17 Mayıs 2010 Pazartesi

Bir şenlik hikayesi

Hikayenin başı; üniversite öğrencileri demonte halde satın aldığımız uçurtmamızı monte hale getirdiler.

Patlak göz Necmi...

Ve Necmi göklerde

Necmi'nin arkadaşları...

Bizim tüm Necmi'lerimiz bağımsızlığına pek düşkün çıktı... İpini koparıp gitmeye vardırdılar işi, canımız sıkılmadı değil, peşinden koştuk, kimi zaman yakaladık, kimi zaman da ellerimiz boş döndük ama hiç aldırmadık...

Şenlik alanının ruhunu biraz olsun yansıtır belki bu fotoğraf, gökyüzüne bakmaktan aşağıda neler olup bittiğine bakamadım açıkçası, hava oldukça rüzgarlıydı, şanslıydık, çok koştuk, güneşin altında ne kadar uzun süre kaldığımızı akşam eve geldiğimizde farkettim, tişörtümün izleri kollarımda çıkacak kadar yanmışım, demek ki dedim, bir deniz, bir de gökyüzü zamanın nasıl geçtiğini hissettirmiyor insana...
Çello Çalan kedi :)

Şenlik sonrası buraya geldik, günün kritiğini yaptık, çok yorulduk ama çok da eğlendik...

Burasının ne kadar huzur dolu olduğunu anlatmam mümkün değil... Günü burada mı bitirdik? Hayır, günü bizim balkonda uğurladık, Sermin ve Mustafa misafirimiz oldu, yorgunluk kahvelerimizi yudumladık...
Not: Oğuz'un uçurtmaları sevdiğini bilirdim ama uçurtma konusunda bu kadar işin ehli olduğunu bilmezdim, uçurtması uçmayana gitti yardım etti, yeri geldi onardı, cebinden bant çıkarıp bantladı, havalandıramadığım uçurtmaları hep o havalandırdı, ne yaparsam ne olur'u tane tane anlattı... Bu bizim beraber ilk uçurtma uçurmamızdı..

16 yorum:

ebruli günce dedi ki...

Ne güzel...
Çocukken uçurmuştum en son uçurtmamı,bizim oralarda büyüklerine tahtalı derler,abilerim çok güzel yaparlardı ben de uçurucam diye uğraşırdım koskoca şeyi,mızıldanırdım yanlarında.
Bıkarlardı sonunda, bana da sırf kağıttan küçük bir şeytan uçurtması yaparlardı,koşardım peşimde kağıttan şeytanımla...
Çocukluğumun güzel ayrıntılarına gittim birden,teşekkürler fotoğraflar için...

gri kent sakini dedi ki...

sonunda :) bende ses çıkmayınca dedim kısmet olmadı herhalde ... sizin Necmi de pek fiyakalıymış canım :) bigün düşer yolumuz uçurtmaları yarıştırırız ,bugün ipim geldi bu arada hafta sonu deneme uçuşu yapacağız kaybedeceğim gökyüzünde ... biz hep onu yukarıda uçarken maviliğin içinde mutlu görüyoruz ya ,ya biz onun gözüyle aşağıda nasılız ... bu arda bir uçurtma gölgesi fotoğrafı beklerim ( çok oluyorum demi ) :)

çello çalan kedi dedi ki...

hehe ebruli rica ederim, ne zevkli birşey olduğunu biz bir kez daha anımsadık..

gks:) anlamadım şimdi ne ipi o, nerden aldın, uçurtma için özel mi dur ben sana mailden yazayım olmayacak böyle. evde tam 102 cm lik uçurtma iskeletimiz var, oğuz kaplayacak ve üzerine çello çalan kedi yazacak:) onun gölgesini çekerim artık senin için:)

heidi dedi ki...

Vee nihayet...Dün sık sık gelip baktım bloğa. Cello fotoğraf yüklemiş midir diye...Necmi pek bir güzelmiş. Sen de öyle... Orada olmayı çok istiyordum ama o sırada saçma sapan bir sınavla cebelleşiyordum. Ama ilk fırsatta uçurtmalarımızı yarıştıracağızdır.

çello çalan kedi dedi ki...

heidi, dün iş yoğunluğundan fırsat bulamadım, pazar akşamı eve geldiğimizde de yorgunluktan ölüp bitiyorduk.

sizi ailece bekliyoruz biliyorsun, yarışma için ben hazırım :)dört göz bekliyorz.

Lotus dedi ki...

Tek Kelime ile yorumum:

"KAÇIRDIK" :(

SBS Annesi ben LOTUS

losstime dedi ki...

özgürlüğün resmidir bu işte.. uçmak uçmak uçmak... yorgunluk bile hoş gelir insana ne mutlu. seni görmek güzeldi çello çalan kedi.

SeV@L dedi ki...

En sonunda beklenen fotoğraflar. :)

Pazar günü hınca hınç dolup taşan bir evin içinde bir sağa bir sola koşturup dururken ve beynim zonklamayı kendine adet edinmiş, bana işkence ederken; "Şimdi Çello ile uçurtma uçuruyor olmak vardı anasını satayım" dedim sık sık.

:) Necmi de pek şekermiş. Çello Çalan Kedi de. :)

çello çalan kedi dedi ki...

Lotus :( sınava az kaldı ama hadi sonrası güzel bak.

Losttime yorgunluk evet o bile güzeldi haklısın.

Sevalim, aslında fotoğraf çekemedim, olayın içindeydim ya, dışına çıkıp da neler oluyor diye bakamadım bile, biraz daha fotoğraf koyayım dedim ama bu kadar çıkabildi.

O günden parmaklarımızda ip kesikleri duruyor hala, bundan sonra eldivenim olacak, önceden bantlayacağım, hazırlıklı olacağım bundan sonra:)

Bi de yazmayı unutmuşum, uçurtma avcısı kitabında Emir'in diğer uçurtmaları nasıl düşürdüğünü okurken anlamamıştım, pazar günü anladım artık.

Gks kork benden !

çello çalan kedi dedi ki...

losttime değil losstime olduğunu bildiğim halde ikidir yanlış yazıyorum buradan bunu da düzelteyim :)

janisjr dedi ki...

bu pazar buyuk ıhtımal bız de bu ıslere soyunucaz sorgun yaylasında. sizinki kadar coşkulu olur mu bılmem ama pek bı heveslendırdın benı de:)

çello çalan kedi dedi ki...

Janiis, parmaklarının boğum yerlerini bantla bi de eldiven bulursan ooo süper olur :)

gks beni hiç uyarmadı ben uyarayım bari seni :p
imza :çelloçalarkentaşatabilenkedi

Aylak Kedi dedi ki...

tam da bildiğim kedi.
necmi benim olmalıydı

gri kent sakini dedi ki...

ooo ne eldiveni bulaşık mı yıkayacağız hey :) o gerginliği parmaklarının boğumlarında hissetmezsen hiç olur mu , özgürlüğün nasıl bir istek olduğunu hissettirecek sana o ip , ve izi kalacak parmaklarında ki sonra bakıp tatlı tatlı tebessüm edeceksin değil mi?

çello çalan kedi dedi ki...

ya ama gks az buz değil çok kesti ama bu bakış açısı ile sen de haklısın...

gri kent sakini dedi ki...

biz küçükken ağaç parçalarına sarardık ipi eğer çok keskin ve inceyse tabi , sende öyle yap olmazsa ama eldiven olayını hiç tasvip etmedim bak cık cık :)