutlu.

çello çalan kedi dedi ki...

janis, paris güzeli öpsün seni :)

ebruli günce dedi ki...

Fotoğrafların hepsi çok güzel ama ben beşinci karedeki kuşlara bayıldım...

Sahi nedir özgürlük?

Uçabilmek midir?

İstedğin yere konabilmek midir?

Arzu Aydemir dedi ki...

Fotoğraflar bir harika gerçekten Tesadüf üzeri buldum blogunu izleyicinim ;)

çello çalan kedi dedi ki...

ebruli, öyle zor bir soru sormuşsun ki...
Çocukken yanıtlaması daha kolay olan bu soru, yaşlandıkça kendini güçlü hissettiriyor. Galiba çocukken istediğim kadar bisiklet ile gezebilmekti, ağaçların tepesinde sınırsızca kiraz yiyebilmekti, denizden hiç çıkmamaktı yani gördüğün gibi basitti. şimdi her şey değişti, özgürlük cevabını bilemedim bir soru haline dönüşüverdi. Üstelik böyle bir ülkede... puff..

Arzu, :) tesadüflere olan sevgimi perçinledi bak bu durum şimdi. hoşgeldin.